banner565

banner614

banner472

banner458

banner457

Hız, güvenlik ve maliyet optimizasyonu, esneklik ve çeviklik sağlıyor: Sürdürülebilir taşımacılık ve lojistik için; ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’

Dünyanın ve Türkiye’nin gündeminin başköşesinde yer alan iklim krizi ve iklim değişikliği; taşımacılık ve lojistik sektörünü de yeniden biçimlendiriyor. Türkiye’nin; Dünya’nın taşımacılık ve lojistik üssü, transit ticaret merkezi ve tedarik zinciri yönetim merkezi olma iddiası, Türkiye taşımacılık ve lojistik şirketlerinin ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’ alanındaki başarılı uygulamalarıyla güçleniyor.

DOSYA 01.05.2023, 00:00 24.05.2023, 09:14
20702
Hız, güvenlik ve maliyet optimizasyonu, esneklik ve çeviklik sağlıyor: Sürdürülebilir taşımacılık ve lojistik için; ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’

Pandemi sonrası kırılan tedarik zincirleri, ikiz dönüşüm diye adlandırılan yeşil ve dijital dönüşümü zorunluluk haline getiren iklim krizi ve iklim değişikliğiyle birlikte Dünya taşımacılık ve lojistik sektörü yeniden biçimleniyor. Üretiminin büyük çoğunluğunu Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihraç eden ve Avrupa pazarına yakınlığı, üretim, sanayi ve ihracattaki başarılarıyla dikkat çeken Türkiye için Dünya’nın taşımacılık ve lojistik üssü, transit ticaret merkezi ve tedarik zinciri yönetim merkezi olma fırsatı devam ediyor.
Uzmanlar, bu fırsatın Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ciddi katkı sağlayacağını belirterek, geleneksel taşımacılık ve lojistik yöntemlerinin yerini daha hızlı, güvenli, maliyet optimizasyonu, verimlilik, esneklik ve çeviklik sağlayan, birçok taşıma modunu bir arada kullanan çevreci yeni nesil taşımacılık ve lojistik çözümlerine; ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’a bıraktığını ifade ediyor.
Uzmanlar, ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’ alanında faaliyet gösteren taşımacılık ve lojistik firmalarının, ulusal ve uluslararası ölçekte yenilikçi hizmetler sunmaya devam ettiğini de kaydediyor. Türkiye’nin, Dünya’nın taşımacılık ve lojistik üssü, transit ticaret merkezi ve tedarik zinciri yönetim merkezi olma iddiası, Türkiye taşımacılık ve lojistik şirketlerinin ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’ alanındaki başarılı uygulamalarıyla güçleniyor. Uzmanlar, transit taşımacılığın arttırılması ve Türkiye’nin transit ticaret merkezi haline getirilmesinde; taşımacılık ve lojistik sektörüne yönelik yatırımlara destek verilmesi ve çevre dostu teknolojilere yatırım yapılmasının da öneminin altını çiziyor.

İntermodal Taşımacılık nedir?
İntermodal taşımacılık; “En genel tanımıyla taşıma aracı değişmeden en az iki farklı taşımacılık modu kullanılarak yapılan taşıma operasyonları. İntermodal taşımacılık yapılırken yüklerin yer aldığı taşıma araçları veya konteyner çeşitleri değişikliğe uğramaz. Yükün birden fazla noktaya ulaşmasını da sağlamaktadır” diye tanımlanıyor.
Bir başka tanıma göre; “İntermodal (modlararası) yük taşımacılığı; mod değiştirirken yükün kendisinin herhangi bir şekilde elleçlenmeden, birden fazla taşıma modu (örneğin; demiryolu, gemi, uçak ve kamyon) kullanılarak intermodal bir konteyner veya araç içinde taşınmasını içerir. Yöntem, kargo elleçlemeyi azaltır ve böylece güvenliği artırır, hasar ve kayıpları azaltır, yükün daha hızlı taşınmasını, maliyetlerin azaltılmasını sağlar.” Bir diğer tanımsa şöyle: “İntermodal taşımacılık, taşıma şekilleri değiştirilirken yük üzerinde herhangi bir işlem yapmadan birden fazla noktaya yükün birden fazla taşıma modeliyle taşınması yöntemidir. İntermodal taşımacılık kapsamında, ürünlerin treylerden çıkarılmasına gerek olmadan doğrudan bir taşıma modelinden diğerine geçmesini sağlayan özel treylerler kullanılmaktadır.”
İntermodal taşımacılık; şöyle de tanımlanıyor: “İntermodal taşımacılıkta herhangi bir ürün veya hammadde aynı taşıma kabı içinde, hiç açılmadan ve yüke hiç dokunulmadan farklı lojistik servis türleri arasında transfer olmaktadır. Ağırlıklı olarak karayolu-denizyolu ve demiryolu servisleri arasında geçiş sağlanmakta, kombinasyonlar geliştirilmektedir.”

Multimodal Taşımacılık nedir?
Multimodal taşımacılık (kombine taşımacılık); şöyle tanımlanıyor: “Tek bir sözleşme kapsamında, ancak en az iki farklı taşıma modu ile gerçekleştirilen malların taşınmasıdır. Taşıyıcı, birkaç farklı taşıma türüyle (örneğin; demiryolu, deniz ve karayolu) gerçekleştirilmesine rağmen taşımanın tamamından (hukuki anlamda) sorumludur. Taşıyıcı, tüm taşıma araçlarına sahip olmak zorunda değildir ve pratikte genellikle sahip değildir; taşıma genellikle alt taşıyıcılar tarafından gerçekleştirilir. Taşımanın tamamından sorumlu taşıyıcı, çok modlu bir taşıma operatörü veya MTO olarak adlandırılır.” Bir başka tanıma göre; “Multimodal taşıma, tüm lojistik servis türlerinin kombinasyonunu içeriyor.  İhtiyaç duyulursa yükün türüne göre ve yapılacak optimum planlama çerçevesinde farklı taşıma türlerine rahatlıkla dönüştürülebiliyor. Operasyonun başından sonuna kadar tek bir taşıyıcının sorumluluğunda yürütülen süreçte yükleme adresinden varış noktasına kadar kullanılan her taşıma modülü için toplamda tek bir taşıma sözleşmesi düzenlenmesi gerekiyor. Multimodal taşımacılıkta aslolan yükün varış noktaları arasındaki yolculuğunda en az iki farklı lojistik servis türünün kullanılması. Genellikle dökme yüklerin taşınmasında kullanılan bir lojistik modu.”

“Dünyayı Türkiye’ye bağladık”
‘Türk Demiryolu Sektöründe İntermodal Taşımacılık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi’nin Ankara’daki açılış toplantısına; Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Yunus Emre Ayözen, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Burak Aykan ile AB Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölümü Başkanı Angel Gutierrez Hidalgo de Quintana, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları  (TCDD) Genel Müdürü Hasan Pezük, TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürü Ufuk Yalçın  katıldı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin her köşesini birbirine bağladıklarını, bununla yetinmediklerini ve dünyayı Türkiye’ye bağladıklarını söyledi. 2003-2023 döneminde 194 milyar dolarlık yatırımı Türkiye’ye kazandırdıklarını belirten Karaismailoğlu, şunları kaydetti: “İnşa ettiğimiz alternatif güzergahlarla, ulaştırma koridorlarıyla, ticaret yollarıyla etki alanımızı daha da geliştirmeye kararlıyız. Orta Koridor’un çok önemli bir ayağını teşkil ederek ülkemizin lojistik hareketlilikten alacağı payı artırdık. Tüm ulaşım hizmetlerini kat be kat artıran politikalar ve faaliyetlerle dünyada en hızlı gelişen ülkelerden biri haline geldik. Dünya ticaretinde söz sahibi olmamız için büyük bir hamle olan Orta Koridor’un ürettiği ve üreteceği potansiyel ortadadır.”

“Yurt dışı yük taşımacılığında demiryolunun payı 10 kat artacak”
Millete, milli ekonomiye her zaman alternatif kanallar sağlamak için çalıştıklarını, bu kapsamdaki yeni hamlenin ise ‘Kalkınma Koridoru’ olduğunu aktaran Karaismailoğlu, “Basra Körfezi’ndeki Irak’ın Fav Limanı’ndan Türkiye sınırına kadar yapılacak demir ve kara yollarından oluşacak koridor sayesinde, Hint Okyanusu’ndan Avrupa, Akdeniz, Karadeniz ve Kafkasya’ya bağlantılar kuracağız” dedi.
Bakan Karaismailoğlu, demiryolu yatırımlarındaki hedeflerine ilişkin bilgiler de verdi: “Demiryolunun taşımacılıktaki oranının 2029 yılında yüzde 11’in üzerine yükselmesini, 2053’te ise yaklaşık yüzde 22 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Yurt dışı yük taşımacılığında demiryolunun payını 10 kat artırmayı, demiryolu yolcu sayısının 2035 yılında 145 milyonu, 2053 yılında ise 269 milyonu geçmesini hedefliyoruz.”
Bakan Karaismailoğlu, diğer ulaşım modlarındaki yatırımların da devam edeceğini anlattı: “Netice olarak, demiryolunun yük taşımacılığındaki payı 2019’dan 2053’e kadar 7 kattan fazla artacak. Bu rakamlar aynı zamanda karbon salımının ciddi anlamda azaltılması anlamına geliyor. Elbette diğer ulaşım modlarındaki yatırımlarımıza da gereken önemi vererek, ülkemize yeni, hızlı ve konforlu bir altyapıyla daha sürdürülebilir, güvenli, çevreci, erişilebilir, kapsamlı, hızlı ve teknolojik olarak daha yenilikçi bir ulaştırma imkanı kazandırma çabamızı sürdüreceğiz. 2053 yılına kadar, demiryolu ağımız 13 bin 22 kilometreden 28 bin 590 kilometreye çıkacak. Hızlı tren bağlantısına sahip il sayımız 8’den 52’ye yükselecek. 2053 yılına kadar yapacağımız yaklaşık 190 milyar dolarlık yatırımlarımızla, sektörün milli gelirimize katkısı 2053’e kadar 1 trilyon doları geçerek, yatırım bedelinin 5 katından fazlasını ülkemize kazandıracaktır. Ayrıca üretime 2 trilyon dolar, istihdama 28 milyon kişilik fayda sağlayacağız.”
“Demiryollarında serbestleşmeyle özel sektörün yolcu ve yük treni işletmeciliği yapabilmesinin önünü açtık”:  Gelecek dönemde Türkiye’nin eşsiz coğrafi konumundan da yararlanarak, lojistikte küresel ve bölgesel bir merkez haline gelmenin, karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu ve haberleşme ağını ekonomik, etkin, verimli, emniyetli, çevreye duyarlı ve afetlere dayanıklı şekilde daha da geliştirmenin temel öncelikleri olduğunu söyleyen Karaismailoğlu, şu bilgileri verdi: “Serbestleşen demiryolu sektöründeki işletmecilerin, adil ve sürdürülebilir rekabet ortamında hizmet verebilmeleri için sektörün düzenleyici makamı ve ulusal emniyet otoritesi olarak, mevzuat çalışmalarını Bakanlığımız bünyesinde AB müktesebatına uyumlu biçimde sürdürüyoruz. Demiryollarında başlattığımız serbestleşmeyle birlikte özel sektörün yolcu ve yük treni işletmeciliği yapabilmesinin önünü açtık. Bu kapsamda, 3 şirketi demiryolu yolcu tren işletmecisi, 4 şirketi ise demiryolu yük tren işletmecisi olarak yetkilendirdik. 2022 yılında demir yollarındaki toplam 38.5 milyon ton yükün yüzde 16’sı özel demir yolu tren işletmecileri tarafından taşındı. Demiryolunda taşımacılık payının daha da artırılması için, yatırım ve işletmecilik maliyetlerinin düşürülmesi, karasal yükün demiryollarına kaydırılmasının cazip hale getirilmesi çalışmalarımız devam ediyor.”

“Ulaştırma sektöründe küresel rekabet gücünü artıracağız”
Avrupa Birliği ile ortaklaşa finanse edilen ‘İntermodal Taşımacılık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi’ ile intermodal taşımacılıkta demiryollarının payını artırmayı hedeflediklerini açıklayan Karaismailoğlu, özellikle bu alanda Türkiye’nin gelişimini sağlamak ve sadece ulusal kapsamda değil, uluslararası da bağlantıları kurarak daha çevreci ve konforlu bir ulaşım sistemini oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti: “Bundan sonrası için de artan çevresel kaygılar, düşük emisyon hedefleri ve Türkiye’nin Orta Koridor üzerine olan stratejik hedefleri doğrultusunda demiryolu yatırımlarına daha da ağırlık vereceğiz. Bu amaçla 2053 yılında 28 bin 590 kilometre hat uzunluğuna ulaşmayı hedefliyoruz.”
Projeyle demiryolu bağlantılı lojistik merkezler ağı sayesinde, Türkiye’nin lojistik kapasitesini, verimliliğini güçlendirmeyi ve yük taşımacılığında demir yolunun payını artırmayı hedeflediklerini aktaran Karaismailoğlu, bunun yanı sıra demiryolu altyapısının diğer ulaştırma modlarıyla entegre şekilde geliştirilmesini, intermodal taşımacılığın güçlendirilmesini sağlayacaklarını ve bu sayede ulaştırma sektöründe küresel rekabet gücünü artıracaklarını sözlerine ekledi.

“Türkiye’nin lojistik kapasitesi ve verimliliği güçlenecek”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Yunus Emre Ayözen, projeye ilişkin şu bilgileri aktardı: “Türk Demiryolu Sektöründe İntermodal Taşımacılık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi, hem ülkemiz sınırları içinde hem de sınırlarımız dışındaki yük taşımacılığındaki entegrasyon için büyük önem arz ediyor. Avrupa Birliği IPA Fonu ile 24 ay boyunca sürecek projemizin, bedelin yüzde 85’i IPA fonlarından, yüzde 15’i ise Bakanlık bütçesinden karşılanacak. Projemiz sonucunda daha da güçlendireceğimiz ‘demiryolu bağlantılı lojistik merkezler ağı’ sayesinde, ülkemizin lojistik kapasitesini ve verimliliğini güçlendirecek ve yük taşımacılığında demiryolunun payını artıracağız. Bunun yanı sıra demiryolu altyapısının diğer ulaştırma modlarıyla entegre şekilde geliştirilmesine, intermodal taşımacılığın güçlendirilmesine katkı sunacağız.”
Proje kapsamında Türkiye’de intermodal taşımacılığın talep, hizmet ve altyapı düzeyleri, kullanılan teknoloji ve iş modellerinin yanı sıra politika, yasal ve kurumsal çerçeve bağlamında durum analizi yapılacağını kaydeden Ayözen, akabinde demiryolu temelli intermodal taşımacılığın rekabet edebilirliğini artıracak yönlerin analizleriyle intermodal taşımacılığın geleceğine yönelik gerçekçi talep tahminlerinin ortaya konulacağını söyledi: “Demiryolu yük taşımacılığının ulaşım modları arasındaki payının artırılabilmesi için yasal altyapıda gerekli düzenlemeleri yapacağız.”

Sektörde sorunlara çözüm; ‘İntermodal ve Multimodal Taşımacılık’
UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy; yaşanan salgın krizinin lojistik maliyetleri en üst seviyeye çıkardığını, lojistik sektöründe söz konusu maliyeti arttıran birçok unsurun ortaya çıktığını belirterek; ithalatı kısıtlayıcı tedbirler çerçevesinde Türkiye’den ihraç edilen yükleri taşıyan araçların boş dönüş yapmak zorunda kalmalarının navlun fiyatları üzerinde etkili olduğunu söylüyor.
Ayşem Ulusoy, Türkiye’nin hizmet ihracatında büyük paya sahip olan lojistik sektörünün öne çıkan gider kalemleri arasında navlun fiyatları dışında yakıt fiyatlarındaki artış, döviz kurlarındaki yükseliş, yol ve geçiş ücretleri, lastik/yedek parça fiyatlarındaki artışın Pandemi döneminin söz konusu zorlukları arasında yer aldığını ifade ediyor. Ulusoy, lojistik maliyetlerdeki bu artışın, taşınan malların nihai tüketiciye ulaştığındaki fiyatları da doğrudan etkilediğine değiniyor.

“OSB’lerin demiryoluyla limanlara bağlanması çok önemli”
Ayşem Ulusoy, tüm bu sorunların çözümünün yeni nesil taşımacılık ve lojistik çözümü olan ‘intermodal ve multimodal taşımacılık’ olduğuna dikkat çekiyor: “Tüm bu sorunların çözümü için intermodal taşımacılığın geliştirilmesi, demiryolunun karayoluna alternatif bir taşıma moduna dönüştürülerek hem iç pazarda hem de dış ticaretteki payının artırılması ve böylelikle karayolu üzerindeki baskının azaltılması gerekmektedir. Limanların demiryolu bağlantılarının yapılması, doğu-batı yönünde kesintisiz demiryolu taşımacılığının yapılabilmesi, OSB’lerin demiryolu ile limanlara bağlanması önemli gündem maddelerimiz olmalıdır. Transit taşımacılığın arttırılması ve ülkemizin transit ticaret merkezi haline getirilmesi, sektöre yönelik yatırımlara destek verilmesi ve çevre dostu teknolojilere yatırım yapılması da önem arz etmektedir.”

Sürdürülebilirlik için; intermodal ve multimodal taşımacılık: Ayşem Ulusoy, özetle şu önemli noktalara dikkat çekiyor:
• İntermodal taşımacılıkta denizyolu, demiryolu, havayolu, karayolu taşıma türleri birbirine entegre edilebilen temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Böylelikle uygun taşıma türlerinin seçilmesiyle hız, güvenlik ve maliyet optimizasyonu sağlanarak taşımacılık yapılabilmektedir. Bu nedenle sürdürülebilir taşımacılığın önemli ayaklarından intermodal taşıma, taşıma sistemlerinin daha etkin kullanımını sağlayan türler arasındaki tamamlayıcılık ve entegrasyon düzeyinin kaliteli bir göstergesi olarak kabul görmektedir.
• Dünya ticaretinde ‘Çin merkezli üretim, Avrupa ve Amerika merkezli tüketim’ odaklı mal hareketlerinde, maliyete dayalı taleplerin karşılandığı denizyolu ve hıza dayalı taleplerin karşılandığı havayolu taşımacılığının alternatifi son on yılda artan bir ivmeyle konteyner ile yapılan intermodal demiryolu taşımacılığı olmuştur.
• İntermodal taşımacılığın gelişmesinde anahtar rol oynayan faktörlerden biri taşımacılıkta demiryolunun payının arttırılmasıdır. Özellikle demiryolu-karayolu taşımacılığı kombinasyonu kısa mesafeli taşımalarda karayolunun esnekliği ile uzun mesafeli taşımalarda demiryolunun maliyet avantajlarını bir araya getiren bir yöntemdir. Avrupa’da Ro-Ro gemileri ile limana ulaşan karayolu araçları güzergahlarına demiryolu kullanarak devam edebilmekte ve son varış noktalarına karayolu kullanarak ulaşabilmektedir.
• Lojistik merkezler çoklu ulaşım ağları ile entegre edilerek hızlı, verimli, düşük maliyetlerle süreçleri yönetebilme olanağı sağlaması açısından ciddi imkanlar yaratmaktadır. Bu nedenle limanlarımızın, istasyonlarımızın, multimodal taşımalara olanak sağlayacak imkân ve kabiliyetlere cevap verecek nitelikte tasarlanması ve bu modellere uygun işletilmesi gerekmektedir.
• Lojistik merkezlerin gelişimi için UTİKAD olarak uzun yıllardır demiryolu ağının lojistik merkezlere bağlanmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının kamu teşviki mekanizmaları ile hayata geçirilmesini önermekteyiz ve ülkemizin kısa-orta vadede bu adımları atması gerektiğini düşünmekteyiz. Özellikle Pandemi sürecinin tüketim alışkanlıklarında yarattığı değişim ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sektörümüzü dünya ticaret yolu haritasını yeniden çizmeye zorladığı şu günlerde lojistik merkezler, üs olma hedefinin gerçekleşmesini sağlayacaktır.”

İntermodal ve multimodal taşımacılığın sunduğu faydalar
• Zamanında, verimli, düşük maliyetli ve çevre dostu taşımacılık hizmeti sunulmasını sağlıyor.
• Süre açısından hassas yükler için ciddi avantajlar; zaman ve maliyet tasarrufu, hız ve esneklik sunuyor.
• Güvenilir taşımacılık hizmeti, sabit taşıma süreleriyle; trafik yoğunluğu, zorlu hava koşulları, sınırlarda bekleme gibi sorunlar ne olursa olsun, herhangi bir etkilenme olmadan yükler belirtilen zamanda istenen yere sevk ediliyor.
• Sevkiyatlarda yönetim ve kontrol son derece kolay, bu da daha planlı ve sistematik bir sevkiyat yapma olanağı sağlıyor.
• En önemli avantajı ekolojik bir yöntem olması; dolayısıyla en çevre dostu taşıma yöntemlerinden biri. Karayolu taşımacılığıyla birlikte ortaya çıkan karbon salınımları multimodal taşımacılıkla yüzde 75 azaltılabiliyor.

İntermodal taşımacılık ve multimodal taşımacılık arasındaki farklar
• Multimodal taşımacılıkta, yükleme adresi ile adres arasında kullanılan her taşıma türü için bir nakliye sözleşmesi imzalanır, intermodal taşımacılıkta ise her bir taşıma modu için çeşitli nakliye sözleşmeleri imzalanır. Multimodalde bir taşıyıcı nakliye işlemini yönetirken aynı zamanda bu taşıyıcı tüm süreçten, intermodalde ise; işlemden birkaç taşıyıcı sorumludur.
• Multimodal taşımada yükler, bulundukları taşıma kaplarından başka taşıma kaplarına aktarılarak lojistik servis değişikliği sağlanıyor. İntermodal taşımacılıkta ise yüklerin taşıma kaplarında herhangi bir değişiklik olmaz ve yük mevcut kabı ile birlikte başka bir lojistik servise aktarılıyor.
• Multimodal taşımacılıkta ihtiyaca göre tüm lojistik servis türlerinin kombinasyonu söz konusu olabiliyor. İntermodal taşımacılıkta ise genellikle demiryolu, denizyolu ve karayolu servisleri kullanılıyor.
Her iki taşıma türünde de ülkeler arası geçişlerdeki kurallardan veya sınırlandırmalardan yoğun şekilde etkilenilmesi söz konusu değil. Özellikle işini doğru yöneten ve tecrübeli bir ekiple çalışıldığında günümüzün en modern taşımacılık metotlarından rahatlıkla faydalanmak, operasyonel yükünü azaltırken, verimliliği artırmak mümkün.

ALIŞAN Lojistik’in %75’ini PSA International satın aldı
Sektöründe lider küresel lojistik şirketler grubu ve global kargo pazarının güvenilir ortağı olan PSA International Pte Ltd. (PSA), Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında yer alan uluslararası lojistik hizmet servis sağlayıcısı ALIŞAN Lojistik A.Ş. (ALIŞAN) ile ortaklık anlaşması imzalayarak ALIŞAN’ın %75 hissesini satın aldı. Sürecin sonunda ALIŞAN, PSA’nın kargo çözümleri grubu olan PSA BDP’nin bünyesinde yer alacak.
“Türkiye’nin uzun vade büyüme potansiyeline inancımız tam”: ALIŞAN’a çok benzeyen yapısı, müşteri odaklılığı, modern teknolojiyi benimsemesi ve küresel bazdaki işgücü çeşitliliğine yönelik iddialı taahhütleriyle dikkat çeken PSA’nın Grup CEO’su Tan Chong Meng, ortaklarıyla yakın çalışarak liman sonrası lojistik ve tedarik zinciri çözümleri sunduklarını söyledi: “Türkiye’nin uzun vade büyüme potansiyeline inancımız tam ve bu yatırım, PSA ağını genişletme ve müşterilerimize sunduğumuz kapasiteyi arttırma bakımından stratejik duruşumuzu teyit ediyor. PSA BDP ile ALIŞAN birleşmesinin birbirini tamamlayan güçlerini kaldıraç olarak kullanarak, Türkiye ve diğer coğrafyalarda ortaklarımıza, müşterilerimize son derece kapsamlı, uçtan uca, sözleşmeli lojistik ve taşıma hizmetleri sunacağız. Böylece daha akıcı, güçlü ve sürdürülebilir ticareti sağlama misyonumuza bir adım daha yaklaşmış olacağız.”
“38 yıllık aile şirketimiz tarihinin en önemli ve büyük adımını atıyor”: 1985’te Ertuğrul Alışan’ın merkezini İstanbul’da kurduğu, 2. neslin yönettiği aile şirketi ALIŞAN, 1.600’den fazla çalışanıyla başta tehlikeli kimyasallar olmak üzere, kimya sanayisi, hızlı tüketim ürünleri, gıda, tarım ve daha birçok sektördeki müşterilerine uluslararası nakliye, depo / antrepo, dökme kuru yük, dökme likit ve enerji taşımacılığı gibi hizmetler sunuyor.  Sektörde “kontrat lojistiği” diye de ifade edilen entegre lojistik hizmetleriyle müşterilerinin taleplerini A’dan Z’ye kurgulayıp ihtiyaca özel katma değeri yüksek çözümler geliştiren ALIŞAN’ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Damla Alışan, satışın tamamlanması için Rekabet Kurulu’ndan onay beklendiğini ve satışın 2023 ortasına kadar tamamlanmasının planlandığını açıkladı: “38 yıllık aile şirketimiz, tarihinin en önemli ve büyük adımını atıyor. Bu uyumlu birleşme, bir yandan gelecek büyüme stratejimizin başarıya ulaşmasının temelini oluştururken; diğer yandan hizmet ve faaliyetlerimizi dünya çapında çok daha geniş bir ölçeğe ve güce taşıyarak müşterilerimize sağladığımız servislerimizi ilerletme, geliştirme olanağı sağlayacak. Dünya çapında, Türkiye’nin önde gelen bir markası olarak bilinirken artık PSA’nın varlığı, bilgi birikimi ve tecrübesiyle global bir oyuncu olma yolunda adım atıyoruz.”

Yorumlar (0)