banner472

banner458

banner457

banner505

01.04.2022, 00:00 12609

Yüksek Enflasyon Ortamında Yönetim Kurulları

Yüksek enflasyon dönemi, bir ‘belirsizlik’ veya ‘kaos’ dönemi olması bilinci ile şirket yönetim kurulu üyelerinin ‘kriz yönetimi’ bilgisi ve becerisi kazanması uygun olacaktır. Ünlü Romancı Dostoyevski; ‘belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericiydi’ diyor. Bu günlerde ekonomik ortam olarak ‘belirsiz’ ve diğer bir ifade ile ‘fırtınalı’ bir dönemin içindeyiz ve bir süre daha bu fırtınalı ortam içinde faaliyet göstereceğiz.  Ancak biliyoruz ki; ‘iyi kaptan fırtınada belli olur.’

Yüksek enflasyon ortamları, şirketlerin stratejik planlama ve bu doğrultuda bütçe planı yapmakta, talep tahmininde bulunmakta ve fiyat politikası belirlemekte zorlandıkları, üretim maliyetlerinin yükseldiği, işletme sermayesi ihtiyacının arttığı, bankaların kredi vermekte çok istekli olmadıkları, yatırımcıların daha çok faize yönelmeleri nedeni ile yatırım imkanının azaldığı yüksek belirsizlik içeren zor dönemlerdir.
Diğer taraftan, güncel enflasyon rakamlarını dikkate aldığımızda ülkemizin bir süre daha yüksek enflasyon ortamında kalacağını tahmin etmek zor değil. Sadece ülkemizde değil bütün dünyada enflasyonist ortamın giderek artacağı tahminini yapan uluslararası finans kurumları da mevcuttur.
Yüksek belirsizlik ve risk içeren enflasyonist ortamlarda şirketlerin başarılı olması ve belirlenen hedeflere ulaşması için stratejiler üretmesi gereken en üst kurum olan yönetim kurullarının bu belirsiz döneme farklı bir şekilde tepki vermesi kaçınılmazdır.
Şimdi yönetim kurullarının göstermesi gereken bu farklı tepkilere yakından bakalım.
Öncelikle bu dönemin öncelikli stratejik amacının ‘karlılık’ değil, ‘sürdürülebilirlik’ olduğu bilinci ile hareket edilmeli, şirket üzerinde kontroller arttırılmalı, daha sık yönetim kurulu toplantıları yapılmalı ve genel müdür ile istişareler arttırılmalıdır.
Bu dönemde şirketin öncelikli fonksiyonel alanının finans olduğu bilinci ile hareket edilmelidir. Çünkü şirketler bu dönemde üretim ve pazarlama problemlerinden daha çok nakit akışını kontrol edemedikleri için iflas ederler.
Yüksek enflasyon döneminde şirketin işletme sermayesi ihtiyacının artacağı dikkate alınarak, bu ihtiyacı karşılayacak tedbirler alınmalıdır. Bu maksatla, daha fazla banka ile çalışılmalı, bankaların davranışları yakından takip edilmeli, bankalardaki limitler ve ödemeler dengesi revize edilmeli, tahsilat yakın takibe alınarak, hızlandırılmalı ve bu hız ölçülebilmelidir.
Özellikle KOBİ ölçeğindeki şirketlerin bu dönemde krediye ulaşmaları zorlaşacağından, şirketin, eğer varsa, mali duran varlıkları dikkate alınmalı, onların dökümü yapılmalı ve mümkün ise bir kısmı elden çıkarılarak, işletme sermayesine katılmalıdır. Şirketin envanterinde olan duran varlıkların da bu dönemde değerleneceği düşüncesi ile böyle bir davranış için tereddüt edilebilir ancak ihtiyaç duyulan ilave krediye ödenmek zorunda kalınabilecek faiz, şirketin duran varlığının değer artışından daha fazla olabilir. İhtiyaç duyulan krediye hiç ulaşılamama riskinin de varlığını hatırdan çıkarmamakta fayda vardır.
Yüksek enflasyon dönemlerinde şirket genel müdürleri asli görevleri olan günlük operasyonlara konsantre olmaya devam ederken, yönetim kurulları dış dünyayı daha da yakından takip etmeye başlamalı, güncel gelişmeleri değerlendirmeli ve hızlı aksiyon almalıdır.
Yüksek enflasyon dönemi, bir ‘belirsizlik’ veya ‘kaos’ dönemi olması bilinci ile şirket yönetim kurulu üyelerinin ‘kriz yönetimi’ bilgisi ve becerisi kazanması uygun olacaktır.
Ünlü Romancı Dostoyevski; ‘belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericiydi’ diyor. Bu günlerde ekonomik ortam olarak ‘belirsiz’ ve diğer bir ifade ile ‘fırtınalı’ bir dönemin içindeyiz ve bir süre daha bu fırtınalı ortam içinde faaliyet göstereceğiz.  Ancak biliyoruz ki; ‘iyi kaptan fırtınada belli olur.’
Şirketlerin bu dönemde pazarlama, üretim, finans, satın alma, insan kaynakları ve lojistik departmanları olarak nelere dikkat etmeleri gerektiğine takip eden yazılarımda değineceğim.

Yorumlar (0)