Yıl 1992; Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu Belgin Güven’in hedefi gazeteci olmaktır. Günaydın Gazetesi Ekonomi bölümünde stajyer muhabir olarak iletişim sektörüne adım atan Güven, 1993’te Sabah Gazetesi İstihbarat bölümündedir, 1996’da ise MPR Halkla İlişkiler’de. Haberciliğe geri dönmektir amaç, ekonomi servisine. Ancak Güven farkeder ki gazetelere gönderilen basın bültenleri aslında halkla ilişkiler ajansları tarafından yönlendirilen haberlerdir çoğunlukla. Halkla ilişkiler ajansında da etkin gazetecilik yapılmaktadır. 1997-98 yıllarında Alice BBDO’da müşteri temsilcisi olan Güven, 2000-2004 yılları arasında Capitol Halkla İlişkiler’de müşteri direktörlüğü yaparken Nigar Kalyoncu ile tanışır. Güven’in annesi eczacı, Kalyoncu’nun eşi doktor olunca sağlıkla ilgili her alanda birlikte uyumla çalışırlar. 2004 yılında Karahan Tekstil’de Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü olan Güven, 2007 yılında İletişim Ofisi’ni kurar. İlk müşterisi Tiffany ve Orsem Ortepedics isimli bir implant firmasıdır. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası sırasında Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından 120 ülkeden 13-14 yaş grubu çocuklar Türkiye’de ağırlanır, İletişim Ofisi medya ilişkilerini yürüttüğü etkinlikle Uluslararası Proje Dalı’nda Altın Pusula Ödülü alır. 2011’de sektörün gidişatı değişmeye başlar yükselen mecra artık sosyal medyadır. Belgin Güven, 2011 yazında New York Üniversitesi’nde, 3 aylık Sosyal Medya Pazarlama ve Strateji Yönetimi eğitimi alır.

İletişimin bir bütün olduğunu belirten Belgin Güven, “Bir markayı 360 derece kavrıyoruz.  Etkinlik planlamadan, habere, reklamdan medya planlama ve satın almasına kadar firmanın neye ihtiyacı varsa onunla ilgileniyoruz, bu nedenle biz çözüm ortaklarımızın İletişim Ofisi’yiz” diyor. Öncelikle firmanın hangi mecraya ihtiyacı olduğunu tespitle işe başladıklarını aktaran Güven, firmaların ihtiyacına göre konusunda uzman ajanslarla ortak çalışmalar yürüttüklerini söylüyor. Fikir ve konsepti belirledikten sonra yani içerik yönetiminin ardından uygulama kısmını ajanslardan talep ettiklerini anlatan Güven, “Müşterimizin ve bizim de yaptığımız araştırma ve analiz çalışmalarının ardından müşterimizin iş ve iletişim hedefini oluşturuyoruz. İlk işimiz tespit. Stratejilerimizi buna göre belirliyoruz. İş hedefine ulaşacak iletişim hedefini hayata geçirmek için fikrin neye ihtiyacı varsa o disiplinin içinde o ilişkiyi kurup ona göre hareket ediyoruz. Tek bir fikrin etrafında buluşmak ve bu noktada firma için çalışan ajansların fikri birlikte uygulaması önemli. Müşterimiz neyi tamamlayınca işi tamamlanmış görüyor, ihtiyacı nedir, bizim başarı kriterimiz budur.”

Oluşturdukları içeriğin amacına hizmet etmesi gerektiğini vurgulayan Güven, iş hedefleri çerçevesinde oluşturulan iletişim hedeflerinin amaca kilitlenmesinin başarıyı artırdığına inanıyor. Müşteriyle aynı dili konuşmak da çok önemli, bir de işi sevmek. Güven anlatıyor: “İşi sevmezsen, yapamazsın, çok zor. Mutsuz olmamak gerekiyor. Motivasyonu çok yüksek bir meslek, özveri, fedakarlık gerektiriyor. Deneyimli olmak, empatiyi de beraberinde getiriyor. İşimizi severek yaptığımız için başarıyı da yakalıyoruz.” 

İletişim Ofisi ile hedeflere ulaşabilmek

Belgin Güven, “İletişim Ofisi markanızın, ürününüzün ve/veya hizmetinizin rakiplerinizden farklı algılanmasını sağlar. Pazarlama iletişiminin gerektirdiği tüm güncel yöntem ve teknikleri araştırır ve bunların içinden size uygun olanları kullanır. Markanızla ve kuruluşunuzla ilgili mesajların kamuoyunda tutarlı bir şekilde yer alması için gerekli planlamaları yapar. Medya mensupları ile uzun vadeli ve kalıcı ilişkiler kurmanıza aracılık eder. TV ve radyodaki canlı yayınlar öncesinde gerekli eğitim sürecini tamamlatır ve sizi yayına hazırlar” diye konuşuyor. Güven, müşteri odaklılık, gazetecilikten yetişmiş kadrolar, ihtiyaçları doğru kavrama ve etkin medya planlaması özellikleri nedeniyle tercih edildiklerini ifade ediyor.

Hayat ve iş konusunda meydan okumayı sevdiklerini vurgulayan Güven, bu nedenle doğal doğumu savunan İstanbul Doğum Akademisi ile çalıştıklarını anlatıyor. Kadınları normal doğuma hazırlayan kurum hakkında farkındalık ve bilinç yaratma çalışmaları yaptıklarını aktaran Güven, “İnanılmaz bir keyifle çalıştık” diyor.

Hedef; ilk 10’a girmek

Belgin Güven, “Büyümek isteyen bir ajansız, sağlık, bilişim ve otomotiv sektörlerini hedefliyoruz, uzun vadede inşaat ve gıda sektörlerine de hizmet vermek istiyoruz” diye konuşuyor. Aynı sektörde rakip olmadığı sürece farklı firmalara hizmet verdiklerini ifade eden Güven, bu tercihin ajansa, o sektörde ciddi bir know-how birikimi kazandırdığına inanıyor. Güven, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’nin ilk 10 halkla ilişkiler ajansından biri olmak istediklerini açıklıyor: “Uluslararası işbirlikleriyle büyümeyi de hedefliyoruz, biraz daha büyümek istiyoruz. Bu yıl yüzde 50 büyüdük. 2013 yılında en az bu yılki kadar büyümeyi hedefliyoruz.”



İnandığınız iş, daha başarılı olur

Nigar Kalyoncu, Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu. Sektöre 1998’de Capitol Halkla İlişkiler’de asistan olarak adım atan Kalyoncu, medya ve müşteri ilişkilerinde çeşitli görevlerin ardından 2004’te müşteri direktörü olur. 2010’da ikizleri olur, onlarla daha fazla ilgilenebilmek için bir ara verir. Kalyoncu, 2012 yılı başından itibaren İletişim Ofisi’ne Yönetici Ortak olarak katılır. “Her ikimizde İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği Üyesi’yiz” diyen Kalyoncu, kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde bu derneğe gönüllü olarak halkla ilişkiler hizmeti verdiklerini anlatıyor. Derneğe verdikleri hizmet nedeniyle Kanada’da bir ajansla ortaklık kurduklarını da anlatan Kalyoncu, uluslararası işbirliklerine açık olduklarını kaydediyor.

Her yeni müşterilerinin kendilerine bir başka yeni müşteri kazandırdığını anlatan Kalyoncu, “İnandığımız kurumları temsil etmeyi seviyoruz. İçerik değeri olan bir konuyu sunabiliyoruz. İnandığınız iş daha başarılı oluyor. Müşteriye inanmak, empati kurmak bizim için çok önemli” diyor.

Güçlenmek, güçlendirmek

Müşterinin bütçesine göre kaynaklarını en doğru şekilde kullanmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Kalyoncu, yükselen mecranın internet özellikle de sosyal medya olduğuna değiniyor, yine de konvansiyel medyanın tükeneceğini düşünmüyor. Kalyoncu, İletişim Ofisi’nin logosunda “power (güç)” tuşu sembolü bulunmasını şöyle açıklıyor: “Logomuzdaki kırmızı Power tuşu; iç içe geçmiş İO harfleri ile şirketimizin adını oluşturuyor. Aynı zamanda kurumsal iletişimde şirketler için güç kaynağı olduğumuzu sembolize ediyor. İletişimde ‘güç’. Hem güçleniyoruz, hem de markalarımızı güçlendiriyoruz. Tecrübe çok önemlidir, halkla ilişkilerde tecrübe ile tepki vermek, olası krizlere göre müşteriyi yönlendirmek önemlidir. Bazı sektörlerde kriz fırsata dönüşüyor, bazen de kriz yüksek etki gücüne sahip. Özellikle krizlerde halkla ilişkilere çok ihtiyaç duyuluyor. Kriz yönetiminde ise halkla ilişkiler daha öne çıkıyor. Marka kendi bakış açısını, gerçeklerini dile getirmeli.”

Halkla ilişkiler sektörünün son 15-20 yılda hızla ivme kazandığını ifade eden Kalyoncu, başarının doğru partnerle çalışmaktan geçtiğine dikkat çekiyor.   Kalyoncu, “15 yıllık iletişim danışmanlığı deneyimimizi ve birikimimizi çözüm ortaklarımızın hizmetine sunuyoruz. Alanında uzman gazetecilerden oluşan ekibimiz, aktarılacak mesajları, ürün, hizmet veya markadaki benzersiz özellikleri müşterimizle yapılan geniş bir röportaj sonrası ortaya çıkartıyor ve bu çalışma sonrasında markayı nasıl tanıtacağımıza hep birlikte karar veriyoruz” diye konuşuyor. Kalyoncu, farklarının mesleğin içinden gelen kadrolarında güçlerinin ise hızlı yanıt verebilme ve ihtiyaca odaklanabilmede yattığını dile getiriyor: “Bizden süratle yanıt alırsınız. Stratejiyi kısa, orta ve uzun vadeli olarak belirleyip hemen harekete geçeriz. Çalışmalarımızın somut sonuçları çok kısa sürede gözlemlenebilir. Karlılık odaklı değil, hizmet ve fayda odaklı çalışırız. Markalarımızla birlikte kazanacağımıza inanırız.”