İş, hobiler, dostlar ve toplumsal katkı olarak tanımlanabilecek alanlar arasında dengeli bir zaman bölüşümü ile “tüm bir hayat” değerini oluşturmayı felsefe edinen FARPLAS Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO Ömer Burhanoğlu, “Diğerlerinden farklı ne yapıyorsun?” diye soruyor.
Trabzon 1960 doğumlu Ömer Burhanoğlu, banka müdürü baba ve ev hanımı annenin ortanca oğludur. Babasının tayin olduğu İstanbul’da ilkokula başlar. Trabzon’la bağlar kopmaz, zamanında Rusya ile ticaret yapan Trabzonlu toprak ağası dede ile her yaz gidilir, fındık toplatılır, işçiler yönetilir. 100 küsür işçinin yövmiye defterini tutmakla başlayan iş, onları yönetmeye kadar giderek deneyim olur.
Haklı olan daima başkalarıdır
Ömer Burhanoğlu anlatıyor: “Annem müşteri odaklıdır, biz ne yaparsak yapalım, haklı da haksız da olsak diğer çocuklar hep haklıdır derdi.” Bugünkü müşteri yönetiminin yorumu galiba anneden geliyordur. Türk Ticaret Bankası müdürü babadan alınan ise iş disiplinidir. Sentez şuraya varmaktadır: “Müşterinin haksız olduğu konuyu bile ele alıp, o sorunu çözmek zorundayız.”
Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan abisinin izinden giden Burhanoğlu, üniversitenin makine mühendisliği bölümünü kazanır. Çocukluğundan beri herşeyin nasıl yapıldığına, üretildiğine ilgi duyan, oyuncaklarını bu uğurda parçalayıp söken Burhanoğlu anlatıyor: “Bu işleme ameliyat derdik. Her makinenin, oyuncağın nasıl çalıştığını merak ederdik, parçalar, söker, içine bakardık. Bir şeyi sıfırdan yapmak, onu oluşturmak, üretmek ve ürettiğinin bir yerde çalıştığını görmek çok keyifli bir iş. Sizi tatmin eden işin bir de yaratıcılık ve gelişim tarafı var tabii.”
Avrupa dersleri
Üniversitede önce İngiltere’de Manchester’da ITT’de 1 yıl, sonrasında İsviçre’de Brown Boveri Araştırma Merkezi’nde 2 yıl üstüste staj yapar. Bu stajlarının Burhanoğlu’na katkısı büyüktür: “Dünyadaki en önemli 10 araştırma merkezinden birisiydi burası. Bendeki Ar-Ge ve inovasyon merakı belki de o günlerimden kaynaklanıyordur. 1979-80 yıllarında o merkezde lazerle metal kesiyorduk, hologramı oluşturuyorduk. Kompozit malzemeler üzerinde çalışıyorduk. Metallerin yorulma testlerinin analizini yapan bölümde konuk mühendis olarak çalışıyordum, program yazıyordum.”
Babadan devralınmış fotoğrafçılık da staj döneminde paralel bir kariyer olarak gelişir: “O merkezde 5-6 tane fotoğraf laboratuvarı da vardı, hafta içinde çalışıyordum. Haftasonları İsviçre’yi dolaşıp fotoğraf çekiyordum, hafta içi akşamları da fotoğrafları basıyordum. İleri teknolojileri görüyordum, çalışıyordum, geziyordum, fotoğraf çekiyordum.”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sistem analizi alanında yüksek lisans yapan Burhanoğlu, aynı üniversitede işletme mühendisliği alanında doktora yapar, derslerini verir, tez aşamasında bırakır.
Özgüven girişimciliğin anahtarıdır
Ömer Burhanoğlu babasına tanıdık bir imalatçı sorar. Plastik alanında çalışmak istiyordur. Babası da çok sevdiği bir dostuna Yunus Büyükkuşoğlu’na götürür oğlunu. O zamanlar fabrika Bayrampaşa’da 4 katlı bir binanın ilk 2 katında 30 çalışanlı bir atölyedir; otomotiv yan sanayisine plastik parçalar ve daha çok aydınlatma ürünleri üretiliyordur. Fabrikada patronun kardeşi ve imalat müdürü Zeki Büyükkuşoğlu ile tanışır. “Ben burada çalışmak istiyorum” dediğinde bu genç mühendis, geri çevrilmez; “Hadi dostumuzu kırmayalım, hevesini alır gider nasılsa…” denilmiş olmalı.
Ancak öyle olmaz. 23 yaşındaki yeni mezun, hevesli gencin her yaptığı iş desteklenir. Burhanoğlu imalatta düzenleme ve iyileştirmeler yapar. İşi büyütür. Makinelerin doğru çalışabilmesi için altyapıyı değiştirir. İmalat programları yapar. “Orada mühendis de sizsiniz, satınalmacı da satışçı da. Boğaziçi’nde hep araştırmaya, bilinmeyeni öğrenmeye dayalıydı eğitim sistemimiz, bu nedenle iş hayatına kolay adapte oldum.”
Sekreterya kurar. Yurtiçinde yurtdışında bin kusür firmaya mektup yazıp bilgi ve örnekler göndermelerini ister. İnanılmaz bir arşiv oluşur. Plastikte Türkiye’de hiç bilinmeyen hammaddeler getirttirilir. Burhanoğlu anlatıyor: “Türkiye’de bu alanda son teknoloji ilk yabancı makinenin ithalatını yaparak önemli bir cesaret gösterdik ve farklı bir yere geldik. Hammadde ve makine fuarlarına gittim, atölyeye başladığımda ilişkide olduğumuz Mercedes firması vardı, büyük firma kültürünü de oradan öğrendim. Müşteriyle daha bir paralel hale geliyorsunuz oradaki metodları uyguladığınızda. Bir anda Mercedes’in en kabul gören yan sanayisi olduk. İlk defa karşılarında yabancı yöneticilerle işin teknik ve estetik tarafını da konuşabilen, yeni hammaddeler, tasarımlar önerebilen birini görünce de çok hoşlarına gitmişti. Bilgisayar altyapım olduğu için geliştirdiğim maliyet analizi programı ve ürün ağacı ile bilgisayardan maliyet analiziyle teklifimi vermeye başlayınca insanlar şaşırmıştı. 1989’da 5 yıl içerisinde ciddi bir büyüme gösterdik, bütün diğer ana sanayilerle çalışmaya başladık.”
Askerlik dönüşü Yunus Bey, Burhanoğlu’na “Sen de buranın bir parçası ol, burası senin işin olsun” der ve hayat bu söz üzerinden gelişir.
Sanat, spor ve iş felsefesi
Bugün Gebze’deki FARPLAS Şirketler Grubu’nun merkezi neredeyse küçük bir modern sanat müzesi halinde. Sanata tutku Yunus Bey ile ortak yön. Sporsuz bir hayat düşünemiyor: “Birşeyi yaratmak, başkalarından farklı yaratma merakım sözkonusu. Dalış yapıyorum, sualtı fotoğrafları çekiyorum, yelken yapıyorum, fotoğraf çekiyorum. Babam eski sporcu, boks yapmış, abim tekvando yaptı, ben de ortaokulda kürekle başladım, üniversitede atletizm ve futbolla devam ettim. 3-4 yıl önce futbolu bıraktım, mezun olduğumdan beri ciddi şekilde tenis oynuyorum, kışın kayak yapıyorum, Türkiye Kayak Federasyonu’na üyeyim.”
Kişi kendi başarısının nedenlerini en iyi açıklayandır: “Doğru bir hareket yapıp iş hayatına küçük bir atölyede başladım, arada biryerlerde kaybolmadım. Mekanizmanın bir dişlisi olmaktansa sistemin kendisi olmayı yeğledim. Bir de benim tüm yaşamımda faydalı insan modeli olma diye bir düşüncem var. TAYSAD Başkanlığı yaptım, OİB’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı’yım, TİM Yönetim Kurulu Üyesi’yim. Bildiğimi, gördüğümü, öğrendiğimi önce şirketimde uygulama, ondan sonra da sektöre bir fayda sağlama amacıyla çalışıyorum.”
FARPLAS Şirketler Grubu sosyal sorumluluk tarafıyla da öne çıkıyor: Trabzon’da fizik tedavi rehabilitasyon merkezi kurulur, Sağlık Bakanlığına bağışlanır. Yunus Bey ve Zeki Bey’in anneleri ve Yunus Bey’in eşi adına da okullar yaptırılır. Burhanoğlu’nun çektiği fotoğrafların kitaplaştırılması ve hastanenin vakfına bağışlanması. Boğaziçi Üniversitesi’nden öğrencilere burslar verilmesi, üniversiteye destek.
Ömer Burhanoğlu’nun iş prensibi şu: “İşte muhakkak bilimsel dayanağı olan çalışmaları uygulamak lazım. İş prensiplerini oturtmanız şart ve o prensiplere sahip çıkıp alt kadrolara yayabilecek güvenilir bir ekibiniz olmalı, insan kaynakları oluşumu çok çok önemli. Kurumsal yapıya sahip çıkma işin gelişiminde çok önemlidir. Her zaman ‘Diğerlerinden farklı ne yapıyorsun?’ sorusu kafanızdan çıkmamalı. ‘Farklı ne yapıyorum ki insanlar para ödesin?’ diye düşünürseniz rekabette şansınız olur. Bunun için yeterli enerjiniz ve isteğiniz de olmalı. Yaptığınız işten keyif almalısınız. Ve işin sosyal tarafını hiçbir zaman bırakmamalısınız.”
Bir Danimarka firmasının Türkiye yöneticiliğini yapmış eşinin desteğini alan Burhanoğlu, biri 9 diğeri 24 yaşındaki iki kızından da talep yönetmeyi öğrendiğini söylüyor: “Üniversitede tanıştık, 1984 yılında evlendik. Genç yaşta evlenince hızlı bir şekilde sorumluluk sahibi oluyorsunuz. Herşeyi birarada yapabiliyorsam ve yaptıklarımın sonuçları pozitif olarak bana dönüyorsa, yaptıklarımın başarılı olduğunu düşünebiliyorum. Tüm bir yaşam tekerleğinin tamamını dengeli olarak doldurmaya çalışıyorum. Yaşarken herşeyi yaşamak lazım.” Burhanoğlu, iş hayatında önünü açan ve örnek aldığı kişi Yunus Bey’in yanı sıra Zeki Bey’in yeniliğe ve yatırıma duyduğu heyecandan da etkilenmiş. Yeni bir fabrika ve iş kurulmasında büyük Kuşoğlu ailesinin desteği ve şevki Burhanoğlu’nda ciddi bir özgüven ve başarıya odaklanma yaratmış.