banner472

banner458

banner457

25. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne 43 ülkeden 12 Cumhurbaşkanı katıldı; ‘Yeniden Daha İyisini Yapmak’

Marmara Grubu Vakfı, 2004’ten beri dergimiz KobiEfor işbirliğiyle gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri ile çeyrek asra ulaşan büyük başarı hikayesini yazmaya devam ediyor. Marmara Grubu Vakfı’nın, dergimiz KobiEfor’un çözüm ortaklığıyla; bu yıl ‘Yeniden Daha İyisini Yapmak’ temasıyla İstanbul’da, WOW Istanbul Hotels & Convention Center’da düzenlediği 25. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne 43 ülkeden 3’ü aktif, 9’u önceki Cumhurbaşkanı olmak üzere 12 Cumhurbaşkanı, Başbakanlar, Bakanlar, Büyükelçiler, Milletvekilleri, Valiler, Belediye Başkanları, sivil toplum kuruluşları, iş ve akademi dünyası temsilcileri ve ruhani liderler katılım gösterdi.

KAPAK 01.07.2022, 00:00 27.07.2022, 09:34
22125
25. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne 43 ülkeden 12 Cumhurbaşkanı katıldı; ‘Yeniden Daha İyisini Yapmak’

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı, 2004 yılından beri dergimiz KobiEfor işbirliğiyle gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri ile çeyrek asra ulaşan büyük başarı hikayesini yazmaya devam ediyor.  Marmara Grubu Vakfı tarafından, dergimiz KobiEfor’un çözüm ortaklığıyla; bu yıl  ‘Yeniden, Daha İyisini Yapmak’ temasıyla 7-8-9 Haziran’da, İstanbul’da, WOW Istanbul Hotels & Convention Center’da düzenlenen 25. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde, 43 ülkeden 3’ü aktif, 9’u önceki Cumhurbaşkanı olmak üzere 12 Cumhurbaşkanı, Başbakanlar, Bakanlar, Büyükelçiler, Milletvekilleri, Valiler, Belediye Başkanları, sivil toplum kuruluşları, iş ve akademi dünyası temsilcileri ve ruhani liderler katılım gösterdi.
Zirve’nin açılışı öncesinde; Hoşgeldiniz Kokteyli, İHKİB adına Nejdet Ayaydın ile Avcılar Belediye Başkanı Avukat Turan Hançerli’nin açılışını yaptığı İHKİB’in evsahipliğinde Tasarımcı Özlem Erkan’ın ‘Yağmur’ adlı Moda Defilesi ve Gala Yemeği gerçekleştirildi. Zirve’nin 1. Günü Açılış Töreni; İstiklal Marşı, Barkovizyon ve Birleşmiş Milletler (BM) Sevgi ve Barış Platformu’nun ‘Barış’ için sergiledikleri performans gösterisi ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Zirve’ye mesajını; AK Parti İstanbul Milletvekili, TBMM Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Şamil Ayrım’ın sunmasıyla başladı.
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen oturumda enerji ekonomisi, dijital dünya ve yeşil ekonomi ele alınırken; Zirve’nin 2. Günü açılışında Özbekistan Çalışma Bakanlığı Bayındırlık İşleri Fonu Müdürlüğü ile Marmara Grubu Vakfı arasında İşbirliği Antlaşması imzalandı. Kentlerin Diyaloğu oturumunda belediye başkanları kendi çalışmalarını paylaşırken; sonraki oturumda gıda, arz ve emtiada yaşanan kriz ve savaşın Paris Anlaşması’nı gölgeleyip gölgelemeyeceği masaya yatırıldı. Zirve’nin son oturumunda; 1’i aktif, 9’u önceki olmak üzere toplam 10 Cumhurbaşkanı, Pandemi, Ukrayna-Rusya savaşının etkileriyle tedarik zinciri, iklim değişikliği ve gönülsüz göç konularını ele aldı.

ZİRVE 1. GÜN

“Zirvemiz, barışa açılan bir kapı olsun”
Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver (Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi, 2007), 25 yılı tamamlayan Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin katılanların düşüncesine saygı duyan serbest bir  kürsü, hür bir platform olduğunu, 25 yıldır barış, demokrasi, şeffaflık, kadın ve insan hakları konusunda samimi görüş ve düşüncelerin oluşumuna hizmet ettiğini anlattı: “Zirvemizin barışa açılan bir kapı olmasını arzu ediyoruz. Yalnız savaş değil, savaşla beraber oluşan ekonomik kriz, yiyecek sıkıntısı, susuzluk gezegenimizi tehdit eden bir yapı oluşturmaya başladı, insanlık Shakespeare’nin ‘olmak veya olmamak’ sözüyle adeta karşı karşıya kaldı. Batı’da ve Doğu’da iki önemli barış, istikrar, refah ve işbirliği projesi; ‘Avrupa Birliği (AB)’ projesi ile ‘Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ hayata geçmesine rağmen bugün insanlık ateş, kan, yoksulluk ve göç çemberi içinde. Bu yanlış bir yapılanma, yanlış bir gidiştir. Savaş geride miras bırakmayan bir verasettir. Lloyd George’un yüz yıl önce söylediği bir sözü tekrarlamak istiyorum: ‘Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı nasıl başlattıysa!’ Tarafları diyalog ve diplomasiye teşvik etmek görevimiz olmalıdır. Unutmayalım yarın her şey yeniden başlayacaktır.”

“Nükleer silahsız bir dünyanın hayalini kurmalıyız”
Türkiye Dışişleri eski Bakanı (1991-1994), TBMM eski Başkanı (1997-1999), NATO Afganistan Kıdemli Sivil eski Temsilcisi (2003-2006) Hikmet Çetin, Dünya’nın birçok yerinde yaşanan savaşlara, işgallere değinerek, Rusya-Ukrayna savaşında AB’nin ve NATO’nun yaklaşımlarının yetmediğini, Dünya’nın çok acı bir savaşı seyrettiğini, barış için önemli bir adım atılmadığını söyledi. Batı’nın sorumluluğunu Ukrayna’ya silah yardımı yaparak çözmeye çalıştığını, savaşın tek kazananının silah üreticileri ve silah tüccarları olduğunu, 6 milyon insanın topraklarını terk etmeye başladığını aktaran Çetin, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana silaha ve silahlanmaya harcanan katrilyon dolarlarca para refaha aktarılsaydı o noktaya gelmeyebileceğimizi savundu. Çetin, ‘Barış istiyorsanız, dostlarınızla konuşmayacaksınız, düşmanlarınızla konuşmalısınız’ sözünü anımsattı: “3. Dünya Savaşı’nın çıkabileceği kritik bir noktadayız. Irmaklar okyanuslara akar. Umarım insan aklı da barışa akar. 3. Dünya Savaşı nükleer olacak. Nükleer silahsız bir dünyanın hayalini kurmalıyız ve gerçekleşmesi için tüm ülkeler çaba göstermeli. Nükleer kullanılan bir savaş, Dünya’nın sonu demektir. En önemli tehlike; nükleer silahlar.”

“Hazır giyimde küresel bir oyuncuyuz”
İHKİB (İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği) (eski) Başkanı ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne 20 yıldır devam eden işbirliklerinden onur duyduklarını vurgulayarak, hazır giyimin katmadeğerli üretime ve istihdama katkısına dikkat çekti: “Hazır giyim, 20 milyar doları aşan ihracatıyla Türkiye ekonomisi için stratejik bir sektör. Hazır giyimde küresel bir oyuncuyuz. Dünyanın 5., Avrupa’nın 3. büyük hazır giyim tedarikçisiyiz. Türk moda endüstrisi hızı, kalitesi, AB standartlarındaki üretimiyle rakiplerinden ayrışıyor. Yıllık ihracat hedefimiz;  40 milyar dolar. Güzel İstanbul’umuzu moda merkezi, ‘medeniyetler beşiği’ Anadolu’yu ise üretim üssü yapmak istiyoruz.” Gültepe, küresel iklim değişikliği karşısında geç de olsa umut veren adımlar atıldığını, özellikle Paris İklim Anlaşması’nı ve Yeşil Mutabakatı çok önemsediklerini aktardı: “Sektörümüzün Yeşil Mutabakat ve Dijital Tek Pazar Stratejisi hazırlık sürecine liderlik ediyoruz.”

“İhracatta 250 milyar doları aşacağız”
TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) (eski) Başkanı İsmail Gülle, 6.5 milyon insanın can verdiği küresel bir felaket; insanlığın kırılma noktası Pandemi’de, yeşil, insana ve çevreye saygılı üretimin en önemli kriter haline geldiğini söyledi. Küresel ticarette yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinde, ticari yasakların, ambargoların ve korumacılığın yaygınlaştığını, Rusya-Ukrayna savaşının çıktığını, tedarik anlayışının değiştiğini, hammadde, enerji, emtia fiyatları ile enflasyonun arttığını, lojistik sisteminin bozulduğunu anlatan Gülle, Pandemi’de bir ülkenin kendi kendine yetmesinin ne kadar önemli olduğunun görüldüğüne dikkat çekti: “Koca ülkelerin maske için savaştığını gördük. Bir şey lazım olduğunda kendiniz üretirseniz ulaşırsınız. Biz de hiçbir zaman üretim ve ihracatımızı durdurmadık. İhracatta 60 milyar dolarlık artış yakaladık. Mayıs sonu itibarıyla yıllık ihracatımız 242.5 milyar dolar oldu. 2022 sonunda 250 milyar dolarlık hedefi rahatlıkla aşabileceğimizi görebiliyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılı için koyduğumuz 300 milyar dolarlık hedef artık ulaşılmaz değil. Gelişmeler, bu hedefe rahatlıkla ulaşacağımızı gösteriyor.”

Rusya-Ukrayna krizine ortak çözüm çağrısı
KEİPA (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi) Genel Sekreter Yardımcısı Daniel Dulca, Zirve’yle yüksek seviyede ekonomik işbirliği ve bölgesel koordinasyon sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Küresel bir kriz, sosyo-ekonomik bir zorluk olan Pandemi’nin insanların sağlıklarına, toplumun normal işleyişine etki ettiğini belirten Dulca, önemi sadece enerji kaynaklarından oluşmayan Karadeniz Bölgesi’nde farklı bölge ve dinlerin birleştiğini  ifade etti:  “Bu bizim zenginliğimizdir. Barışı, istikrarı, refahı insanlar için oluşturmak istiyoruz ama maalesef Karadeniz Bölgesi’nde şu anda ciddi problemler yaşıyoruz. Rusya-Ukrayna arasında yaşanan krize ortak bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Bizim organizasyonumuzdaki 30 ülke arasında anlaşmazlık var. Karadeniz Bölgesi’ndeki mültecilerin sayısı 2 kat daha fazladır. Türkiye en büyük mülteci ağırlayan ülkedir. Bunun ekonomiye zararı 5 milyar doların üzerindedir. Bu problem yakın zamanda çözülmelidir. Barış ve işbirliği önemli. Hepimiz tek bir aileyiz.”

“Yeşil enerjiye odaklandık”
KEİ (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü) Genel Sekreteri Lazar Comanescu, Zirve’nin uluslararası diyaloğu ve ekonomik ilişkileri geliştirmede önemli bir rol oynadığını, işbirliğinin önemini vurguladı. Comanescu, politik farklılıklara rağmen KEİ’nin 25 yıldır varlığını sürdürdüğünü, ancak Ukrayna’daki savaşın işbirliğinin yetersiz kaldığının kanıtı olduğunu söyledi.  KEİ’nin özellikle enerji stratejilerine ve yeşil enerjideki gelişmelere odaklandığını, bu konuda temel networkü kurduğunu ifade eden Comanescu, yeni zorluklara karşı harekete geçmemiz gerektiğini, KEİ olarak ‘ne yapmalıyız’ çabalarını daha ileriye taşımak için çalışmalara odaklandıklarını kaydetti.

‘İnsanlığın Tek Dünyası’
BM Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, ‘İnsanlığın Tek Dünyası’ başlıklı video mesajında; BM Medeniyetler İttifakı’nın barış yapmada ve sorunları çözümlemede önemli bir araç; küresel, bölgesel, ulusal, yerel diyaloğun ise barışçıl varolmanın koşulu olduğunu vurguladı: “Diyalog, aynı zamanda ortak çözüm üretme yoludur. Hepimiz, tek insanlık fikrine hizmet ediyoruz. Ekonomik refah, sadece işbirliği ve barışla mümkün olabilir. Bizim birbirimize bağlı dünyamızda şiddetli çatışmalar, küresel gıda güvenliğine tehdit oluşturmaktadır. Tüm sorunlar küresel  hissedilmekte. 5 milyar insana ev sahipliği yapan Avrasya coğrafyasının zenginliklerinin insanlığa kanalize edilmesi gerekiyor. Rusya-Ukrayna Savaşı, Dünya ve insanlığı ilgilendiriyor. Göç meselesi, küresel iklim değişikliği, yakın coğrafyada devam eden sorunlar... Küresel tedarik zincirinin daralması tüm insanlığı ilgilendiren boyutlarda.”

“Kendi sorunlarımızı kendimiz çözme iradesine sahibiz”
Türkiye adına konuşan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı, Büyükelçi Yavuz Selim Kıran, dünya gayri safi hasılasının yüzde 65’ini üreten, enerji kaynaklarının yüzde 75’ine ve 5 milyar insana ev sahipliği yapan Avrasya’yı ilgilendiren bütün meselelerin insanlığın ortak meselesi olduğunu, ilkesel bir dış politika anlayışıyla barış ve diyalog eksenli diplomasiye öncelik veren yaklaşımlarla her bir sorunu çözmenin gayreti içinde olduklarını söyledi: “Rusya-Ukrayna Savaşı, sadece o bölgeyi değil bütün dünyayı ilgilendiren bir meseleye dönüştü. Göç meselesi yeni dünya düzeninin ortaya çıkardığı yeni tehditlerden. Türkiye Cumhuriyeti olarak, dış politikamızı ulusal menfaatlerimiz ekseninde bütün insanlığı ilgilendiren ortak meselelerin çözümüne kanalize etmiş durumdayız. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözme iradesine sahibiz. Bölgeyi, refahın olduğu yapıyı korumaya çalışıyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kazandığı ivmenin yakalanmasında çok önemli bir eşik; Dağlık Karabağ’daki işgalin sona erdirilmesi. Can Azerbaycan’ın bu işgali sona erdirmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin koşulsuz ve şartsız desteğini arkasında hissetmesiyle 30 yıldır süren işgali 44 günde sona erdirmesi geniş bir coğrafyada yankı uyandırdı.”

“Yeni bir jeopolitik döngüye şahit oluyoruz”
Yabancı misafirler adına selamlama konuşmasını yapan Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Dukanovic, Zirve’nin çeyrek asırdır Balkan ülkelerinin yanında olduğunu söyledi. Batı-Doğu ilişkilerinin Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla daha da olumsuz bir hal aldığını belirten Dukonavic, gelecek günlerde Dünya genelinde temel ihtiyaçların üretilmesinde büyük sıkıntılar çıkacağını öngördü: “Ukrayna’daki krizin ekonomik sonuçları oldukça ciddi. Enerji zincirlerinde kopuklukların meydana gelmesi kaçınılmaz. Başta Avrupa olmak üzere Asya’da da kalkınma ve yeşil dönüşüm alanlarında sıkıntılar çıkabilir. Bir de buna hala devam eden Kovid-19 salgınının olumsuz etkileri eklenirse durum çok daha belirsiz bir hal alıyor. Pandemi, küresel bir sorunun çözümünde uluslararası anlamda ortak hareket etmenin önemini gösterdi, çözüm sadece diyalogla gelir, diyalog da hoşgörü ve saygıyla oluşur, şiddet ve baskı ancak savaşa götürür. Tanıdığımız dünya artık yok. Yeni bir jeopolitik döngüye şahit olduğumuz aşikar ve bu yeni durumun nasıl olacağını kimse net bir şekilde anlatamaz. Küçük ülkeleri oldukça etkileyecek yeni bir dönemdeyiz. Durum hiç bu kadar öngörülemez olmamıştı. Bu da gelecekte yeni ötekileştirmeleri doğurabilir. 2006’da bağımsızlığını kazanan, NATO Üyesi, AB üyelik yolundaki Karadağ’da, salgından önce ekonomik kalkınmada önemli adımlar attık, altyapıda yabancı yatırımlara imza attık, en büyük zenginliğimiz istikrar ve multi-etnik demokrasimiz.”

“Hiçbir savaşın kazananı olmaz, en kötü barış bile savaştan iyidir”
Türkiye adına konuşan Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı (2016-2018), TBMM eski Başkanı (2018-2019), Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel sorunların çözümünde daha fazla diyaloğa ihtiyaç bulunduğunu, Ukrayna’nın yanında yer alan ülkelerin örtülü olarak savaşı sona erdirmek yerine tetiklemekten başka bir görev ifa etmediklerini ve bunun fevkalade yanlış olduğunu düşündüğünü paylaştı: “Bölgede asıl olan bir an önce akan kanın durması, masum çocukların ve sivillerin bedel ödememesini sağlamaktır. Yoksa Ukrayna’ya silah satarak Rusya’ya karşı denge kurmak gibi düşünceler ve politikalar ne bölgeye ne bu iki ülke halkına hizmet eder. Türkiye bu krizde ayrışan bir noktada duruyor. Hiçbir savaşın kazananı olmaz, en kötü barış bile savaştan iyidir düsturuyla her iki ülkeyi bir araya getirip sorunu bir an önce bitirmek için gayret gösteriyoruz.”
Yıldırım, 1.5 trilyon dolar gayrisafi hasılaya ve 170 milyon nüfusa, 2 gözlemci 5 asıl üyeye sahip toplam dış ticareti 600 milyar doları bulan Orta Asya, Kafkasya, Anadolu ve Balkanlar’dan oluşan  ve 2009’da şekillenen Türk Devletleri Teşkilatı’nda Gözlemci Üye olarak KKTC’yi görmeyi arzu ettiklerini anlattı: “Bölgesel ve küresel barışın korunmasında çok ciddi bedel ödeyen Türkiye, 40 yıldır terörle mücadele ediyor. Müttefik görülen ülkeler Türkiye’yi yalnız bıraktı, doğrudan veya dolaylı olarak bu örgütlere destek verdi. Burada bir dürüstlüğe ihtiyaç var.  Eğer bölgeler arasındaki refah farkı kapanmasa mülteci akımı devam edecek. İnanç ve medeniyet farklılığını bir tehdit değil, zenginlik olarak görmeli; medeniyetlerin çatışması yerine birleşmesini ve buluşmasını çok daha önemsemeliyiz.”

YENİ BİR ENERJİ EKONOMİSİ
‘Yeni Bir Enerji Ekonomisi’, ‘Küresel İş Toplulukları Arasında İşbirliği ve Ortaklık’, ‘Daha Dijital Dünyaya Doğru’, ‘Daha Yeşil Bir Dünyaya Doğru’ başlıklı oturumda konuşan Azerbaycan ALAT Ekonomik Serbest Bölge (AFEZ) Müdürü Elshan Rahman, Azerbaycan’ın uluslararası taşıma koridorlarının kesiminde yer aldığını belirterek, temel ekonomi kanunlarının da üzerinde kanunlara sahip AFEZ ‘in yatırımcılara katmadeğerli uluslararası standartlarda yaklaşımlar da bulunduğunu, ilk aşama tamamlandığında kiralık ofisler ve plazaların mevcut olacağını paylaştı.
Özbekistan Stratejik Geliştirme Merkez Başkanı Eldor Tulyakov, Özbekistan’da varlık vergisini 3 kat azalttıklarını, sanayi gelişimiyle ilgili verginin yüzde 8’e çekildiğini, yıllık yatırımların 3 katına çıktığını, 2 milyona yakın iş gerçekleştiğini anlattı. Tulyakov, reformlarla odaklı geliştirmeler yapılan Özbekistan’ın gelecekte bir lojistik koridoru ve Doğu-Batı arasında köprü olmasını beklediklerini, kişi başına düşen gelirin 1.6 arttığını, özellikle altın ve bakır üretimini, doğalgaz işleme kapasitesini artıracaklarını, yeşil teknolojileri tüm alanlarda devreye alacaklarını, böylece sera gazlarını yüzde 10 azaltacaklarını, 70 milyar dolar yatırım gelmesini beklediklerini, 2026’ya kadar, özel sektörün payını yüzde 60’a, ihracatı 30 milyar dolara çıkarmak istediklerini paylaştı.
Tacikistan Yatırım ve Mülkiyet Yönetimi Devlet Komitesi Başkanı Said Qudirzoda, Türkiye’de belirli alanlarda yatırım yapmak istediklerini, yeşil ekonomiyle ilgili ortak yatırımlar düşünüldüğünü, sanayinin her bir bölgesinde farklı farklı yatırımlar gerçekleştirildiğini, Tacikistan’da hidroelektrikle ilgili ciddi bir potansiyel bulunduğunu, Dünya’daki lider enerji tedarikçisi olduklarını aktardı.
Ukrayna adına konuşan Gazeteci Hulsum Khalilova, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’a da değinerek, bir Kırım Türkü olduğunu, aslında Ukrayna saldırısının 8 yıl 105 gündür devam ettiğini söyledi: “Burada konuşurken bile şu dakikada Ukrayna şehirleri hoyratçasına yıkılıyor. Göç problemleri tüm dünyayı etkiliyor. Tarım ülkesi Ukrayna savaş nedeniyle ciddi tedarik zorluğu yaşıyor. Eğer bir yerde hukuk olmaz ise hukuk çiğnenirse biz o zaman İkinci Dünya Savaşı’na döneriz. Uygar dünyayı, aydınlanmayı, orta çağdan ayıran faktör hukuktur.  Gücü yeten herkesin istediği ülkeyi işgal etmesi doğru değil. Rusya’nın gerekçeleri Ukrayna’yı işgal etmesini meşru kılıyor mu? Yıllardır Rusya tarafından Kırım Türkleri’ne karşı demografik yapı değişim politikası uygulanıyor. Rusya Karadeniz kıyılarına ulaşmak için bir halkı kendi vatanında öldürüyor.”
Bangladeş Büyükelçisi Mosud Mannan, dönüşüm vizyonlarını; ‘Dijital Bangladeş’ olarak açıkladı. Lokomotif sektörü tarım (yüzde 60) olan Bangladeş’in iklim değişikliğiyle ilgili en hassas ülke olduğunu belirten Mannan, kişi başına düşen milli geliri ve istihdamı daha da geliştirmeye çalıştıklarını, 2021 ve 2041 vizyonunda ülkeyi orta gelirden üst gelire, sonra da yüksek gelir sınıfına taşımak istediklerini açıkladı.
Kuzey Makedonya Milletvekili Çalışma ve Sosyal Bakanı Enver Hüseyin, yeşil gündem ajandalarını anlattı: “Dünyamızın enerji kaynakları tüketilmekte ve tüm dünya olarak yeni kaynaklara yönelmeliyiz. Kuzey Makedonya olarak yeni enerji kaynakları için çalışmalarımız var. 2040’ta ithalat bağımlılığının azaltılması hedefleniyor. 2021-2025 Enerji Geliştirme Stratejisi için program hazırladık. Yenilenebilir enerjiyi yüzde 18’den yüzde 45’e çıkarmayı hedefliyoruz. 2025’te enerji tüketiminde yüzde 12.7 tasarruf öngörüyoruz.”
Özbekistan İnovatif Kalkınma Bakanı İbrokhim Abdurakhmonov, karbon seviyesinin artmasının ekonomilerine tehdit unsuru olduğunu, ülkenin yeşillendirilmesi ve ormanlaştırma için çalıştıklarını, yeşil mekan projesi yürüttüklerini, ülkede tarımın lokomotif sektör olduğunu, daha sürdürülebilir üretime dönmek zorunda bulunduklarını, güneş enerjisi ve hidroelektriği kullandıklarını paylaştı: “5 yıllık strateji planlarımız var. Ekonomiyi dijitalleştirmeye çalışıyoruz. Etik, yaratıcılık ve hayal gücü geliştirilmeli, yoksa hiçbir ekonomi yaşayamaz.”
Slovenya Yaşam ve Öğrenme Akademisi Başkanı Marjetka Kastner, sürdürülebilirlik için her bir damlanın önemli olduğunu, eğitim içeriklerinin, enerji, geri dönüşüm gibi alanların kontrol edilmesi gerektiğini, bir süreç olan sürdürülebilir iş dönüşümünün uzun vadeli iş performansına katkı sağlayabildiğini, hemen etkisini göstermediğini ancak Dünya’nın ayakta kalması için bizim şimdi başlamaya ihtiyacımız bulunduğunu söyledi.
Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı Samir Valiyev, Azerbaycan’ın 2030 stratejisinde 5 temel konusunun da yeşil ekonomi olduğunu söyledi. Yenilenebilir enerjide yüksek potansiyele sahip Azerbaycan’da Ocak’ta 240 MW gücünde yenilenebilir enerji yatırımı yapılacağını, 230 MW’lik güneş enerjisi santralinin temelinin atıldığını, 27 hidroelektrik santralini devreye aldıklarını, denizden elektrik enerjisi üretimi konusunda potansiyelleri bulunduğunu anlattı.
Arnavutluk eski Başbakan Yardımcısı (2017-2021) Senida Mesi, hükümetlerin Pandemi’den ders çıkarmasının önemli olduğunun altını çizdi: “Sürdürülebilir kalkınma yolunda hükümetler karar vermeli. Stratejiler ve gayretler gerekli. Güçlendirici tedbirler sadece yeşil enerji için değil seküler ekonomi için de gereklidir. Arnavutluk iklim değişikliğinden etkilenmektedir ve 2030’a kadar, enerji verimliliğini yüzde 10 artırmak, sera gazı emisyonunu azaltmak hedeflerimiz arasındadır.”
Romanya Prensi Radu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın krizi tetiklediğini, ülkelerinde çok fazla Ukraynalı mülteci ağırladıklarını, trajediyi azaltmaya, insani bir krizi yönetmeye çalıştıklarını ifade etti: “Bu çatışmanın etkisi yıllarca devam edecek. Sürgünde diyebileceğimiz mültecilerin barınmadan sağlığa pek çok ihtiyaçları var. Bu kişilerin rahat etmesi önemli. Bu konuda din, dil ayrımı yapmamalıyız.”
Çin Halk Cumhuriyeti Dış İlişkiler Enstitüsü Başkan Yardımcısı (CPIFA) Li Jie, jeopolitik krizlerin gitgide arttığına, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın bölgesel ve küresel konuları etkilediğine, küresel ekonomik iyileşmenin zayıf kaldığına dikkat çekti. Siber güvenlik konularının ve mülteci krizlerinin ortaya çıktığını, her zaman diğer toplulukların problemleriyle ilgilenen Çin’in Küresel Kalkınma İnsiyatifi fikrinin uluslararası topluluk tarafından hoş karşılandığını, bazı ülkelerin üye olduğunu kaydetti: “Güvenlik için birlikte gayret göstermeliyiz. Küresel barışı desteklemek adına diğer uluslarla çalışmak için Çin isteklidir. Koordineli çalışarak küresel ekonomiyi ve küresel tedarik zincirini stabil hale getirebiliriz. Uluslarası işbirliğini artırmalı, büyük bir güvenlik senaryosunu da eklemeliyiz, internet, dış uzay gibi alanlara yatırım yapmalıyız, BM ile birlikte fakirlikle mücadele etmeliyiz. Uluslararası kanunlar temelinde demokrasi ve özgürlük gibi konularda başarıya ulaşabiliriz.”
Avrasya Ekonomi Komisyonu Başkanı Goar Barsegyan, Avrasya Ekonomi Komisyonu’nun yabancı partnerlerle işbirliğini geliştirmeye çalıştığını, önceliklerinden biri olan sistematik diyalog konusunda etkin faaliyet gösterdiklerini, yeşil ekonomi ve dijitalleşmeyle ilgili projeleri olduğunu paylaştı: “Entegre olursak jeopolitik ve ekonomik sorunları birlikte çözebiliriz. Ortak çalışmaları teşvik etmeliyiz.”
Kırgızistan Ankara Büyükelçisi Kubanychbek Omuraliev, enerji sektörünü ilgilendiren ürünlerin üretilmesiyle ilgili bir proje yürüttüklerini, küresel anlamda enerji verimliliğinin en önemli mesele olduğunu, ülke olarak güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları bulunduğunu açıkladı: “2050’ye kadar karbon nötr hale gelmek için çalışıyoruz. Sera gazı salımını azaltmaya hazırız. Gelişmiş ülkelerdeki yatırımcıları ülkemize davet ediyoruz. Belli vergi indirimlerimiz, yatırımların korunması var. Kırgızistan Devleti garantisi altında yatırımcıya özel rejimler uygulanabilir. Kırgızistan’da Orta Asya’daki en büyük hidroelektrik santralini inşa ediyoruz. Bu projeye devlet bütçesinden pay ayırdık. Asya ve komşularımız için oldukça iyi bir yatırım.”
BM Cenevre Ofisi Temsilcisi David Chikvaidze, küresel enerji sisteminin kırıldığını ve bu durumun Dünya’yı iklim krizine yaklaştırdığını, tek sürdürülebilir olanın yenilenebilir enerjiler olduğunu, yenilenebilir enerjilerin alt yapısının güçlendirilerek artırılması, 2050’de nötr karbon hedefi için karbon salımınının 2030’a kadar yüzde 45 azaltılması, enerji dönüşümlerinin adil ve kapsayıcı olması gerektiğini söyledi.
Polonya eski Başbakan Yardımcısı (1994-1997) ve Ekonomi eski Bakanı (2002-2003) Grzegorz Kolodko,  ikinci soğuk savaş dönemine girildiğini savunarak, yeşil ve sürdürülebilir ekonomiye geçişin kolay olmadığını, politik adanmışlığa ihtiyaç duyulduğunu, başarının ön koşulunun bilgi, bilim temelinde olması gerektiğini,  asıl sorun ve çözümün özü ve savaşı değiştirmek olduğunu ifade etti: “Şu an tekrar 2 milyar dolar küresel gelirimizin çok ciddi kısmını askeri harcamalara ayırmamız gerekiyor. Askeri harcamaları artırırken biz bu yatırımları nasıl yapacağız?”
ABD Dünya Barış ve Sevgi Federasyonu Başkanı Dr. Hong Tao-Tze, dünyanın doğal kaynaklarının sürekli tüketildiğini, yakın zamanda insan ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geleceğini söyledi: “Sürdürülebilirliğin en önemli anahtarı insanların düşüncesidir. Herkesin güveni ve sağlığını sağlayabiliriz. Ancak o zaman insanlarla gezegen için sürdürülebilir kalkınma olacaktır. İnanıyoruz ki vicdanla barışçıl bir dünya gerçekleşecek. Çatışmaları sevgi ve vicdanla çözmek büyük bir bilgeliğin göstergesidir.”
Fransa Kelony Genel Müdürü Angela Pietrantoni, dünyayı daha ve yaşanabilir hale getirmeye çalıştıklarını, genel durumun karmaşıklığının matematikle çözülebileceğini, kuantum fiziği, modern bilgisiyarlar, algoritmaların aynı mantığı takip ettiğini, özellikle Ukrayna’daki savaşta kriz yönetiminin kullanıbileceğini önerdi: “Bu karanlıktan hep birlikte çıkacağız. Kendi konfor alanını terketmemiz, düşünce şeklini görmek lazım. İnovasyon yapmak için cesaretimiz olmalı. Cesaret öğrenilemez.”
Gagavuzya Araştırma Merkezi Direktörü Irina Constantinova, birçok ülkede siyasi diyalog eksikliğinden kaynaklı gıda krizi yaşandığına dikkat çekti:  “Son 5 yılda 15-25 yaş arası 215 bin kişi yurtdışına gitti. Gagavuzya yönetimi olarak, yeni bir yaşam ekosistemi oluşturmaya adayız. Anaokulları, hastaneler gibi istikrarlı iş alanları yaratmaya çalışıyoruz. Bilimi ve sanayiyi geliştirmeye odaklıyız. Uzmanlar küresel gıda krizi öngörüyor. Bu soruna etkili çözüm bulmak için kapsamlı işbirliği gerekmektedir. Başarılırsa Gagavuzya’nın gıda tedarikçisi olmasını önemsiyoruz. Yeni ormanlar dikmeye ve su toplama alanlarını inşa etmeye gayret ediyoruz. Gagavuzya’da bölgenin yatırım fonları var, herkesi davet ediyoruz.”
Kosova Kamu Yönetimi eski Bakanı (2012-2021) Mahir Yağcılar, barış, enerji ve gıda konularında daha iyi bir seviyeye gelinmesini istediklerini,  daha güvenli, güzel, yaşanılır bir dünyaya yaklaştığımızı umut ederken Pandemi ve özellikle Ukrayna Savaşı’nın bu umutlarımızı derinden sarstığını, küreselleşmiş ve dijital dünyada her şeyin daha iyi çalışacağı, istikrarın daha kolay kontrol edilebileceği beklenirken, savaş tehditlerinin bu beklentileri iyice çürüttüğünü vurguladı: “Pandemi ve Ukrayna Savaşı, Dünya’da işbirliği, dayanışma ve dostluğun ne kadar önemli unsurlar olduğunu hatırlattı. Dünyamızın iklim sorunlarıyla boğuştuğu dönemde savaşlarla uğraşması gereksizdir. Bu savaş dijital ve yeni teknolojileri arka planda tutmaktadır. Bu da istikrarsızlığın habercisidir. Dolayısıyla güvensizlik ve istikrarsızlık en büyük tehdittir. Daha insancıl çözümlere ihtiyaç var.”
Moldova eski Başbakanı (2015) Chiril Gaburici, “Ukrayna-Rusya savaşı kötü durumun kanıtı. Moldova gibi küçük ülkeler, büyük ülkelerin başkentinden verilen kararlardan çok etkileniyor. 30 yıllık bağımsızlık sürecimiz var. Güvenli küresel üretim mekanizması olması çok önemli” dedi. Gaburici, bilgiye ve teknolojiye çok fazla erişim bulunsa da küresel ortakların yapıcı diyaloğu tam olarak gerçekleştiremediğini, askeri mekanizmalara çok fazla kaynak ayrıldığını, fakirliği azaltmak için kaynak kalmadığını,  sonraki nesiller için daha iyisini yapmamız, farklılıklara saygılı olmamız, kendi medeni diyaloğumuzu geliştirmemiz gerektiğini vurguladı: “Toplum olarak birbirimize karşı iyi davranmalıyız. Askeri ekipmanlara ve silahlara az para ayırmalıyız.”

ZİRVE 2. GÜN

‘KENTLERİN DİYALOĞU’
Bosna-Hersek Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic, şunları söyledi: “Birbirimizi destekleme, yeni diyalogların geliştirilmesi için kapılarımız açık. Uluslararası değerlerin korunması, dayanışmanın, sosyal hakların, vatandaşların haklarının, refahının geliştirilmesi önemli. Bizim asıl değerimiz vatandaşlarımız, onları geliştirmeye odaklanıyoruz. Zirve, karşılıklı ilişkiler, şehirler arası işbirliği, barışın korunması ve geliştirilmesi için oldukça önemli. Tekrardan insanların birbirini kucaklaması için hazırız. Tamamen uluslararası ilişkilerin geliştirilmesine kendini adamış Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna demokratik ruhunu korumaya devam ediyor. Dünyayı yaşanabilir hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Akıllı şehre dönüşmeye çalışıyoruz.”
Belçika Saint-Josse Belediye Başkanı ve Belçika Milletvekili Emir Kır, başta Türkiye’den Eskişehir, Fas, Filistin, Filipinler, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Romanya, Bulgaristan olmak üzere kardeş şehir antlaşması yürüttükleri şehirlerle mükemmel ilişkiler sürdürdüklerini, belediyelerinde 160 kökenden millet bulunduğunu, barış içinde bir arada yaşamak için çalıştıklarını, Kırcali ile kardeş belediye protokolü imzaladıklarını anlattı: “Diplomasi ve arabuluculuk yıkıcı çatışmayı yok etmek için önemli. Diyalog olmazsa bataklık gibi bir savaşa sürükleneceğiz. Kelebek etkisi yaşanabilecek. Ukrayna’daki sıkıntı gıda sorununu da beraberinde getirdi, enerji faturaları ikiye katlandı, vatandaşların alım güçleri azaldı. Maske üretemeyen bir Avrupa, başka sorun yaşayabilecek. Belediyeler dünyanın geleceğidir. Birlikte çalışmak başarıyı getirir.”
Özbekistan Taşkent Bölge Valisi ve Belediye Başkanı Jakhognir Artikhodjayev, Avrasya ülkeleri arasındaki işbirliği sağlanmasının önemine değinerek, şehirlerin ortak projeler tasarlaması ve milletler arası ruhu yakınlıkla güçlendirmek gerektiğini söyledi: “Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te turizm ve diğer birçok alanda reformlar yapılıyor, şehirde 8 binden fazla yabancı şirket bulunuyor. Özbekistan girişimciliği desteklemek ve kolay yatırım ortamını sağlamak için özel çalışma yapıyor; vergi sistemi geliştirildi, vergi yükünün azaltılmasına çalışıldı, arazi reformu yapılıyor. ‘Dijtial Taşkent’ projesi hayata geçirilecek. Şehrin bölgelerarası işbirliği geliştirildi. Karşılıklı işbirliğine açığız.”
Hırvatistan Rijeka Belediye Başkanı Marko Filipovic, Rijeka’nın Hırvatistan’ın 3. büyük şehri olduğunu belirterek, kültürel işbirliği, girişimcilik ve ticari işbirliğinin şehirler ve ülkeler arasında oluşturulması gerektiğini kaydetti: “Hırvatistan 2003’ten bu yana AB üyesidir. Gelecek yıl Schengen vizesine giriyoruz. Bu bize özel bir konum ve mevki veriyor. Biz başka ülkelerle işbirliğine açığız. Doğru zamanda doğru işi yapmak belediyeler için önemlidir.”
Kosova Mamuşa Belediye Başkanı Abdülhadi Krasnic, şu bilgileri verdi: “Tarım ve ticarette önemli bir noktada olan Mamuşa, Kosova’nın en küçük belediyelerinden biri olmasına rağmen seracılığın yüzde 60’ını yapıyor. 38 belediye içinde tek Türk belediyedir. Kosova Cumhuriyeti’nde 10 belediye Sırplar’ın, 1’i Türkler’in, diğerleri Arnavutlar’ın. Mamuşa’nın Türkiye’de 30’e yakın kardeş belediyesi vardır. Kosova ile ana yurt arasında ortak projeleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Mamuşa Belediyesi olarak geleneksel Domates Festivali’ne, Kıbrıs, Türkiye ve Balkanlar’dan belediye temsilcileriyle yetkililerini davet ediyoruz. Hepimiz küresel bir coğrafyada yaşıyoruz. Yaşadığımız sorunları birlik ve beraberlikle çözebileceğimiz inancındayım.”
Kırgız Cumhuriyeti Oş Belediye Başkanı Almaz Mambetov, şehirde turizmin önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, İpekyolu ile ilgili belirli gelişmelerin KOBİ’lerin gelişmesine de katkı sağladığını ifade etti: “Şehrimiz kendi turizm markasını oluşturdu ve uluslararası turizm markası haline geldi. Vize gerektirmeden ülkemizi ziyaret edebilirsiniz. Pandemi sonrasında ekonomik kapanma küresel ekonomiye çok ciddi zarar getirdi. Vatandaşa daha sağlıklı gelecek sunabiliriz. Umarım karşılıklı ekonomik ilişkileri ve işbirliğini daha da geliştiririz. Zirve sonrasında umarım bölgesel ortaklarımızla daha sağlıklı daha güzel bir gelecek sağlayabiliriz, yeni yöntemlerin çıkacağından eminim.”
Bosna-Hersek Stari Grad Belediye Başkanı İbrahim Hadzibajric, Türkiye’den birçok şehir ve ülke ile kardeş şehir olduklarını anlattı. Hadzibajric, işbirliğine önem verdiklerini belirterek hizmetlerini geliştirdiklerini açıkladı.
Özbekistan Andican Bölge Valisi ve Belediye Başkanı Shuhratbek Abdurahmonov, Özbekistan’ın toplam nüfusunun yüzde 20’sini kapsayan, 3.4 milyon insana sahip, idari bölgesel yapısı 14 ilden oluşan, Batı ülkeleri için Çin ile büyük İpekyolu üzerinden önemli bir bağlantı olan Andican Bölgesi’nin ana itici gücünün; tarım, tekstil, ilaç, otomobil, deri, ayakkabı üretimi olduğunu kaydetti: “2021’de yabancı yatırımlar, 273 milyon dolara, ihracat 680 milyon dolara ulaştı. Son 5 yılda 16 bin yeni işletme kuruldu, toplam sayı 40 binin üzerine çıktı. Girişimlerin yüzde 57’si 5 yıl içinde kuruldu. Turizm, en hızlı büyüyen yapılardan biridir. 66 hektar alan üzerinde yapay göl inşa çalışmaları devam ediyor.”
Polonya Wroclaw Belediye Başkan Yardımcısı Jakub Mazur, oturumdaki Dünya’nın tanınmış şehirleriyle aynı yolda geleceğe yürüdüklerini ifade etti: “1 milyon nüfusumuz var. Benim şehrim bir başarı hikayesi. Açlık ve savaşlar, birçok hayata mal olacak, son yıllarda birçok belediye başkanı için zor şartlar oluştu. İnsanlık tarihinde hiç tecrübe etmediğimiz bir noktada bulunuyoruz, bu geleceği koruma ve gerçekleştirmek adına şehirlere avantaj sağlıyor. Şehrimize 300 bin insan geldi, onlarla birlikte çalışmak ve refahını korumak zorundayız. Başarılı gelecek bizim elimizdedir. Gelecekte bir kısım imkan ve fırsatlar var. Ne kadar beraber olursak küresel sorunların üstesinden gelebiliriz.”

‘GIDA ARZ VE EMTİADA KRİZ’ ‘SAVAŞ, PARİS ANLAŞMASINI GÖLGELEYECEK Mİ?’
Gıda Arz ve Emtiada Kriz’ ‘Savaş, Paris Anlaşmasını Gölgeleyecek mi?’ oturumunda, Kafkasya Müslümanları Dini Lideri ve Azerbaycan Şeyh-ül İslamı Allahşükür Paşazade, Allah’ın insanlara tavsiyesinin birbirine ve tüm yaradılışlara karşılıklı hürmetle yaşamaları olduğunu anımsatarak, toprağın mukaddesliğinin, Allah’ın lütfunun, ikramının unutulduğunu belirtti. Çağdaş dünyada ekosistemin bozulması, verimli toprakların yok olması, yaşanan kıtlıklar, gıda çatışması ve üretimin azalmasının, ekolojik felekatin insanları sıkıntıya sürüklediğini söyleyen Paşazade, Azerbaycan ve Türkiye’nin bir millet iki devlet olduğunu, Teknofest gibi etkinliklerin devletlerimizin istikbali için bölgede yeni sayfa açtığını söyledi.
İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi Büyük Vaizi Ecclsiarch Aetios, Paris İklim Anlaşması ve Rusya’nın Ukrayna egemenliğini ihlal ederek işgale kalkıştığını anımsatarak, bu Zirve’ye daha önce olduğundan daha çok ihtiyaç bulunduğuna işaret etti: “Dünyamız izolasyonu tolere edemez, yabancılaşmayı daha fazla göğüsleyemez. Barış genel olarak gerçekleşecek. Barış için diyalog ve iletişimi geliştirmeliyiz. Barışı yakalamaya çalışabiliriz. Barışla alakalı koşulları sağlayabiliriz. Adanmışlık, destek ve fedakarlığı gerektiriyor. Hayatı etkilenen, haksızlığa uğrayan herkesi kucaklamak zorundayız. Militan düşünceler insanları mülteci hale getirdi. İklim değişikliğiyle gıda kısıtlılığı ve enerjide sıkıntı yaşanıyor. Pandemi ve iklim değişikliği gibi krizleri beraber çalışarak çözebileceğiz, hiç olmadığımız kadar birbirimize yakın olmalıyız, önümüzdeki kritik zorlukları ancak bu şekilde aşabileceğiz.”
Türkiye Diyanet İşleri eski Başkanı (2003-2010) Prof.Dr. Ali Bardakoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “İnsanlık geleceği ve umudunu paylaşmayı yitirdi. Açlık sınırının altında milyonlarca insanımız yaşıyor. Yüksek ahlak ve erdemlerin konuşulması yeterli değil, inanılması ve benimsenmesi gerekiyor. İnsanlık olarak barış krizi yaşıyorsak, gıda sorunu yaşıyorsak yanı başımızdaki aç insanı göremeyecek kadar körleştiğimizin sonucudur. Yani yeryüzü kirlendi ama yeryüzünün kirlenmesinden önce asıl kirlenen bizim zihinlerimizdir. Zihinler kirlenmeden yeryüzü kirlenmez. Ne olduysa biz bunu yaptık. Kendi kendimizle yüzleşmek zorundayız.”
Büyükelçi ve Rusya Federasyonu Diplomatik Akademisi Rektörü Aleksandr Yakovenko, senelerce Avrupalılar’ın ucuz olan boru hattına güvendiklerini, spot marketin fiyatları artırdığını söyledi: “Petrol boru hattına güvenenler az kaldı. Bazı alanlar çöktü. Gıda fiyatları arttı. Avrupa üretmedi. Gübrenin fiyatı artarsa gıda fiyatları artacak. Rusya’nın, sigorta, banka ve birçok alanda aleyhine yaptırımlar var. Bu yaptırımlardan dolayı yeterince gübre yok, bu da dünya pazarına zarar veriyor. Benim gördüğüm bu bir siyasetin sonucudur. 161 ülkeye ihracat yapıyoruz. Kırım’da 2 referandum oldu. 1.’si Kırım’ın bağımsızlığı içindi ve yüzde 97 ile kabul edildi. 2. referandum Rusya’ya katılmak içindi yine yüzde 97 ile kabul edildi. Demokratik dünyada bu insanların tercihidir. İnsanların tercihlerine dikkat etmeliyiz.”
İstanbul Süryani Ortodoks Cemaati Patrik Vekili (Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi, 2016) Yusuf Çetin, gıda, emtia kullanımında ve bunların tedarikinde artık alışılagelmiş şeklin devam edemeyeceğine, daha çok üretim daha çok tüketim yaşam biçiminin artık daha fazla sürdürülemeyeceğine, bunun değişmesi gerektiğine dikkat çekti: “İnsanlık bir bütündür. Ruhun bedene, insanın da doğaya üstünlüğü vardır. İncil’de (Matta), ‘İnsanı kirleten içten çıkan şeylerdir, kötü düşünceler, ahlak bozukluğu… İyi insan içindeki insan hazinesinden iyilik, kötü insan kötülük çıkarır’ denmektedir.  İnsanın yüreği değişmedikçe, düşünceleri, eylemleri ona bağlı doğada değişmez. Doğada olumlu bir şey olursa bunu insanın düşüncesinde ve eyleminde aramak gerekir. Hatalı hareket ettiğinde doğada afetler, kıtlıklar insanlar arasında da savaş çıkar. Kainatta vuku bulan her şey Tanrı’nın takdiri, insanın tutumuyla ilgili.”
Türkiye Süryanileri Katolik Patrik Vekili Korepiskopos Orhan Çanlı, Katolik kilisesinin küresel besin krizinin geleceği ve iklim değişikliğiyle ilgili insanlığın yoksulluk ve açlığa duyduğu endişeyi yıllardır gündemde tuttuğunu söyledi. Çevre sorunlarına da değinen Çanlı, toprağa bakmanın ona özen göstermek, korumak ve muhafaza etmek, yeryüzünün ise Allah’a ait olduğunu anımsattı: “Gerçek barış olursa gelecek olanlara cömert davranabiliriz. Herkesin anası olan toprak şiddet değil, saygı bekler. Biz çocuklarımıza iyileştirilmiş ve korunmuş olarak geri vermeliyiz, bu emaneti korumak sorumluluğu herkesi ilgilendirir. Her canlının ömrü toprakta son bulacaktır.”
Polonya Senato Üyesi, Savunma eski Bakanı (2007-2011) Adam Bogdan Klich, Putin’in Kırım’ı ve Ukrayna’yı işgaline değinerek, operasyonun amacının Ukrayna’yı bir devlet olarak kendine bağlamak olduğunu, burada oturanların katledildiğini aktardı: “Ukrayna’nın çevresini ve Avrupa’nın batısını tehdit eden bir çatışma. Putin durmaz, onu durdurmak lazım. Demokratik ülkeler olarak Rusya’nın savaş suçlarından ders çıkarmadık. Etnik soykırım görülmeli. Rus ordusunun birçok savaş suçları belgelendi. Ukrayna’nın diğer yerlerinde çok fazla sivillerin olduğu büyük mezarlıklar bulunuyor. Eski Yugoslavya’yı hatırlarsınız. Avrupa’da bunlar umarım ki tekrarlanmaz. Ukrayna’nın yeni bir plana, mahvolmuş ülkenin tekrardan düzelmesi için çalışma yapılmasına ihtiyacı var. AB Ukrayna desteğini artırdı, insanı ve diğer konularda 4 milyar dolar, silahlı kuvvetlerini desteklemek için de 5 milyar dolar gönderdi. Ukrayna’nın yeniden inşası için fon ayırmak üzerine konuşuluyor. Yeniden altyapı ve sağlık hizmetleri kurulmalı. Dijital binalar olmalı. Bu sadece AB’nin çabası olmamalı. Tüm uluslararası topluluklar elini taşın altına koymalı. Ukrayna kendi bağımsızlığını korumalı, topraklarını korumaya ihtiyacı var. Ukrayna zaferini desteklemeliyiz.”
Türkiye Hahambaşı (Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi, 2016) İzak Haleva, “İklim değişikliği sürecini yavaşlatma değilse etkilerini azaltma o da değilse yeryüzü sakinleri olarak biz insanları bu değişikliklere uyumlanma yöntemlerini araştırmak zorundayız” diyerek, yerkürenin nüfusunun arttıkça arttığına, şimdiye kadar hoyratça israf ettiğimiz suyumuzun bize yetemez hale geldiğine, su kaynaklarının giderek azaldığına, yağışların azalmasıyla uç veren çölleşmenin peşinden tarım ve hayvancılıkta istikrarsızlık yaşanacağına, gıdaya erişimin giderek daha maliyetli ve niteliksiz hale gelme eğiliminde olduğuna dikkat çekti: “Gezegenimizde mevcut açlık ve yetersiz beslenmenin yaygınlaşması kimi organik ve psikolojik değişikliğe, hastalık için ortam oluşturmak üzeredir. Ne yapmalı? Paris Anlaşması şimdilik şunu öngörüyor: Düşük karbon salınımlı ekonomiye geçiş. Tabii bu bugünden yarına olmaz. Bunun sürecinin şimdiden başlatmak geç, yarın ise daha da geç olacak.”
Avusturya eski Bakanı (1990-2000) Werner Fasslabend, Dünya’da 200 milyon insanın yeterli gıdayı bulamadığını bu rakamın 400 milyon insana ulaştığını, açlığın en önemli nedeninin demografik yapı olduğunu söyledi: “Dünyada nüfus artışı çok fazla, aynı oranda gıda üretimi yok. Afrika, Orta Asya’da iklim çok hızlı değişiyor. Onlar yeterli gıda üretimi imkanına sahip değil. Ciddi nüfus artışı var. Bir başka durum; savaşlar. Son yıllarda en fazla açlık çeken Yemen, Etiyopya, Sudan, Nijerya ve Madagaskar’ın bazı bölgeleri. Açlıktan ölen insan sayısı 80 milyon artacak gibi duruyor. Bunun en önemli nedeni Rusya-Ukrayna savaşı. Bu iki ülke, gıda temin eden ülkeler. Özellikle Afrika’da Ortadoğu ve başka yerlerde bu ülkeler savaştığı için gıda üretimi olmayacak. 23 milyon ton gıda bekleniyor, ama savaş olduğu için gidilemiyor. Rusya deniz kuvvetleri buna mani oluyor. Rusya birçok insanın ölmesinin sebebi.”
Kuzey Makedonya Siyasi Sistem ve Topluluklar Arası İlişkiler Bakan Vekili Cabir Doko, Dünya’nın artık sınırlarını zorladığını, iklim değişikliğinde uygar dünyanın aynı çizgide yer almasının umut verici olarak algılanabileceğini kaydetti: “Ancak, hedeflenen noktalara ne kadar varıldığı tartışılır. İklim değişikliği az gelişmiş ülkeleri daha fazla etkilemekte. Paris Anlaşması önemli. Gelişmiş ve gelişmiş olmayan bölgelerde ekolojik adaletsizlik görülüyor. İklim adaletine dikkat çekmek hepimizin ortak noktası olmalı. Ülke olarak 2030’a kadar sera gazı salımını azaltmayı hedefliyoruz ve uzun vadeli bir yeşil stratejimiz var.”
Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, BM’nin 2022 Küresel Gıda Krizi raporunun gelecekteki gıda güvensizliği ve açlık tehlikesini gözler önüne serdiğini ifade etti: “Dünya’yı yöneten bazı ülkelerin ve gelişmiş ülkelerin uyanması gerekiyor. Çünkü krizlerin sadece gelişmemiş değil gelişmiş ülkeleri de etkilediği açık. G7 ülkelerinin çıkan sonuç bültenini nasıl uyguladığı ortada. Ekonomik daralma, çatışma denildi. Afrika’nın büyük kısmına gidecek olan gıda limanlarda gidemiyor. Buna diyalogla çözüm bulunmalı. Ukrayna krizi, Balkanlar’ı ve tedarik zincirlerini etkiledi. Her gün enerji fiyatları artıyor. Yatırımlar için de harekete geçmek gerekiyor. Herkes taşın altına elini koymalı. Konuşarak değil, bildiri yayınlayarak değil, samimi ve gerçekçi olunmalı. Sınırları kaldırmalı. Sınırları, ekonomik kısıtlamaları ortaya koyarak dünyanın ekonomisini küçültüyorsunuz.”
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı (Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi, 2017) Mehmet Reis, sağlıklı yaşamın sağlıklı dünya ile mümkün olabileceğine, önümüzdeki 10 yılda beklenen risklerin 5’inin küresel iklim değişikliğiyle ilgili olduğuna işaret etti: “Yağış rejiminin değişmesiyle tarımsal üretimde verim kaybı bazı ülkelerde gıda arzı bozulmasına neden oluyor, diğer sektörleri de olumsuz etkiliyor. Tüm yaşananlar ülkelerin öz kaynaklarıyla kendi kendine yetmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. İsraf önlenmeli, azami tasarrufa gidilmeli, yenilenebilir enerjiye yönelinmeli. İklim krizi, gıda güvenliğini tehdit ediyor, otoriteler bunun yakın gelecekte ciddi göçlere ve su sorunlarına yol açacağına işaret ediyor, 2050’de 10 milyara ulaşacak nüfusu beslemek için bugünden yüzde 60 fazla üretmek zorunda kalacağız ancak tarımsal verim düştü ve kuraklık arttı. İklim değişikliğiyle mücadelede önemli adımlar atılmadığı sürece gıda arzı tehlikededir. Sürdürülebilir gelecekten söz edemeyiz. Biz kriz yönetimi uygulamazsak, doğaya saygı göstermezsek, kaynakları verimli kullanmazsak, alışkanlıkları değiştirmezsek, çaresiz kalacak, yaşam alanlarını kaybedeceğiz.”

‘COVID-19 VE UKRAYNA RUSYA SAVAŞI SONRASI BARIŞI ENGELLEYEN SORUNLAR TEDARİK ZİNCİRİ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, GÖNÜLSÜZ GÖÇ’
‘Covid-19 ve Ukrayna Rusya Savaşı Sonrası Barışı Engelleyen Sorunlar Tedarik Zinciri, İklim Değişikliği, Gönülsüz Göç’ oturumunun moderatörlüğünü Marmara Grubu Vakfı Başkanı (Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi, 2007) Dr. Akkan Suver yürüttü.
Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı (2007-2014) Abdullah Gül, Pandemi’den 6 milyona yakın insan öldüğünü, şiddetli iklim değişikliğinin hissedildiğini, yangınlar, afetler, kuraklıklar yaşandığını, artan düzensiz göçün 2. Dünya harbinden sonra en ciddi seviyesine ulaştığını, göç edenlerin de her zaman kendilerini 2. sınıf vatandaş hissetmeye devam ettiklerini ve göç ettikleri ülkelerde de ciddi sosyal, kültürel, güvenlik problemlerinin yaşanmaya başladığını, dünyanın hep korktuğu gıda arzındaki sıkıntılar ve gıda güvenliği meselelerinin giderek ciddileştiğini, BM Genel Sekreteri’nin açıklamasına göre yeterli gıdaya ulaşamayanların sayısının 1.5 milyara çıktığını anlattı: “Daha tehlikelisi 250 milyon insanın açlık sınırının pençesine düşmesi. Savaş devam ederken; ekonomilerdeki kırılganlıklar öyle ki enflasyon artık herkesin hissettiği, herkesi rahatsız eden bir ekonomik gerçek olarak yine yaşanmaya başladı. Daha çok eğitime daha çok sürdürülebilir kalkınmaya, sağlığa para harcamak gerekirken, bütçelerde savunmanın ve silahlanmaya harcanan paranın miktarının giderek arttığını gördük. Rusya-Ukrayna savaşı herkesin gözü önünde bütün şiddetiyle, yıkıcılığıyla devam ediyor. Ukrayna topraklarının yüzde 20’si de işgal edilmiş vaziyette. 2. Dünya harbinden sonra en büyük yıkımın olduğunu gözümüzle görüyoruz. Gıda sıkıntısı vardı derken dünyanın ‘ekmek sepeti’ olarak bilinen, en çok tahıl üreten bu iki ülkenin ürettiği tahıllar neredeyse çürümeye sevk edildi. Bunlar nasıl tekrar kurtarılır diye büyük gayretler var. Türkiye’de bu yönde önemli gayretler gösteriyor. Diplomasi herhangi bir savaşın önlenebilmesi için en etkili araçtır. Bugün Türkiye’nin güneyindeki Suriye’de yaşananlar, dram, göçler, açlık, sefalet dünyanın gündeminden çıkmış gibi. Ukrayna halkının bu kadar savaşmasına şaşırdık, demokrasiyi tercih ettiler, otoriter bir rejimde yaşamak istemediler. Avrupa’nın Rusya’ya karşı çok kesin kararlı bir tavır alması, 2. Dünya Harbi’ndeki hatıralarını hatırlamasından dolayı. Tarihten ders alınmadı. Rusya Ukrayna’nın NATO üyeliğinden korkarken Finlandiya, İsveç gibi tarihte tarafsızlık üzerine dış politikalarını yürüten ülkeler korkudan NATO’ya üye olma kararı aldı. ABD Senatosu’nda 40 milyar dolarlık ilave yardım paketi kabul edildi. Savaşın başladığı günden bu zamana kadar Ukrayna’ya desteğinin maliyeti günde 100 milyon dolar. AB ilk defa askeri yardım yapma kararı aldı. İlk defa 2 milyar euro askeri yardımda bulunuyor. En çok destekleyen, silah yardımı yapan ülkelerden İngiltere, uzun menzilli silahlar verme kararı aldı. Rusya kendi açıklamasında savaşa günde 300 milyon dolar harcadıklarını deklare etti. Bu paralar savaş yerine gıda sorununun çözümüne harcanabilir, savaşı durdurmak sadece iki ülke için değil bütün dünya için büyük bir hizmet olacak. Günün sonunda insanlık ve herkes kaybediyor. Açıkçası bu bir zihniyet meselesi. Bu zihniyet değişmediği sürece, savaş, kahramanlık, öç almak veya başka saiklerle bu savaşları yapmak yerine ‘barış zihniyeti’ oluşmadığı sürece insanlık bu acıları ne yazık ki çekmeye devam edecek.”
Romanya eski Cumhurbaşkanı (1996-2000) Emil Constantinescu, Rusya’nın Kırım ve Donbass ilhakı ve saldırgan davranışlarının entegrasyonu etkileyen Rusya’nın elindeki nükleer silahlar nedeniyle durumun oldukça tehlikeli olduğuna işaret etti: “Özellikle nükleer silahlar noktasında diğer ülkeleri uyarıyoruz. Ukrayna’daki savaş şu konular üzerinde odaklanmalı: Uluslararası Avrupa’daki barış korunacak mı, yoksa buradaki itaatsizlik mi olacak? Hukukla mı güçle mi son verilecek? Dünya savaşından önceki döneme mi döneceğiz? Burada nükleer silahların gölgesinde diğer ülkeler gerekli etkileri gerçekleştiremiyor. Özellikle de bazı ülkeler askeri potansiyellerini kullanarak diğer ülkelere dayatmaya devam ediyor. Uluslararası anlaşmalara saygı duyulmuyor. Rusya Ukrayna’yı işgal ederek buradaki egemenliği çiğnemiştir. Merkez, Avrupa ülkelerini belirli dönemde Varşova Paktı’nı bırakıp NATO’ya üye olmuştu. SSCB’nin dağılımıyla de belirli anlaşmalar imzalandı. Dünya barışına karşı bu durumda Batı’nın herhangi bir çabada bulunmaması ve Rusya Fedarasyonu’nun asgari gücünü kullanarak tehdit etmesi yanlıştır. Burada Sovyetleşme’ye, Ukrayna’nın Sovyetleştirilmesi’ne, topraklarına katılmasına karşıyız. ABD, Batı ülkeleri, İngiltere ve Fransa, Nazileşme’nin de farkındalar. Ukrayna’da Nazileşme yok. Sovyetleşme’ye karşı bir birleşme görüyoruz. Belirli tedbirler alınmalı, yasaklar getirilmeli. Ulusal ve uluslararası noktada barışa dikkat etmeliyiz. Barış ve işbirliği çok önemli.”
Karadağ eski Cumhurbaşkanı (2003-2018) Filip Vujanovic, şunları kaydetti: “Desteklemek, teşvik etmek zorundayız. Sorumlu olarak somut fikirler öne sürmeliyiz. Bir kısım temeli olmayan eleştirilerin önüne geçebiliriz. Bu eleştiriler belli başlı kişilerin hususi özel çıkarlarına yöneliktir. Hiç şüphesiz çok yönlülük küresel sorunları çözmede avantajlıdır ama İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana olan korkuları tekrarlamadık. Sonuç olarak biz bölgesel ve küresel hedeflere dair birbirimize olan desteği güçlendireceğiz. Aynı zamanda çok yönlü ortaklığı yeniden tanımlama noktasında faaliyetler göstereceğiz. Çok yönlülük, daha güvenli varlık sahası bulmak için değil, insanlığın daha iyi desteklenebilir geleceğe sahip olması için önemlidir. Pandemi ve savaşlar bizi buna itiyor.”
Çek Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı (2003-2013) Vaclav Klaus, şu değerlendirmeyi yaptı: “60 yıl önce Bob Dylan diyordu ki; ‘Zaman değişir.’ Birçok açıdan dünya farklı bir dünyaydı. Dünya o zaman büyük bir göçün başlangıcındaydı.  Bu göç Avrupa’yı ve BM’yi değiştirdi. Türkiye bu süreçte istemese de göçün merkezinde. Büyük değişiklik Covid nedeniyle olmadı, benim verdiğimi isimle; ‘Kovidizm’ nedeniyle oldu. 8 yıl önce; ‘Ukrayna istikrarının bozulmasıyla karşı karşıyayız. Bizim için Ukrayna krizi çanları çalıyor’ demiştim ve ikna olmuştum ki bu kriz evden yapılmıştır. Şubat 2022’de başlamadı. Sorun daha önce başladı. Trajik ve yıkıcı savaş. Binlerce insan öldü. Fiyat artışları gibi birçok maliyetsel nedenleri oldu. Bugün saldıran Rusya, bunda hiçbir şüphe yok. Ancak her şey bu değil. Trajik bir ayrılma için uygun görülen zemin ve yapı taşları döşeniyordu. Dünya’nın birçok yeri de bunun parçası haline geliyordu. Bizim bölgemizde tartışmak için çok erkendi. Önleyici tahminleri yapmak zordu. Çare; iki ülkeden gelmeyecek, uluslararası kamuoyudur. Sorun biraraya gelerek konuşulmalı. Trajik ve korkutucu savaşa ve diğer sorunlara çare bulmak için Çek Cumhuriyeti olarak AB’nin merkezindeyiz. Türkiye kadar yüksek enflasyonumuz yok ama artan enflasyonumuz var. Enerji imkanları çöküyor. Hayat standartlarımızı düşüyor. Kararlı ve sistematik olarak yeterli değiller. Onlardan hızlı ve yeterli siyasi çareler bekleyemiyorum. Bu boş karamsarlık değil, analiz yapan bir adamın çıkarımıdır.”
Kosova eski Cumhurbaşkanı (2006-2010) Fatmir Sejdiu, barış ve sorunlara karşı çözüm arayışında olduklarını, tüm bu süreçte birçok ülke ve onların bilge liderlerinin genellikle kendi karşılaştıkları zor duruma karşı çözüm üretmeyi becerdiğini belirtti: “Yeni bir savaşa ve krize şahit oluyoruz. Barışa ve düzene sekte vuran savaş gerçekten üzücü. Benim ülkem savaştaydı. Ukrayna insanlarının yaşadığının aynısını deneyimledi benim ülkem. İnsanlık artık bu tarz şeylerle karşılaşmamalı. Buradaki güvensizlik, güvenliğin olmaması tehdidi kötü. Kişisel ve kolektif güvenlik algısına ihtiyacımız var. Mülteci krizi günlerdir devam ediyor. Birçok çaba var ama kesin çözüm bulunamadı. Suriye, Sudan’da, Myanmar’da yaşıyoruz. İlk 3 yıl hep birlikte insani krizlerle karşılaştık. Pandemi tüm ülkelerin bağımsızlığını tehdit etti ve etmeye devam ediyor. Oldukça düşük ekonomik gelişmesi olanlar ve ülkem Kosova kötü etkilendi. Yeni durumlara adapte olmaya çalışıyoruz. Krizler hayatımızı ve geleceği etkiliyor. İnsanların gelişmesi, göçmenlik gibi sorunların tekrarlanmaması için çalışmalıyız, çeşitliliği geliştirmeliyiz. İnsanlığın gelişmesi ancak küresel dayanışmayla mümkün. Rusya’nın saldırgan tavırları sadece ulusa değil barışa karşı tehdit oluşturuyor. Ülkelerin bağımsızlığına saygı duyulmalı. Çok ciddi krizlerle karşı karşıyayız. Bu savaşın sonucu olarak açlık krizini görüyoruz. Aldığımız tedbirler durdurmak için yeterli değil. Yeni dünya düzeni yeniden sağlanmalı. Küresel barış olmazsa gelişimden bahsedemeyiz.”
Bosna-Hersek Devlet Başkanı (2014-2018) Mladen Ivanic, son iki yılda salgın ve savaşa şahit olduklarını dile getirdi: “Şuna inanıyorum ki bunun daha büyük etkisi olacak. Bu iki olay, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan daha etkili. Her gün binlerce ve yüzlerce insan ölüyor. Milyonlarca mülteci var. Her gün yıkım var. Bazı destekler ve değerleri konuşmaktan ziyade savaşı durduracak tedbirleri konuşmalıyız. Eğer biz büyük devletlere bağlı kalırsak birçok sorunla karşı karşıya kalacağız. Bosna-Hersek’ten geliyorum. Rusya, ABD ve AB aynı yaklaşımla son uluslararası müdahaleyle Bosna-Hersek kuruldu.”
Bosna-Hersek Federasyonu Cumhurbaşkanı Marinko Cavara, Pandemi’de Dünya Sağlık Örgütü’nün son tahminlerine göre 14 milyon insanın doğrudan veya dolaylı hayatını kaybettiğini bildirdi: “Şahsen iyimserim. Kötü durumdan iyi bir şey çıkacağına inanıyorum, en azından ders aldık. Küçüklerin ittifakına ihtiyaç var. Dünya barışı ve istikrarı tehdit eden aynı nokta. Avrupa’daki savaş bizim mahallemizde. Pandemi, dayanışma eksikliğimizi gösterdiği gibi davranışlarımızın yanlışlarını görüyoruz. Kontrolsüz göçe neden olacak gelişmelerden korkuyoruz. Korku yeniden hayatımızı yönetiyor. Her dramatik olaydan sonra işlerin eskiye dönmeyeceğini görüyoruz. Odak noktamız materyalimize kaydı. Artık etik ve ahlak okullarda öğretilmiyor. Küresel eğilimler bizi uyarıyor. İnsan sadece madde değildir, erdemli yaklaşıma ihtiyacımız var. Sosyo-ekonomik huzursuzluklarla karşı karşıyayız. Savaş ne kadar erken biterse etkisi o kadar az olur. Yeni bir dünya savaşının eşiğinde miyiz? Gezegenimiz ve dünyamız nükleerle yıkılacak mı? Dünyanın jeopolitik haritası değişiyor. Herkeste huzursuzluk hakim. Peki kendimizi yok etmenin eşiğinde miyiz? Tek bir çözüm yok. Her türlü bencilliği ortadan kaldırmalıyız. Silahlara çok ciddi para harcanıyor. Modern savaşla birlikte silahın tanımı da değişiyor. Sosyal ağların bir savaş aracı olabileceğini ve siber savaşın gerçekliğe taşındığını görüyoruz. Tüm savaşlar görüşmelerle biter. Diyalog kurmak lazım. Hiçbir savaşın tek bir kazananı olmaz, ortada trajedi kalacaktır.”
Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı (2000-2010) Stjepan Mesic, küresel barış ve maden alternatiflerini desteklediklerini, Rusya-Ukrayna arasındaki politik gerilimin sona ermesini istediklerini iletti. Mesic, savaşı durdurmak için Türkiye ve Fransa’nın önleyici diplomasi adına barış görüşmelerini gerçekleştirdiklerini, ABD’nin savaşın devam etmesini istediğini ve bir diplomatik girişimi olmadığını belirtti: “Avrupa’da bir savaş yoktu ve çıktı. Bu da dolaylı olarak özellikle gıda ve enerji anlamında enflasyona yol açtı. Ekonomisi zayıf devletlerin daha da zayıflayacağını gördük. Eski güç politikalarıyla devam edilmeyeceğinin farkındayız. Savaş Avrupa’da ciddi bir bölünmeyi beraberinde getirdi. Jeopolitik matriksi daha düzenli hale getirmeliyiz.”
Tunus eski Cumhurbaşkanı (2011-2014) Moncef Marzouki, Arap Baharı’nın kötü etkilerine değinerek, Mısır’daki darbeden, Suriye’de ve Yemen’deki sivil savaştan nüfusun fakirlik ve yaşanan olaylardan etkilendiğini, Pandemi’nin ekonomileri zayıflattığını söyledi: “Şimdi savaş bizim için bir felaket, çünkü Lübnan, Yemen, Tunus, Mısır, Güney Sudan gibi ülkeler çok ciddi bir açlıkla karşı karşıya. Bu savaş bizim için trajedi. Uluslararası seviyede çok ciddi sorun var. Demokrasiye zarar geldi. Avrupa’da aşırı sağ partilerin geliştiğini görüyoruz. Çin modeli popüler hale geldi. Demokratik devletlerin totaliter rejimlerce saldırı altında olduğunu görüyoruz. Dünya genelinde demokrasi tehdit altında. Küreselleşmenin farklı etkileri var. Şu an birçok ülke daha bağımsızlık bahanesi altında kendilerini kapatmaya çalışıyorlar ama bu ne kadar doğru? Hepimiz endişelenmeliyiz, bu savaşı durdurmak için elimizden geleni yapmalıyız.”
Moldova eski Cumhurbaşkanı (1997-2001) Petru Lucinschi, Pandemi’nin insan olmanın ne kadar zayıf olduğunu gösterdiğini ifade etti: “Organizasyon ve kaotik yönetimle karşı karşıya kaldık. Teknolojik, küresel,

Yorumlar (0)