banner402

banner468

banner458

banner457

banner472

Ankara ve İstanbul’da yapılan KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi, sürdürülebilir kalkınmanın vizyonunu gösterdi: ​​​​​​​Yeşil ve akıllı dijital dönüşüm

KAPAK 01.11.2021, 00:01 29.11.2021, 10:41
22112
Ankara ve İstanbul’da yapılan KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi, sürdürülebilir kalkınmanın vizyonunu gösterdi: ​​​​​​​Yeşil ve akıllı dijital dönüşüm

TBD (Türkiye Bilişim Derneği) ve TOSYÖV (Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı) işbirliğinde, dergimiz KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu, 4. Ankara KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21), ‘Geleceği Şekillendiren KOBİ’ler, Tehdit ve Fırsatlar’ sloganıyla Ankara’da, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde hem canlı, hem de çevrimiçi olmak üzere hibrit gerçekleştirildi. TBD İstanbul Şube tarafından, KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu, 4. İstanbul KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) Webinarı ise ‘Yeşil Dünya, Teknoloji ve İhracatçı KOBİ’ler’ ana temasıyla çevrimiçi düzenlendi.

TBD (Türkiye Bilişim Derneği) ve TOSYÖV (Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı) işbirliğinde, dergimiz KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu, 4. Ankara KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21), “Geleceği Şekillendiren KOBİ’ler, Tehdit ve Fırsatlar” sloganıyla Ankara’da, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde, BTK Konferans Salonu’nda, hem canlı, hem de çevrimiçi olmak üzere hibrit gerçekleştirildi. TBD İstanbul Şube tarafından, KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu, 4. İstanbul KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) Webinarı ise ‘Yeşil Dünya, Teknoloji ve İhracatçı KOBİ’ler’ ana temasıyla çevrimiçi düzenlendi.

TBD tarafından 2017’den itibaren gerçekleştirilen KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi, hem etkinliğinin arttırılması hem de yaygın etki yaratılması amacıyla 2021 yılından itibaren TBD-TOSYÖV işbirliği ile gerçekleştirildi. Biz de dergimizin Kapak Dosyası’nda dergimiz KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu, KOBİ’ler ve bilişimi İstanbul ve Ankara’da buluşturan KOBİ21’i ele alarak, KOBİ’lerin geleceğe varlıklarını taşıyabilmesinin ve sürdürülebilir kalkınmanın yol haritasının izini sürdük. Ankara ve İstanbul’da yapılan KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) sürdürülebilir kalkınmanın vizyonunu gösterdi: Yeşil ve akıllı dönüşüm.

4. Ankara KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21): Geleceği Şekillendiren KOBİ’ler,  Tehdit ve Fırsatlar
4. Ankara KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi’nin (KOBİ21) açılış konuşmalarını T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, ASO (Ankara Sanayi Odası) Genel Sekreteri Prof.Dr. Yavuz Cabbar, TBD Genel Başkanı Rahmi Aktepe, TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Kuleyin gerçekleştirdi, sonrasında ‘Dijital KOBİ’ler Vizyon Sektör Buluşması’, ‘Dijital Teknolojilerin Yaratacağı Fırsatlar’ ve ‘Uluslararası Rekabet (İhracat, Rekabet ve Yeşil Mutabakat)’ başlıklı oturumlar düzenlendi.

5G’de katmadeğer üreten KOBİ’lere destek
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonomiye yön veren en önemli araçlardan birinin imalat endüstrisi olduğunu belirterek, sanayileşerek gelişen ve ekonomik olarak başarılı ülkelerin canlı ve aktif şekilde imalat sektörünü geliştirdiklerini gördüklerine dikkat çekti.
Türkiye’de de aktif şirketlerin yüzde 99.8’ini oluşturan KOBİ’lerin, ekonomik büyüme ve iş geliştirmenin ana kaynağı olduğunu belirten Sayan, “Ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren 7 bin büyük şirkete kıyasla 3.2 milyon KOBİ bulunuyor. Ekonomimizin ana dinamosu olan  KOBİ’lerimiz istihdamın yüzde 72’sini, toplam cironun yarısını ve toplam ihracatın ise yüzde 37’sini gerçekleştiriyor” dedi.
Haberleşme ve dijitalleşmenin tüm sektörlerin kalbinde olduğunu vurgulayan Sayan, 3G ve 4.5G ihalelerinde KOBİ’lere alım şartı gibi destekler verildiğini hatırlatarak, şunları söyledi: “Haberleşme sektöründe büyük firmaların altyapı yatırımlarının en az yüzde 10’unu KOBİ’lerden alım kararı getirdik. Ama ne yazık ki bizim KOBİ’lerimiz de büyük şirketlerimiz de bu işlerde etraftan dolanmanın yolunu bulmuşlardı. Büyük firma kendisi ithalatını yapıyor, sonra satın alacağı firmaya KOBİ’lerimiz aracılığıyla satıyordu. Bunun önüne geçmek için 4.5 G yetkilendirmesinde KOBİ alım şartını Türkiye’de imalat yapan, katmadeğer üreten KOBİ’lerden olarak değiştirdik. Geçen süre zarfında hem yerlilik hem millilik oranı arttı. Haberleşme sektöründe KOBİ’lerden alım oranı hala istediğimiz seviyede olmamasına rağmen üretim yapan KOBİ’lerden alım oranını artırarak biz devletin KOBİ’leri desteklemesi anlamında elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.”

Yerli ve milli üretim yapılmadığı sürece başkalarının kanadıyla uçulduğunu, istenildiğinde bu kanatların kesilebileceğini anımsatan Dr. Ömer Fatih Sayan, “Ancak kendi kanadınızla uçabilirsiniz. Özellikle pazar yerlerinde, yurt dışı kaynaklı pazar yerlerinin adeta piyasanın hâkim gücü olarak ön plana çıktıklarını görüyoruz. Burada da dengeli gitmekte fayda var. Türkiye’de vergisini ödeyen her şirket Türk şirketidir. Bunun da bilincinde olarak rekabetin tesis edilmesi ve pazar paylarının dengeli bir şekilde dağıtılması için çalışmalarımız devam ediyor” açıklamasını yaptı.


“Amacımız KOBİ’lerimizin ürettiği katmadeğerin artması”
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, Türkiye ekonomisinin omurgasını KOBİ’lerin oluşturduğunu belirterek, “2020 yılı itibariyle yaklaşık 720 milyar dolarlık GSYH’sı olan, Türkiye’de toplam girişim sayısının yüzde 99.8’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Türkiye’de; sanayi ve hizmet sektöründe toplam 7 bin büyük şirkete kıyasla 3.2 milyon KOBİ bulunuyor” dedi.
KOBİ’lerin verimliliğini artırmanın refah artışı ve sürdürülebilir bir kalkınma için zorunluluk olduğuna değinen Karagözoğlu, Pandemi ile birlikte artan dijitalleşmenin de bir sonucu olarak ana sektörlerden biri haline gelen e-ticaret sektörünün, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Türkiye’de girişim ekosistemini inceleyen araştırmalara bakıldığında geçen yıl 165 girişimin 139 milyon dolar yatırım aldığının görüldüğünü, dijital dünyanın merkezinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yer aldığını, Türkiye’de oyun sektörünün en çok girişimci alan sektör olduğunu belirten Karagözoğlu, Türkiye’nin teknolojik olarak uluslararası konumuna bakıldığında, mobil şebekelerin yaygınlığı, aboneye verilen hizmetin kalite ve çeşitliliği, geniş bantın gelişimi, fibere yapılan yatırımlar gibi konularda ülkenin yükselen bir trende sahip olduğunu kaydetti.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımını yaygınlaştırarak KOBİ’lerin daha verimli ve dolayısıyla daha rekabetçi hale getirmek için herkesin daha da çok çalışması gerektiğini vurgulayan Karagözoğlu, şunları açıkladı: “Kurum olarak KOBİ’lerin özellikle yerli ve milli elektronik haberleşme cihaz ve ekipmanları ile yazılımları konusunda desteklenebilmesi için Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi gibi çatı oluşumlara katkı sağladık. Ayrıca 5G Vadisi Açık Test Sahası gibi imkanları KOBİ’lerimizin hizmetine sunduk. Amacımız KOBİ’lerimizin ürettiği katmadeğerin artması ve yerli şirketlerimizin KOBİ olmanın sağladığı hızlı hareket kabiliyetleri ile şebekelerimiz için yüksek teknolojili daha fazla ürün üretebilmesidir.”

“Verilen desteklerin yeniden yapılandırılması gerekli”
TBD Genel Başkanı Rahmi Aktepe, TOSYÖV eski Başkanı olduğunu da anımsatarak, konuya KOBİ’ler ve bilişim sektörü olarak iki ana eksenden yaklaştığını, değişim, dönüşüm noktasında yanlış uygulamaların veya eksiklerin belirlenmesi gereken KOBİ’lerin sayısal dönüşümlerinin tamamlanamamasının en birincil sorun olduğunu söyledi: “Bu oranın halen ancak yüzde 25-30’lar seviyesinde olması ekonomik atardamarımız olan işletmelerimize çok daha fazla destek sağlamamız gerektirdiğini açıkça gösteriyor. KOBİ’lerin son 5 yılda gerçekleştirdikleri sayısal teknoloji yatırımlarında henüz ilk faz dediğimiz internet sitesi (yüzde 59.6) ve şirket bilgisayar donanımlarının (yüzde 59.0) ağırlıklı olduğunu görmekteyiz.”

Aktepe, e-ticaret uygulamasını kullanan KOBİ’lerin oranının çok düşük olduğunu, bilişim personeli istihdam etmeyen ve dışarıdan hizmet almayan KOBİ’lerin oranının da yüzde 56 seviyesinde bulunduğunu,  geçen yıl KOBİ’lerin toplam ihracatın yüzde 37’sini gerçekleştirdiğini ifade etti.  Zorlu küresel rekabet şartlarında daha fazla yatırım yapmak, nitelik ve nicelik açısından yeterli eleman çalıştırmak, doğru uygulamaları seçmek gibi konularda KOBİ’lerin tek başlarına yol almalarını beklemenin gerçekçi bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Aktepe, bu nedenle tüm paydaşların; kamu-özel sektör, üniversiteler, ticaret ve sanayi odaları, teknoparklar, finans kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının çözümün ana aktörleri olması, KOBİ’lere yol haritası sunması, bu yolda desteklerini esirgememeleri gerektiğini kaydetti: “KOBİ’lere düşen görevse bilişim yatırımlarına proje yaklaşımıyla bakarak ve proje takımları oluşturarak bilinçli bir alıcı olmayı hedeflemektir.”
Karmaşık ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızda olduğu dönemde 4. Sanayi Devrimi kapsamında Nesnelerin İnterneti, Sanal Gerçeklik, Karmaşık Gerçeklik, Büyük Veri, Bulut Bilişim, Robotlar, Akıllı Fabrikalar gibi kavramlara her geçen gün yenilerinin eklendiğini vurguladı: “KOBİ’lerimiz bu dönüşüme hazırlıksız yakalanmamalılar. Bunun için de farkındalık düzeylerini artırmalı, destek ve eğitim programlarını izlemeli, uyarlamacı yaklaşımlara değil özgün ve milli uygulamalara öncelik vermelidirler.”

Rahmi Aktepe, bilişimcilere de seslendi: “Sizler KOBİ’lerin sorunlarını beklentilerini kavrayıp, içselleştirerek çözümleri tartışıp, olgunlaştırarak geliştiren ve KOBİ yöneticileri ile birlikte kararların bir parçası olabilmeyi başarabilmelisiniz. KOBİ’lere önerdikleri çözümleri kullanarak verilen kararların sorumluluklarını paylaşmalısınız. Hizmet sonrasında takip olmadan arzulanan başarıya ulaşılamadığına göre KOBİ’lerle birlikte çalışıp, birlikte yol alan destekçileri olmalısınız.”

Verilen devlet desteklerinin de yeni yaklaşımlarla ve eğitim olanaklarıyla, nitelikli eleman gereksiniminin karşılanmasıyla yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çeken Aktepe, daha güçlü bir gelecek için işbirliği ve koordinasyonun en büyük ihtiyacımız olduğunu dile getirdi. TBD’nin bugüne kadar yaptıklarının en önemlisinin; ‘işbirliği ve ortak akıl’ olduğuna değinen Aktepe, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile önemli projeler geliştirdiklerini, verilerin standartlaşması konusunda bir protokol hazırladıklarını ve imzalayacaklarını, KVKK ile de çalıştıklarını, önümüzdeki dönemde de bu çalışmalarını devam ettireceklerini açıkladı.

“Bilişim teknolojileri verimlilik aracı olarak kullanılabilir”
ASO (Ankara Sanayi Odası) Genel Sekreteri Prof.Dr. Yavuz Cabbar, Türkiye’deki KOBİ’lerin verimlilik seviyelerinde ciddi sıkıntılar olduğuna dikkat çekerek, KOBİ’lerin ana yüklenicilerden 6.5 kat daha verimsiz çalıştığını söyledi. Bilişim teknolojilerinin verimlilik aracı olarak kullanılabileceğini belirten Cabbar, bu teknolojilerin KOBİ’lere uygulanmadan önce yalınlaştırılması gerektiğini vurguladı: “Yalın halde KOBİ’lerin dijitalleştirilmesi daha kolay olur. Öncelikle KOBİ’yi yalınlaştırıp, dijital olgunluk seviyesini doğru şekilde ölçüp, ilerlememiz lazım.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın girişimi ve ASO’nun da dahil olmasıyla KOBİ Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi adlı merkezin ilkini Ankara’da kurduklarını, sonra Bakanlık’ın bunu 10 ilde kurmayı planladığını, Konya, Bursa, Gaziantep, Kayseri, İzmir’in kurulduğunu, onu Adana ve Mersin gibi illerin izleyeceğini duyuran Cabbar, bu merkezlerde hedeflerinin esas itibariyle KOBİ’lerin yalın üretim konusunda uygulamalı ve teorik eğitimlerini gerçekleştirmek, KOBİ’lerin dijital dönüşümlerini tamamlamak olduğunu, yalın üretim metodlarının uygulamalı eğitimlerinin yaklaşık 4 ay sürdüğünü, şimdiye kadar 30 KOBİ’yle bu uygulamayı gerçekleştirdiklerini açıkladı: “30 KOBİ’den en düşük verimlilik sağlayan KOBİ, kendi alanında çok iyi, hatta uluslararası ödülleri olan bir firmamız, oradaki verimlilik artışımız yüzde 25. Yüzde 25 ile yüzde 208 verimlilik artışı sağladı KOBİ’lerimiz.”
Cabbar, ASO’nun öncü olduğu konulardan birini de “Yazılım ve Bilişim Meslek Komitesi bulunan tek oda olmak” diye açıkladı.

“Artık yaşamı geleneksel üretimle sürdürmek mümkün değil”
TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Kuleyin
, KOBİ’lere hizmet veren TOSYÖV Başkanı ve TBD eski Başkanı olarak TBD ile böyle bir etkinliği birlikte yapmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, 1989’da kurulan TOSYÖV’ün KOSGEB ve Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) kuruluşuna önderlik ettiğini anlattı. TOSYÖV’ün girişim sözcüğünün marka patent haklarına sahip olduğunu da belirten Kuleyin, KOBİ Zirveleri’nin hem yaratıcısı hem de sürdürücüsü olduklarını da aktardı.
İş dünyasında etiğin önemine de dikkat çeken Kuleyin, Pandemi’nin dünyada değişimlerin sonucu değil, biraz da başlangıcı olarak ortaya çıktığını ifade etti. Kuleyin, iklim değişikliğinin ve koranavirüsün çarpıcı sonuçlarına örnekler vererek, dünyada yılda 33 bin kişinin açlıktan öldüğünü, suların kirlendiğini, bugün itibariyle dünyada 250 milyon kişinin koronavirüse yakalandığını, Pandemi ile 4.5 milyon kişinin öldüğünü; yani toplamda Ankara nüfusu kadar insanın yeryüzünden silindiğini, önümüzdeki 45 yılda petrolün, 20 yılda ise doğalgazın tükeneceğinin öngörüldüğünü, küresel ısınmayla orman yangınları, sel felaketleri yaşandığını, küresel ısınmanın devam etmesi halinde ada devletlerinin sular altında kalacağını, dünyanın 6 derece ısındığında ise dünyada tek canlının mikro organizma olacağının öngörüldüğünü anlattı.
İklim değişikliği konusunda önlem alınmazsa yaşanabilir bir dünya kalmayacağı uyarısını yapan Kuleyin, dünya ile entegre bir sağlık, çevre ve endüstri yapısının kurulması gerektiğini söyledi. Pandeminin 3. ayında, sürecin 3-5 ayda bitmeyeceğinin farkedildiğini belirten Kuleyin, hazırlıklı olmak, kaynakları doğru kullanmak gerektiğine değindi.
Artık yaşamı geleneksel yöntemlerle yapılan üretimle sürdürmenin mümkün olmadığına dikkat çeken Kuleyin, “Çünkü böyle üretmeye devam edersek ya yaşanacak bir dünya kalmayacak ya da yaşayan bir dünya içerisinde bizim ürünlerimiz gerek fiyat gerekse diğer değerlendirmelerden dolayı sınıflama dışı kalacak” dedi. Kuleyin, bu süreçte KOBİ’lerin dijital dönüşümlerinin de önemini vurguladı.


Dijital KOBİ’ler Vizyon Sektör Buluşması
Dijital KOBİ’ler Vizyon Sektör Buluşması Oturumu’nu yöneten ICT Media Genel Yayın Yönetmeni Murat Pehlivan, 5G konusuna BTK’nın çalışmalarının yanısıra operatörlerin ve kurumların da sahip çıkmasının önemine değindi. Pehlivan, “Kendimiz üretmemiz gerektiğinin farkına varıyoruz” dedi.
BTK Başkan Yardımcısı Dr. Gazali Çiçek, üretim kısmında mevzuat açısından kendilerine çok görev yüklenmediğini, 3G ile birlikte bakış açısında değişiklik olduğunu, 4.5G haberleşme donanımında şirketlere Türkiye’de üretim yapan KOBİ’lerden alım şartı getirildiğini anlattı: “BTK’nın da aslında işin içinde olması ve pazarı düzenlemesi gerektiğini ortaya koyduk. Haberleşme şebekesinde kullanılan yüzde 99’dan fazla ürün ithal ürün. Şimdi siz bu çemberi nasıl kıracaksınız?” Toplum olarak yerli ürün kullanma bilincini oluşturmamızın şart olduğunu vurgulayan Çiçek, BTK’nın belli bir kalitenin altına inmeme şartı getirdiğini ifade etti. Üreten KOBİ’nin önemine değinen Çiçek, Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) kurulduğunda 5G ile proje başlattıklarını, çok fazla istek olmasına karşın bir avuç firmayla kaldıklarını, kümelenmede kamu, STK’lar, üreticiler ve operatörlerin bir araya getirerek örnek bir proje oluşturduklarını anlattı. Çiçek, BTK’dan başka bütçesinin yüzde 20’si Ar-Ge fonuna ayrılan başka bir regülasyon kurumu olmadığını da söyledi. 5G ve 6G teknolojisinin bizi kuşatacağının görüleceğini paylaşan Çiçek, 5G’de yüzde 45 yerlilik oranını yakalamayı, milli haberleşme ürününü hedeflediklerini açıkladı.

Çiçek, “KOSGEB’in formatı bize uygun değil, biz senede 1.5 milyar dolar harcayan firmaya rakip çıkarmaya çalışıyoruz. Türkiye’de işbirliği modellerini geliştiremiyoruz. Benim sektörümde üretim yapacaksanız ey KOBİ’ler biraraya gelmelisiniz. Öyle devler var ki, o ölçekte çok küçüksünüz; örneğin; ABD, Huawei ile başetmeye çalışıyor. Bu pazara başımızı sokmaksak, milli güvenliğimiz tehlikeye girer.” Bizim devlet olarak hızlı olmamız, doğru destekleri vermemiz gerektiğinin altını çizen Çiçek, regülasyon kurumu olarak tarafsız olmaları gerektiği halde, üretim işine girdiklerini, çünkü üretirsek ilgi çekeceğimizi söyledi.

HTK-Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi Başkanı İlhan Bağören, “5G tsunami gibi geliyor, 5G aslında bir endüstri standardı. 5G herhangi bir ülkenin dünyadakini konumunu belirleyecek. Çok sayıda cihaz, çok bant genişliği, garantili ve çok hızlı geri dönüş. 5G’de 1 milisaniyede geridönüş var ve garantili. Bu standartlar yazıldığında, Dünya’da 5 yıl önce başlayan bir yarış var. Dünya dehşet bir hızla gidiyor. Endüstri 4.0 herşeyi insansız hale getirecek, bunun anahtarı 5G. Siz yerinizde sayarsanız silineceksiniz. Trump’ın Huawei’nin peşine düşmesinin sebebi 5G’dir” diye konuştu.
Dönüşümün 5G’yi kullanarak nasıl yapılacağına dair herkesin bakmasını isteyen Bağören, tüm sektörler için kolaylaştıracak arayüzler gerektiğini, bunu nasıl yapacağımızın da dönüşümdeki başarımızı belirleyeceğini kaydetti. Bağören, yapılması gerekenin 1 defa yapıp 100 defa satmamızı sağlayacak, her konuda uzmanlaşan bir ekosistem kurmamız gerektiğini, HTK’nın bunu sağladığını söyledi: “Uzman ürün şirketleri yaratmamız lazım, KOBİ’leri desteklemek isteyen herkes bu ekosistemi desteklemeli.”

TÜRKSAT Bilişim İş Geliştirme ve Proje Yönetimi Direktörü Ömer Faruk Çöllüoğlu, e-devlet kapısının ciddi bir portal olduğunu belirterek, 6 bin hizmeti e-devlet kapısının sunabilmesinin ciddi bir dönüşüm demek olduğunu vurguladı. TÜRKSAT’ın da KOBİ’ler için bu dönüşümü gerçekleştirdiğini kaydeden Çöllüoğlu, TÜRKSAT’tan alınan hizmetlerin hepsinin KOBİ’ler tarafından gerçekleştirildiğini aktardı.
TÜRKSAT’ta e-dönüşümün yanında akıllı çözümler üzerinde de çalışıldığını paylaşan Çöllüoğlu, bünyelerinde akıllı ulaşımla ilgili çok ciddi işler yürüttüklerini kaydetti. Belli standartlarda üretilenlerin alınıp bulut mimaride yönetilmesi, KOBİ’lerin sürdürülebilir olmaları için kendilerini
sürekli yenilemeleri gerektiğini anımsatan Çöllüoğlu, Pandemi ile birlikte KOBİ’lerin çoğunun işlerini elektronik cihazlara aktardığını, KOBİ’lerin bulut çözümlere yöneldiğini aktardı. TÜRKSAT’ın bilişim pazarındaki büyüklüğünün yüzde 1.5-2 civarında olduğunu da belirten Çöllüoğlu, TÜRKSAT’ın standartları oluşturduğunu, KOBİ’lerin hizmetleri dışarıdan alınca siber ataklara maruz kaldığını ve bazen 1 yıllık cirosunu bile kaybedildiğini, insan kaynakları, finansal ve üretim problemleri bulunduğunu ifade etti.

Huawei’yi Huawei yapanın devleti olduğunu anımsatan Çöllüoğlu, belli alanları seçip ona yatırım yapılması, iyi eğitim verilmesi gerektiğini de vurguladı.

KOSGEB Bilgi İşlem Dairesi Başkanı İlhan Özkan, KOSGEB’in KOBİ’lere sunduğu desteklere değinerek, 27 kurumla 27 protokol imzaladıklarını paylaştı. KOBİ Bilgi Beyannamesi’nin otomatik girilebildiğini, işletmelerin e-devlet hizmetinden yararlanarak KOBİ olup olmadığını belgeleyebildiğini, böylece KOBİ Vasfı Belgesi alabildiğini aktaran Özkan, 2019’dan beri sundukları KOBİGEL Destek Programı ile dijitalleşmeye de destek verdiklerini, programla yüzde 30’u hibe, yüzde 70’i geri ödemeli olmak üzere destek sunduklarını, her yıl yenilenen dijitalleşme projelerine yıllık 2 milyon TL ayırdıklarını belirtti. 2021’de 281 dijitalleşme projesinin kabul edildiğini duyuran Özkan, analiz birimi ve destek değerlendirme sistemi kurduklarını ve bir süre sonra bu analizleri yayınlayacaklarını açıkladı. KOSGEB Desteği verirken toplam 5 adet belge aldıklarının altını çizen Özkan, KOSGEB Uygulamaları Girişimcilik Eğitimleri’ni de elektronik ortama taşıdıklarını söyledi. Yerli ürünlere yüzde 15 daha fazla destek verdiklerini dile getiren Özkan, ama buna ilişkin bir standart bulunmadığını, bunun ülke olarak eksiğimiz olduğunu ifade etti: “Düzgün bir standardizasyon oluşturulursa doğru desteklerin doğru yere verileceğine inanıyoruz.”

Dijital Teknolojilerin Yaratacağı Fırsatlar
Dijital Teknolojilerin Yaratacağı Fırsatlar Oturumu’nu yöneten Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Zeliha Eser, dijital dönüşümle birçok mesleğin oluşacağını, birçoğunun da kaybolacağını söyledi. Yenilikçi bakış açılarının çok gelişmeye başladığını vurgulayan Eser, gelen Z kuşağından umutlu.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Ertan Barut, Kanun ile kurulmuş bir Meclis olduklarını belirterek, yürüttükleri çalışmalara değindi. Geleceğin teknolojileri arasında en temel teknolojinin yapay zeka olduğunu aktaran Barut, makine öğrenimi, Nesnelerin İnterneti (IoT), giyilebilir cihazlar ve artırılmış insan kavramlarından sözedildiğini, Dünya’da günlük 50 terabayt veri geliştiğini kaydetti. Barut böylece; Büyük Veri, akıllı şehirler, blokzincir, bununla beraber dağıtılmış veri ambarları, bulut bilişim ve uç bilişim, teknoloji buluta kayınca dijital ikizler, doğal bilgi işleme teknolojisi, ses arayüzleri, sohbet robotları, yüz tanıma, robotlar, cobotlar, otonom araçlar, başlıbaşına bir dönüşüm meydana getirecek 5G, genomik ve gen düzenleme, artırılmış tasarım, dijital platformlar, droneler, İHA’lar, siber güvenlik, quantum bilgisayarlar, robotik süreç otomasyonu, toplu kişiselleştirme, 3D teknolojileri, nanoteknoloji ve malzeme bilimi gibi kavramların hayatımıza girdiğini anlattı. Özellikle girişimcilere ve KOBİ’lere hangi alanda, nerede boşluk var, onu iyi görmelerini ve o alanda yatırım yapmalarını öneren Barut, bir ülke veya girişimci olarak bakıp, fikri geliştirip, boşluğu yakalamanın önemine değindi. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile ilgili ciddi fırsatlar bulunduğunu vurgulayan Barut, özellikle tarım ve çevre alanında yatırım alanlarını iyi kurgulamak gerektiğini söyledi. Oyun yazılımı sektöründe 1.5 milyar dolar ihracatımızla Avrupa pazarında ciddi biçimde güçlendiğimizi belirten Barut, bu alanda ve sağlık teknolojileri alanında ciddi fırsatlar bulunduğuna dikkat çekti.

BİTES Savunma Genel Müdür Danışmanı Coşkun Dolanbay, 2001’de kurulan BİTES’in mobil tarafta yatırımlar yapan, KOBİ olmaktan çıkıp 500’e yakın çalışanıyla büyük şirkete dönüşen yüzde 51’i artık ASELSAN’a ait bir şirket olduğunu paylaştı. BİTES’de inandıkları temel unsurun rekabetçilik olduğuna değinen Dolanbay, iş yapılan ülkenin rekabet kapasitesiyle doğrudan ilişkili uluslararası pazara çıkmak gerekliliğini vurguladı: “Özellikle KOBİ’lerin Dünya’nın her yerinde en büyük sorunu; nakit akışını yönetmek. Büyük şirketlerin teknolojik olgunlukları beraberindeki KOBİ ekosistemini dijitale uyduran bir unsur. BİTES, bilişim sektöründeki bir KOBİ’nin hikayesi. Rekabet unsurunu tasarıma ve teknolojiye götürdüğümüzde nasıl başarıya götürürüz görüyoruz.”
Pandemi’de çok fazla mutsuz müşteri olmasının ve tedarik zincirinin bozulmasının KOBİ’lere çok büyük fırsat tanıdığını aktaran Dolanbay, dünyada bu kadar mutsuz müşteri varken yeni teknolojiyi kullanmanın zaten yapılan bir iş olduğunu, müşteriye ulaşmada sürdürülebilir ve kaliteli üretimin öne çıktığını ifade etti. KOBİ’nin nakit akışını en iyi yönetmek ve teknolojiye nasıl ulaşacağını iyi adreslemek zorunda olan organizma olduğunu vurgulayan Dolanbay, KOBİ’lerin dijital dönüşümüne çok ciddi yatırım yaptıklarını sözlerine ekledi.


Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Meltem Eryılmaz, eğitimde teknolojinin kullanımıyla ilgili çalışmalar yaptığını aktararak, dijital dönüşüm yarışında yeralabilmek için bizim kendimizi sürekli geliştirmemiz gerektiğini söyledi. Eğitimde dijital dönüşümün öneminin altını çizen Eryılmaz, bunun yalnızca okulla sınırlı olmadığını, yaşamboyu öğrenme olgusunu da kapsadığını duyurdu. Dil öğrenmek, kitap okumak, eğitimlerden yararlanmak isteyenler için 24 saat her yerden eğitime ulaşılabildiğini, zaman ve mekan bağımsız olunduğunu ve hız kazanıldığını anlatan Eryılmaz, önemli olanın bizden ileride olan toplumları takip etmek olduğunu söyledi: “Program yapmazsanız çuvallarsınız. Bireysel öğrenme denilen bir olgu var. Aslında eğitimde yapay zeka teknolojilerinin kullanımı. Kişiye özel öğrenme. Toplum 5.0’dan bahsediyorsak, buna göre eğitimlerimizi düzenlememiz lazım. Bireysel farklılıkları ortaya kaldırmaya yönelik; kişiye özel öğrenme kişinin öğrenme hızına göre eğitimi organize eder. Verimliliği artırmak için yapay zeka teknolojilerinin çok büyük artıları var.” Veri madenciliği ve Büyük Veri kavramlarına da değinen Eryılmaz, elimizdeki verilere dayanarak nasıl daha iyi yapabiliriz üzerine çalışılabileceğini ve sistem yaklaşımıyla sorunları çözmemiz gerektiğini vurguladı.

TSE Bilişim Teknolojileri Test ve Belgelendirme Dairesi Başkanı Merve Hatice Karataş, standart tanımını yaparak başladığı konuşmasında, KOBİ’lerin teknolojiyi yakından ve dijital dönüşümü optimum şekilde takip etmeleri gerektiğini söyledi. TBD ve veri merkezlerinin ortak bir çalışma yürüttüğünü, milli bir doküman hazırladıklarını anlatan Karataş, ayrıca bir standart oluşturmak için çalıştıklarını duyurdu.
T.C. Sağlık Bakanlığı Bilgi Güvenliği Daire Başkanı M. Fatih Uluçam, Endüstri 5.0 ile beraber iyice teknolojiye bağlandığımızı, teknoloji bağımlılığımız hatta yazılım bağımlılığımız, işletim sistemi bağımlılığımız bulunduğunu söyledi. Uluçam, büyük teknolojilerden korkmamız ve bu alanları çok iyi değerlendirmemiz gerektiğini ifade etti. Sağlık Bakanlığı’nda herşeyin kayıt altına alındığını aktaran Uluçam, bunun ticarileştirilip ürün haline gelmesinin çok önemli olduğuna işaret etti. Uluçam, sunumumda Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü dijital dönüşüm projelerine ilişkin detaylı bir videoya da yer verdi.

Uluslararası Rekabet (İhracat, Rekabet ve Yeşil Mutabakat)
Uluslararası Rekabet (İhracat, Rekabet ve Yeşil Mutabakat) oturumunu yöneten dergimiz KobiEfor Köşeyazarı ve Dünya Gazetesi Yazarı Hilmi Develi, AYM’ye ilişkin “AYM uzun ve dikenli yollarla dolu. Üniversiteleri de bu olayın içerisine mutlaka katmak gerekiyor. Topyekün seferberlik ilan edilmeli” dedi.
Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) Genel Sekreteri Zühtü Bakır, Dünya’da 2.2 trilyon dolar hacme sahip makine sektöründen Türkiye makine sektörünün aldığı payın 22 milyar dolar ihracatla yüzde 1 olduğunu söyledi. Bu yıl 35 milyar dolar makine ithalatı olacağını belirten Bakır, sektörde 13 milyar dolar dış ticaret açığı olacağını, o nedenle stratejik görülen bir sektör olduğunu aktardı. Makine sektörünün en büyük pazarının yüzde 55 ile AB olduğunu belirten Bakır, Pandemi’nin Türkiye’yi biraz daha cazip kıldığını söyledi: “Önümüzdeki 3 yılı altın çağ olarak görüyoruz. Teknik mevzuatın uyumunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz.” Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın (AYM) çok ciddi reformlar getireceğini, Avrupa’dan sonra Çin, Kore, Japonya’nın da karbon nötr hedeflerini açıkladığını kaydeden Bakır, Sınırda Karbon Mekanizması ve AB Emisyon Ticaret Sistemi oluşturulduğunu anlattı. “Türkiye bunun neresinde?” diye soran Bakır, çimento, demir-çelik, tekstil gibi emisyon yoğun bir sektör olmadıklarını, ancak ürettikleri makinelerin emisyon oluşturduğunu, AB teknik mevzuatını başarıyla uyguladıklarını, Dünya’nın her yerinde makinecilerin Türk bayrağını dalgalandırdığını söyledi. Makine sektöründe fırsatlar bulunduğuna da değinen Bakır, yeşil ekonomiye geçişte teknoloji tedarik edebilirsek fırsatları yakalayabileceğimizi kaydetti.

Verisis Genel Müdürü Dr. Aydın Kolat, önümüzdeki 30 yıl içinde bir iklim krizi göçü yaşanacağı, insanların yüzde 30’unun göç edeceği öngörülerini paylaşarak, hayatımızı doğrudan doğruya etkileyen bir iklim değişikliği bulunduğunu ve bunu etkileyenin insanlar olduğunu söyledi. AB’nin 2030’a kadar karbon salımını 1990 seviyesine kıyasla yüzde 55 azaltma, 2050’ye kadar karbon nötr kıta olmayı hedeflediğini belirten Kolat, AB’nin stratejilerine uygun, temiz enerji sağlayabilmek, sürdürülebilir ve akıllı ulaşıma geçiş, çevre dostu tedarik, sıfır kirlilik kavramlarına değinerek, Avrupa Komisyonu’nun 55’e Uyum Paketi diye bir program ortaya çıkardığını aktardı. Enerji ve karbon emisyonu yüksek sektörlere Avrupa Emisyon Ticaret Sistemi aracılığıyla bir bedel konulacağını bunun Türkiye’ye etkisi olacağını da belirten Kolat, Türkiye ihracatının hemen hemen yarısını AB üyelerine yaptığını kaydetti.
Kolat, “İyi tasarlanmış bir stratejiyle sanayinin tetiklenebileceğini düşünüyorum. Bir Sınırda Karbon Fonu oluşturalım. Yeşil OSB’ler oluşturmamız, bir ekosistemimizin olması lazım” dedi. Döngüsel ekonomiyi öğrenmemiz gerektiğini de vurgulayan Kolat, daha tasarım sırasında yeşil dönüşümü tasarlamamız gerektiğini dile getirdi: “Artık kırmızı ayakkabı değil, mor inek üretmemiz lazım. Biz şu anda günümüzü kurtarıyoruz, geleceğimizi görüp ona göre geliştirmeler yapmalıyız.”

Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Ticaret Uzmanı İmge Kolağasıgil, AB’nin hiç vakit kaybetmeden mevzuatını hazırlamaya başladığını ve İklim Kanunu’nu geçirdiğini açıkladı. Kolağasıgil, AB’nin ilk defa 2050 hedeflerini AB ve AB üyesi ülkeler için yasalaştırdığını, Sınırda Karbon Düzenlemesi’nin çok önemli olduğunu söyledi.
Kolağasıgil, ilk aşamada yeni sanayi stratejisiyle AB’nin daha dijital, ekolojik, iklim değişikliği, sürdürülebilir Avrupa için bir strateji yayınlandığını anlattı: “KOBİ’lerin kapasitelerinin gelişmesi. Yeşil dönüşümün KOBİ’lerle başladığı söyleniyor. KOBİ’ler için Döngüsel Ekonomi Eylem Planı çok önemli. Sürdürülebilir Ürün Politika Çerçevesi. Şimdiden tüketiciler yeşil ürünler tüketmeye başladı. Ürünlerin daha yeşil ve böyle sunulması gerektiğini görüyoruz. Ufuk 2020 gibi AB adil geçiş için finansman sağlıyor.” Kolağasıgil, yürüttükleri çalışmalara değinerek, ellerinde çok ciddi veriler oluştuğunu, toplam 9 ana başlıkta, 32 hedef ve 81 eylemi hayata geçireceklerini ifade etti.

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Üyesi Hande Öztürk, şunları söyledi: “Yerküreyle ilişkimizi yeniden düzenlememiz gerekiyor. KOBİ’lerin direncini artıran yeni bir ufka ve stratejiye ihtiyacımız var. Mavi gezegende küresel olarak kaynak kıtlığıyla karşı karşıyayız. BM’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları başarısı için sadece devletlere değil, STK’lara da görevler düşüyor. 3.2 milyon KOBİ’miz var. KOBİ’lerimiz stratejik önem taşıyor. KOBİ’lerimiz için dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm odaklı stratejiler geliştirip hayata geçirmemiz gerekiyor. Yeşil Mutabakat, riskler kadar fırsatlar barındırıyor. Bugünden altyapıyı hazırlamamız gerekiyor. Karbon Vergisi Uygulaması geliyor. AB bu dönüşüm için 250 milyar Euro destek paketi açıkladı. Birçok alanda yeni yatırım ihtiyacı olacaktır. Bankalar yeşil tahviller ihraç edebilmeli, özel krediler geliştirilmeli. Merkez Bankası, TL kredilere özel finansman sağlamalıdır. Karbon Piyasası kurulmalı, hızlı destek, dönüşüm, rekabetçilik anlamına gelecektir.”

TÜRKONFED olarak 7 dönüşümü hızlıca ele aldıklarını aktaran Öztürk, AYM konusunun üniversitelerde ders olarak verilmesini istedi. Öztürk, danışman firmaların akredite olması, insan kaynağının fabrikalarda uyumlu olması gerektiğini belirterek, AB standartları ve kalitesinde ürünler ürettiğimizi, yüzde 30 bandında daha ucuz olduğunu, gelecekte karbon vergisi ödememek için firmalarımızın yeşil dönüşüme yatırım yapmak zorunda olduğunu, yapılacak çok şey bulunduğunu, yeşil dönüşümün zor olduğunu o nedenle hem firma hem ülke olarak mental dönüşüm gerektiğini vurguladı.
Ankara Sanayi Odası Araştırma Yönlendirme Müdürü Nilay Şahin, Ankara sanayi sektörü ihracatının 2020’de düşüşe geçtiğini belirterek, Ankara sanayisinin ihracatına ilişkin detaylı bilgiler sundu. Ankara sanayisinin ihracatında en fazla ihracat yapılan 10 ülkenin 6’sının AB ülkesi olduğunu vurgulayan Şahin, AB ülkelerinin ihracatlarındaki payın yüzde 40’ların üstünde olduğunu kaydetti. Değer zincirinin yeniden yapılandırılması gerektiğini kaydeden Şahin, kamuya ve özel sektöre görev düştüğünü aktardı. Ürünlerin karbon ayak izinin belirlenmesinin önemine değinen Şahin, GB güncellemesiyle AYM dikkate alınarak karbon fiyatlamasında ülke lehinde girişimler yapılması gerektiği konusunda uyardı: “KOBİ’lerin esnek yapılarıyla karbon ticareti yapabilecek adımların atılması önemli.”


4. İstanbul KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) Webinarı:
Yeşil Dünya, Teknoloji ve İhracatçı KOBİ’ler

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) İstanbul Şube’nin düzenlediği, KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu; 4. İstanbul KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) Webinarı, ‘Yeşil Dünya, Teknoloji ve İhracatçı KOBİ’ler ana temasıyla çevrimiçi gerçekleştirildi. Kongre’de Avrupa Yeşil Mutabakatı’na hazırlanırken ve dijital dönüşüm sürecinde KOBİ’lerin yapması gerekenler masaya yatırıldı.
Türkiye Bilişim Derneği (TBD) İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen ve dergimiz KobiEfor’un medya ana sponsoru olduğu; 4. İstanbul KOBİ’ler ve Bilişim Kongresi (KOBİ21) Webinarı, ‘Yeşil Dünya, Teknoloji ve İhracatçı KOBİ’ler’ ana temasıyla çevrim içi gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını; TBD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Tiryakioğlu ve KOSGEB eski Başkanı, KobiEfor Yazarı  ve Dünya Gazetesi Yazarı Hilmi Develi’nin gerçekleştirdiği ve TBD İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Birden Siyahi’nin sunduğu webinarın ilk gününde ‘Avrupa Yeşil Mutabakatı ve İhracatçı KOBİ’ler’, ‘Potansiyeli Keşfet, Yeni Nesil Yazılımlar’, ‘Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Sektörel Etkileri’, ikinci günde de ‘Mavi Beyaz Robotlar’ ve ‘Bulutların Üstündeyiz, Farkında mıyız?’ başlıklı paneller düzenlendi.

Dijital ve yeşil dönüşüm küresel gündemin merkezinde
TBD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Tiryakioğlu, son yıllarda teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesinin çevre sorunlarını artırdığını ve artırmaya devam ettiğini, 21. yüzyılın, dijital ve yeşil dönüşümü küresel gündemin merkezine taşıdığını, ekonomik büyümenin sürdürülebilir biçimde sağlanması hedefinin dünya ekonomisinin neredeyse tüm aktörleri tarafından benimsendiğini söyledi.
Bu sürecin ve devam eden Pandemi’nin KOBİ’lere etkisinin hepimizin öncelikli konusu olduğunu vurgulayan Tiryakioğlu, tüm Dünya ülkelerinin iklim değişikliğinin ve biyolojik çeşitlilik kaybının küresel bir sorun olduğunu kabul ettiğini, birçok mecrada iklim değişikliğiyle mücadele, karbon piyasaları, emisyon ticaret sistemi, sürdürülebilirlik ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) gibi konuların görüşüldüğünü ve çalışmalar yapıldığını anlattı.
Tiryakioğlu, Avrupa’nın 2050’de ilk karbon-nötr kıta olması hedefiyle yola çıkan ve bütün sanayisini dönüştürmeyi gerektiren bir yeşil büyüme stratejisi olan AYM’nin hedeflerinin tüm sektörleri kapsadığına dikkat çekti: “Özellikle karbon emisyonunun artışında büyük payı olan ulaşım, inşaat, tarım ve enerji üretimi gibi sektörlerin Yeşil Mutabakat kapsamında öngörülen düzenlemelere uyumu büyük önem arz etmektedir. Bu yeni politikalar ülkemizi doğrudan ve dolaylı olarak etkileyecek. Uluslararası arenayı en çok etkileyecek düzenleme ise Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır. İlk etapta demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ve elektrik sektörlerini etkileyecek mekanizma için sektörlerimizin de hazırlıklarını yapmaları gerekmektedir.”
Tiryakioğlu, TBD olarak Türkiye’nin ve Dünya kenti olan İstanbul’un, sektörleriyle, ticaretiyle, vatandaşıyla, doğaya ve yaşayan tüm canlılara saygılı, dijital dünyada örnek bir şehir, örnek bir ülke olması için üzerlerine düşen tüm görevleri yapacaklarını, KOBİ’lerin ve sektörlerin ihtiyacı olan her noktada her zaman yanında olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Açılış konuşmasında dergimiz KobiEfor’un Yeşil Enerji ve önceki ayda yayımlanan Yeşil Mutabakat kapak dosyalarından da alıntılar yaparak Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) hakkında bilgiler veren KOSGEB eski Başkanı, KobiEfor Yazarı ve Dünya Gazetesi Yazarı Hilmi Develi, AYM’ye uyumun öneminin altını çizdi.

Avrupa Yeşil Mutabakatı ve İhracatçı KOBİ’ler
Moderatörlüğünü KOSGEB eski Başkanı, KobiEfor Yazarı ve Dünya Gazetesi Yazarı Hilmi Develi’nin yürüttüğü ‘Avrupa Yeşil Mutabakatı ve İhracatçı KOBİ’ler Paneli’nde Organize Sanayi Bölgeleri’nin (OSB’ler) sürdürülebilirlik ve yeşil mutabakata yönelik yaptıkları hazırlıklar ve çalışmalar anlatıldı. AYM ile ilgili Bakanlıkların çeşitli eylem planları yazdığını ancak önemli olanın bunların uygulanması, katkısının somutlaştırılması ve özellikle OSB’lerin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Hilmi Develi, OSB’lerin özerkliğini ortadan kaldıran yeni taslak düzenleme ile AYM’yi çelişkili bulduğunu söyledi. AYM ile ilgili Ticaret Bakanlığı ve ilgili Bakanlıkların hayata geçirilen eylem planlarını çok güzel bulduğunu, uygulama konusunda karamsar olmadığını vurgulayan Develi, ilk uygulamaların ise OSB’lerde olması gerektiğini düşündüğünü paylaştı.

İstanbul Dudullu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Murat Önay, önemini vurguladığı AYM’nin çok büyük yaptırımları ve getirileri olacağını söyledi. AYM’nin gerektirdiği her şeyi yapabileceğimize inandıklarını paylaşan Önay, yenilenebilir enerjinin tercih edileceğini, bütün petrol ihraç eden ülkelerden ve petrolden kaçış başlayacağını, ancak yeşil enerji üretmenin pahalı olduğunu, nükleer enerjinin çok büyük rekabet avantajı bulunduğunu, HES’lerin yeşil enerjiyle çok uyumlu olduğunu kaydetti. Türkiye’nin AYM’ye uyumu ciddiyetle ele alıp, önümüzdeki 30 yılı çok ciddi biçimde planlaması gerektiğini söyleyen Önay, “Türkiye’nin topyekün yeşil enerjiye dönmesi lazım” dedi. Sanayicilerin atığını çöpe atmadığının, senelerdir sıfır atık konusuyla uğraştıklarının altını çizen Önay, tüm dünya beyaz eşya üreticilerinin Türkiye’de toplandığını da aktardı. Ranta yönelik yapılan çalışmaların tüm iyi yapılanların değerini kaybettirdiğini vurgulayan Önay, “Yeşil enerji Türkiye ekonomisini ya yüceltecek ya da altına dinamit koyacak. Ülke olarak yeşil enerjiye çok sıkı bağlanmamız lazım” dedi.

İstanbul Tuzla OSB (İTOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bilal Hancı, Türkiye’de Sıfır Atık Belgesi’ni alan ilk OSB olduklarını, Bölge sanayicilerini bilinçlendirerek, süreci kamu-OSB işbirliğiyle takip ederek, İTOSB firmalarının da sıfır atık belgesi almalarını sağladıklarını anlattı. Gri suları 10 yıldır kaynağında topladıklarını, Merkezi Atık Su Arıtma Tesis’lerinde arıtarak çevreye geri verdiklerini, ihtiyaçları kadarını sulamada kullandıklarını, kalanını İSKİ’ye deşarj ettiklerini paylaşan Hancı, atıksu arıtma tesislerinde fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma yaptıklarını ve bu yıl arıtma tesisi kapasitelerini artıracaklarını açıkladı. ISO 14001:2004 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi ve En Çevreci OSB ödülü aldıklarını, Bölge’deki tüm aydınlatmaları LED aydınlatmayla değiştirdiklerini, SCADA Sistemi ile enerji tasarrufu sağladıklarını dile getiren Hancı, “Biyokütle Enerji Santrali’miz ile 7.5 MW enerji (İTOSB’un 15 MW elektrik ihtiyacının yarısı) üretiyoruz. OSB’mizde çevreci ve sürdürülebilir bir sürü yatırımımız mevcut. Çevreyi ve sağlığı bozmadan bundan sonra da üretmeye devam edeceğiz” dedi. Pandemi’nin de etkisiyle Türkiye’nin tedarik lojistik ihracat üssü olmasının mümkün olduğuna işaret eden Hancı, ihracat rekorlarının da bunu doğruladığını söyledi. İş sağlığı ve güvenliği kurallarında zayıf ülkelerin ihracat potansiyellerinin düşeceğini düşünen Hancı, ilk etapta fazla yatırım gibi görünse de çevre yatırımlarının ihracatı arttırarak sürdürmeyi sağlayacağına değindi: “Hızlıca her şarta uyum sağlayan sanayicilerimizin AB standartlarına da hızlıca uyum sağlayacağını düşünüyorum.

Gebze OSB (GOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Yıldırım, gündemde olanın değil de gelecek 5 yılın projeksiyonunu masaya yatırmanın önemine değinerek, bireylerin ve devletin AYM ile ilgili yapacakları, mevzuatta değiştirilmesi gerekenler bulunduğunu söyledi. Acilen mevzuatın değişmesi ve değiştikten sonra üzerinde oynanmaması gerektiğini belirten Yıldırım, “Özellikle OSB’leri bu işin içine çekmek lazım” dedi. OSB’lerin rol model olabildiğine değinen Yıldırım, AYM’ye uyumun maliyetinin çok bulunduğunu ancak uyum sağlayamamanın maliyetinin çok daha fazla olacağını hatırlattı. Herkesin yetenekleri ve sorumlulukları mertebesinde görev yüklenmesi gerektiğini kaydeden Yıldırım, “Gelin seferberlik ilan edelim. Bu konuda dünyaya örnek olalım” çağrısı yaptı: “Özellikle bu konu beni heyecanlandırıyor. Rol model olmaya, maddi manevi her türlü görevi almaya hazır olduğumuzu söylüyorum.” Bugünden itibaren okullarda da eğitim verilmesi gerektiğini savunan Yıldırım, ‘ya olacak, ya olacak’ anlayışını insanların zihnine yerleştirmemiz gerektiğini ifade etti. Yıldırım, mevzuatta OSB’leri sarsacak konuların getirilmesi, yapının bozulması yerine belli konuların değiştirilmesi gerektiğine, yaşanmışlıkları olan büyük OSB’lerle tartışmadan yapılacak düzenlemenin çok ciddi sıkıntılar getireceğine değindi ve “Mevzuat oldu bittiye getirilerek değiştirilmemeli” dedi.

Eskişehir OSB (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Türkiye’de AYM’ye uyum konusunda aktif bir iklim politikası belirlenmesi durumunda milli gelirimizin yüzde 7 artacağını, sanayide ciddi bir dönüşüm yaşanarak ileri teknolojilere geçiş olacağını ve istihdamın artacağını söyledi. Bu yeni dönemde tüm şirketlerin kendi karbon ayak izini net şekilde ölçeceğine değinen Küpeli, 2023’te uygulanacak ‘Sınırda Karbon Düzenlemesi’ nedeniyle artık şirketlerin maliyet kalemlerine karbon emisyon maliyetlerinin eklenmesinin gündeme geleceğini hatırlattı. AYM’nin önemine dikkat çeken Küpeli, 2020’de toplam ihracatımız içinde yüzde 42’lik payla en fazla ihracat yaptığımız Avrupa Birliği (AB) ile ekonomik ilişkilerimizin geleceği açısından Avrupa Yeşil Mutabakatı yoluyla buna uyum sağlamamızın hayati önem taşıdığını söyledi: “Eğer zamanında gerekli düzenlemeler, iyileştirmeler ve uyum çalışmaları yapılmadığı takdirde, ihracatta çok ciddi bir pazar kaybına uğrama tehlikemiz bulunduğu açıktır. Bu kapsamda Türkiye olarak bulunduğumuz noktaya bakmakta fayda bulunmaktadır.”

Türkiye’nin en büyük 2. OSB’si olarak önceki yıllarda bir AB projesi kapsamında yabancı ortaklarıyla birlikte çok kapsamlı bir Endüstriyel Simbiyoz Projesi gerçekleştirdiklerini ve projeyle bir sanayi kuruluşunun atığının başka bir sanayi kuruluşunun ana hammaddesi olarak kullanılmaya başlandığını, daha sonra projeyi yerel bazda kalkınma ajansının da katkısıyla tekrar geliştirerek çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Küpeli, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Dünya Bankası işbirliğiyle sürdürülen ‘Yeşil OSB’ler Projesi’nin ikinci fazına seçilen 2 OSB’den biri olan Eskişehir OSB’nin gerçekleştirdiği çalışmalarla yeşil sanayi ve yeşil dönüşüm konusunda ülkemizdeki OSB’lere örnek gösterildiğini dile getirdi.

2. GÜN Mavi Beyaz Robotlar
Kongrenin ikinci gününde ‘Mavi Beyaz Robotlar Paneli’nin moderatörlüğünü yürüten Doğuş Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve TBD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Gonca Telli, robotların insanların güçlükle yapabildiklerini kolaylıkla yapabildiğini, örneğin; deprem önleme, yangının ilerlemesi, seller gibi afetlere ilişkin simülasyon sistemleriyle olası senaryoların çok daha net ortaya konabildiğini, böylece önlem alınabileceğini anlattı.
Universal Robots Türkiye & MEA Ülke Müdürü Kandan Özgür Gök, KOBİ’lerin dijital dönüşümü gerçekleştirmesinde en kolay yolun cobot teknolojisi olduğunu söyledi. Universal Robots’un otomasyonu herkes için erişilebilir hale getirmeye çalıştığını aktaran Gök, üretim yöntemlerini dijital dönüşüme uygun değiştirmek isteyen KOBİ’lere kolaboratif robot kullanımının avantajlarını anlattı: “KOBİ’lerin ayakta kalıp rekabet edebilmesi için kolaboratif otomasyonun artık bir seçenek değil zorunluluk olduğu giderek daha yaygın şekilde kabul görüyor. Günümüzde en uygun maliyetli, en esnek, en kolay programlanabilen ve yatırım geri dönüşü en hızlı olan teknoloji cobot teknolojisidir.”

‘Dönüşüm için bugün başlayın’ mottosuyla hayata geçirdikleri kampanya ile KOBİ’leri cobot teknolojisiyle tanıştırdıklarını kaydeden Gök, cobot’ların yüksek veya düşük üretim adetlerinde geniş yelpazedeki ürün çeşitliliğinin olduğu üretimlere uyarlanabildiğini, üretimde yüzde 500’e varan verim artışı ve hızlı yatırım geri dönüşü sağlayarak, üretimde katmadeğer yarattığını ifade etti. Toplam robot pazarının yüzde 45’ini kolaboratif robotların kaplayacağını öngördüklerini kaydeden Gök, web sitelerinde 90 dakikada interaktif bir eğitimle robotu kolay programlama seviyesinde programlamayı öğretebildiklerini, böylece teknolojiye geçişte zorlanan KOBİ’lerin işlerini kolaylaştırdıklarını dile getirdi.

Öner Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kıvanç Öner, 100 yıldır hayatımızda olan robotların hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline dönüştüğünü söyledi. İşlerimizi yapan robotları ‘mavi robotlar’ (yükleri taşıyan cobotlar, İHA’lar vb.) yazılım tarafını ise ‘beyaz robotlar’ (sayısal olarak hizmet eden chatbotlar, ERP, MES, BPM, BI, CRM yazılımları, RPA, içecek otomatları vs.) olarak niteleyen Öner, Öner Bilişim olarak ERP, BI (iş zekası), HR-HCM (İK yazılımları) RPA ile işbirliği ve danışmanlık hizmetleri verdiklerini anlattı. Gelecekte ‘Ben robot değilim’ söyleminin değişerek, ‘Ben robotum’ ve ‘Ben bir robotla görüşmek istiyorum’a dönüşeceğini öngören Öner, “Biz, robotlar tarafından bakılan organik canlılar olacağız gibi görünüyor” dedi.

BiLiG OpEx Kurucu Ortağı Oğuz Özbek, Endüstri 4.0 ile birlikte dijital dönüşümün hayatımıza girdiğini aktararak, bu alandaki projelerin yüzde 50-70’inin başarısız, yüzde 64’ünün de maliyet etkinsiz olduğunu söyledi. Zaman içinde şirket olarak süreç ve veri madenciliğine yöneldiklerini belirten Özbek, başarılı otomasyon yatırımlarında dijitalizasyonun etkili olabilmesi için maliyet etkin uygulamaların devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bunun için de süreç modelleme gerektiğine değinen Özbek, süreç madenciliği uygulamalarının yüzde 100 doğrulukla sürecin akışına hakim olmayı sağladığını, böylece simülasyonlarla geleceğe yönelik tahminlemeler yapabildiklerini anlattı. Süreç madenciliği, süreç yönetimi ve analiziyle ilgili bütün verileri tutarken kullanıcı düzeyindeki veriler için görev madenciliği gerektiğini de açıklayan Özbek, görev ve süreç madenciliği entegre edildiğinde bütün sürecin uçtan uca görülebildiğini kaydetti.

Potansiyeli Keşfet, Yeni Nesil Yazılımlar
Potansiyeli Keşfet, Yeni Nesil Yazılımlar Paneli’nin moderatörlüğünü yürüten TBD İstanbul Şubesi Onur Kurulu Başkanı Prof.Dr. Erdal Balaban, TBD’nin önceki yıllarda kullandığı ‘yazılımla kalkınma’ sloganını anımsatarak, ‘yazılımlar ve teknolojiler ekonomiye nasıl katmadeğer sağlayabilir, ihracattaki payını nasıl arttırabiliriz’in çok önemli olduğunu vurguladı.
TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı Ertan Barut, bilişim sektörünün, özellikle yazılımın birçok sektörde ve ihracatta vazgeçilmez olduğunu söyledi. Türkiye’nin yazılım ihracatının 800 milyar dolar, oyun yazılımlarıyla birlikte 1.5 milyar dolar, diğerleriyle birlikte toplamda 3 milyar dolar civarında olduğunu, bu rakamı artırmak için TOBB Yazılım Meclisi olarak çalışmalara başladıklarını aktaran Barut, yakın zamanda yazılıma özgü destek ve teşviklerin yayınlanacağını, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yerli yazılımla ilgili çalışmalar yürüttüklerini duyurdu. Yeşil Mutabakat’ın çok etkili olacağını düşünen Barut, milli ve yerli yazılımın önemine de işaret ederek, AYM’ye yönelik üretim yapılmasında KOBİ’ler tarafında yazılım endeksindeki dönüşümün ihracata çok katkısı olacağını ifade etti.
Amaçlarının KOBİ’lerin teknolojilere uyum sağlaması olduğunu belirten Barut, farkındalığın artırılmasında STK’lara da devlete de önemli görevler düştüğünü vurguladı: “Önder olabilmek adına yazılım sektörüne çok büyük görevler düşüyor. Firmalar üretimlerini yaparken devletin ciddi anlamda teşvik ve desteğine ihtiyaç var. KOBİ’lerimizin de yazılım endüstrisine güvenmelerini öneriyoruz.” KOBİ’lere seslenen Barut, ERP, MES gibi alanlarda birçok yerli yazılım bulunduğunu belirterek, dijital dönüşüm ve yerli yazılıma dönük cesurca karar vermelerini önerdi. Barut, 3 yıl sonunda destek mekanizmalarıyla 10 milyar dolar ihracat rakamına ulaşılabileceğini öngördüklerini paylaştı.
TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, AYM’ye uyumun önemini belirterek, şirketlerin en önemli yapması gerekenleri; ‘karbon salımını azaltmak, yeşil enerji kullanmak, karbon sertifikası almak’ diye sıraladı. 2025’te karbon sertifikası fiyatlarının ciddi oranda artacağı uyarısını yapan Yıldız, ‘Üretimde daha az enerji tüketerek, yeşil enerji kullanarak nasıl üretebiliriz?’ sorusunun önemini vurguladı. Akıllı KOBİ Platformu’na ürünlerini koyduklarını anlatan Yıldız, “Gerçekten KOBİ’leri dijital tarafa motive etmeliyiz” dedi. Sanayi bölgelerinde yoğun olmak üzere 170 bayileri, 2 bin kadar müşterileri bulunduğunu paylaşan Yıldız, KOBİ’lerin, firmaların anladığı dilde konuşabildiklerini, bilişimcilerin kendileriyle iletişime geçebileceklerini dile getirdi. 
PAPERWORK Firma Ortağı Tolga Eşiz, hizmet sundukları şirketlerin tüm dokümanlarını ve proseslerini yönettiklerini, verimliliği artırdıklarını, şirketlerden kağıdı ortadan kaldırdıklarını, süreçleri izlenebilir hale getirdiklerini, böylece devasa miktarda karbon salımının engellendiğini anlattı.

Salgının iyi noktasının firmaların uzaktan çalışma için gerekli altyapıya yatırım yapması gerektirdiğini ve ciddi oranda karbon salımına engel olduğunu ve MES’in KOBİ’ler için bir çıkış noktası olabileceğini söyleyen Eşiz, “İster dijitalleşin, ister dijitalleşmeyin. Dijitalleşmede dünya yerinde durmuyor, ister yakalarsınız ister yakalamazsınız. Bu hayati bir konu. Bunu yapmazsanız, birileri sizi ezip geçecek. Dijitalleşmezseniz veriye sahip olamazsınız. Oyunun adı değişti; yeni adı: hız. Yazılımdan MES’e bunlar olmazsa firmalar, oyundışı kalacaklar” dedi. Atatürk’ün “Her fabrika, bir kaledir” sözünü anımsatan Eşiz, AYM’nin tehdit değil, fırsat olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.

TREXDCAS Genel Koordinatörü Taner Şenözdemir, Türkiye dahil 78 ülkede 300’den fazla firmaya yaklaşık 15 yıldır MES (Üretim Yönetim / Yürütme Sistemi) çözümü sunduklarını belirterek, asıl işlerinin fabrikalarda verimliliği artırmak olduğunu söyledi. Pandemi’nin kendileri için fırsata dönüştüğünü aktaran Şenözdemir, bu süreçte verimliliğini artırmak isteyen fabrikaların MES çözümlerine ihtiyacı olduğunun ortaya çıkacağını kaydetti. ‘Tek bacaklı bir sandalyede ayakta durmaya çalışıyor’ sözleriyle KOBİ’lerin durumunu özetleyen Şenözdemir, yenilikleri takip etmelerini, proaktif olmalarını, çalışanlarını geliştirmelerini önerdi. Şenözdemir ancak en önemlisinin; KOBİ’lerde farkındalık oluşturulması gerektiğini vurguladı: “Sektör farkındalık hikayesini çözmeli.”

Avrupa Yeşil Mutabakatının Sektörel Etkileri
‘Avrupa Yeşil Mutabakatının Sektörel Etkileri Paneli’nin moderatörlüğünü yürüten TBD İcra Kurulu Başkanı Dr. Aydın Kolat, insan kaynaklı iklim değişikliğinin sonuçlarının biyoçeşitliliğin azalması ve sosyal eşitsizlik olarak görüldüğünü, bunların ciddi problemler olduğunu, bunun için de üretimdeki tüm süreçlerin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.
SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik, iklim krizinin yıkıcı etkilerini azaltmak için 10 yılın çok kritik olduğunu, küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmak için hakikaten çok ciddi önlemler alınması gerektiğini kaydetti: “Refah içinde yaşamamız için kaynakları iyi kullanmamız ve ortak bir vizyon etrafında hareket etmemiz lazım. KOBİ’lerde yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, aynı zamanda rekabet gücünün artırılması demek.” 2016’dan beri EBRD işbirliğiyle şirketlerin atıklarının değerlendirildiği bir e-ticaret sistemi kurduklarını, onu Döngüsel Ekonomi Platformu’na dönüştürdüklerini, 200’e yakın üye firmanın bulunduğu platforma üyeliğin ücretsiz olduğunu, bugüne kadar malzeme değişimiyle 1 milyon 750 bin Euro değerinde malzeme geri kazanıldığını bildiren Çalkıvik, tüm iş dünyasını bu platforma katılmaya davet etti. Çalkıvik, SKD Türkiye olarak, TÜSİAD ve Global Compact işbirliğiyle plastik atık girişiminde 50’ye yakın imzacıya ulaştıklarını, 34 şirketin daha az plastik kullanımına ilişkin taahhüt verdiğini; Bakanlığın Yeşil Mutabakat Eylem Planı Çalışma Grubu ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini paylaştı: “Kaynakları verimli kullanmak, fırsatlardan yararlanmak önümüzdeki 10 yılda çok önemli.”
Değer Denetimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Artak, henüz yeşil konusunda herhangi bir standartlaşma bulunmadığını, firmaların kendi yollarını kendilerinin belirlediğini söyledi. Artak, Büyük Veri’nin (Big Data) hayatımıza entegre olduğu bir yapıdan sözedildiğini, ortak refah, ortak vizyonun şekillendirilmesinde AYM’nin önemli olduğunu kaydetti: “Yeşil ekonominin yurdumuza çok yararı olacağını düşünüyorum.”
SAHA İstanbul Kurumsal İletişim Yöneticisi Muzaffer Ünsaldı, SAHA İstanbul’un 661 üyeye ulaştığını, bunların yüzde 83’ünü KOBİ’lerin oluşturduğunu, kümelerinde 21 üniversite bulunduğunu aktardı: “Hızlı ve yerli üretim gücümüzle büyüyoruz, sanayinin savunma sanayi ürünlerini üretiyoruz. SAHA İstanbul, yeni nesil sanayi kümelenmesi olarak da geçiyor. Bu yıl 13 Kasım’da hibrit bir fuar düzenliyoruz. KOBİ’ler yabancı delegasyonlarla biraraya gelecekler. 15 Kasım’dan sonra 3 ay sanal fuar devam edecek.” KOBİ’ler için en zor olanın üretimde optimizasyon için çağdaş uygulamalara geçilmesi olabileceğini söyleyen Ünsaldı, katılımcılara simülasyon çalışmaları ve mentorlar da sağladıklarını aktardı. Ünsaldı, “Sanayinin de ötesinde kendi ekosistemimizi kurtarmamız gerekiyor” dedi.

PAGDER Genel Sekreteri Murat İnkun, PAGDER’in yaklaşık 500 sanayici üyesi bulunduğunu belirterek, AYM’nin plastik sektörünü ilgilendiren tarafının döngüsel ekonomi eylem planı olduğunu söyledi. Geri dönüşüm tarafının önemine de dikkat çeken İnkun, plastik atık konusunun sık konuşulduğunu, gündeme geldiğini, tek kullanımlık ürünlerle ilgili bir planlama bulunduğunu, belli ürünlerin tamamen yasaklanmasının sözkonusu olduğunu, plastik ambalajlar içinde geridönüştürülmüş hammadde kullanılmasına ilişkin çalışmalar yürütüldüğünü anlattı. İnkun, AYM konusunda bütün STK’ların biraraya gelmesinin önemini vurguladı.

Bulutların Üstündeyiz, Farkında mıyız?
‘Bulutların Üstündeyiz, Farkında mıyız?’ Paneli’nin moderatörlüğünü yürüten TBD II. Başkanı Ali Yazıcı, bilişim altyapılarıyla ölçeklenebilirlik, verimlilik ve performansın, bulut ile birlikte de güvenlik konusunun öne çıktığına işaret etti.
Parametre CEO’su Can Dağdelen, bulutta kullanılan birçok uygulamaya değinerek, Netflix’in bugün online dizi izleme platformu olarak görüldüğünü ancak yakın gelecekte planına göre bulut tabanlı oyun sistemi vadedeceğini söyledi. Instagram güçlense de Facebook’un henüz ölmediğini hala Instagram’ın bir tık önünde olduğunu belirten Dağdelen, yolculuk ve trafikte bulut tabanlı sistemlere başvurduğumuzu aktardı. Parametre olarak mekânsal tabanlı veriler ürettiklerini ve mekânsal tabanlı süreç planlaması yaptıklarını kaydeden Dağdelen, tamamen bulut sistemi üzerinde yaptığı düzenlemeleri tasarlayabildiğiniz bir sistemden, bulut mimarisinden söz ettiklerini anlattı. Dağdelen, özellikle KOBİ’lerin hukuki tarafını da gözönünde bulundurarak daha hızlı bulut teknolojilerine uyum sağlamalarını önerdi.

GLOBALNET Genel Müdür Yardımcısı Nevzat Başar, verinin tarihine ilişkin bilgiler vererek, Türkiye’de internetin yaygınlaşmasıyla bugün her zaman ve her yerden her türlü veriye ulaşmanın mümkün olduğunu, verinin artık bir değere dönüştüğünü, veri hareketinin ancak bulutla çözülebileceğini söyledi. Bulut kullanan KOBİ’lerin çalışan tasarrufuna gidebileceğini, yazılımsal ve donanımsal ihtiyaçlarını bulut bilişimde oluşturacağından ciddi maliyet avantajı sağlayabileceğini belirten Başar, firmalara özellikle KOBİ’lere büyük avantajlar sağlayan bulut bilişimin; esneklik, internet altyapısını kullandığından veriye daha hızlı erişim, verimlilik, performans artışı sunduğunu anlattı.
Avukat ve TBD İstanbul Şube Yönetim Kurulu II. Başkanı Ceyda Akaydın, yazılım alanında fikri mülkiyet ve telif haklarına ilişkin bilgiler vererek, yazılımın mali haklarını devralmadıysanız, eser sahibi değilseniz onun sadece 1 kopyasını kullanma hakkına sahip olduğunuzu, yazılımda mali hak sahibi olunamayacağını söyledi. Bulutun tamamı değil ama dağıtık yapıdaki bulutlar açısından sorun yaşanabileceğine değinen Akaydın, mevzuatta yasal olarak güvenli ülkelere veri aktarılabileceğini, ancak dağıtık bulut kullanıldığında verinin nerede, hangi ülkede olduğunun bilinmediğini ve bunun risk olduğunu anlattı. İkinci riskse KVKK’ya başvurup veri aktarımıyla ilgili izin alınabildiğini ancak dağıtık bulutta bunun yapılamadığını kaydetti. Akaydın, veriyi yurtdışına çıkarmanın yüzde 100 yasak olmasa da izne bağlı olduğunun altını çizdi: “Kanun, ‘veriyi koru’ diyor. Küçük veya büyük olmayan şirketlerde o güvenliği sağlamak mümkün değil, bulut daha güvenli. Süreklilik açısından da düşünmekte fayda var.”

Yorumlar (0)