ÖZEL Haberleri Tümü

Yatırımlar Konuşuyor

Türkiye ekonomisinin büyüme dayanaklarının başında iç pazar aktivitesi ve yerli-yabancı sabit sermaye yatırımları geliyor. 2013 yılına bakarken Türkiye ekonomisinin yatırımlar yönünden parlak bir döneme gireceği görülüyor. Yeni Teşvik Sistemi'nden elde edilen 6 aylık sonuçlar bu öngörüyü doğruluyor.



Yeni Teşvik Sistemi'nin ilk sonuçları ile...
Yatırımlar konuşuyor
Türkiye 2012 Yılının Haziran ayında yeni bir Teşvik Sistemi'ne geçti. Teşvik kapsamı 6 ay öncesinden başlatıldı, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren başlamış olan bütün yatırımları kucakladı. Yeni Teşvik Sistemi ile a) Genel olarak yatırımların, b) Stratejik yatırımların c) Büyük ölçekli yatırımların, d) Bölgesel yatırımların özendirilmesi hedefleniyordu.  Türkiye sanayisinin yapısal dönüşümünü gerçekleştirmek yoluyla yüksek katma değer üreten bir ekonomiye geçiş vizyonu teşvik sisteminin içine özenle yerleştirilmişti.
Altı aylık uygulama hangi sonuçları verdi?
Yeni Teşvik Sistemi'nin 6 aylık uygulamasından elde ettiğimiz sonuçlar 2013 yılını görmemiz bakımından önem taşıyor. 2012'nin ikinci yarısında Yeni Teşvik Sistemi sayesinde yakalanmış bir trend varsa, bunun 2013 yılında devam edeceği anlaşılır. Sistemin hazırlanmasında, uygulanmasında birinci dereceden sorumlu olan Ekonomi Bakanı sayın Zafer Çağlayan'la sistemin 6 aylık sonuçlarını konuştuk:

Yeni Teşvik Sistemi uygulamasını yatırım yapan işletme sayısı, yatırımların tutarı, sağladığı istihdam ve ilgi gören teşvik türü yönünden değerlendirebilir misiniz?
Bildiğiniz üzere yeni teşvik sistemimiz, 15/06/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı'nın 19/06/2012 tarihli ve 28328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile 01/01/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Söz konusu Karar'ın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları içeren Tebliğ (2012/1) ise, 20/06/2012 tarihli ve 28329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı.
20 Haziran 2012 tarihinden Ekim ayı sonuna kadar yeni teşvik sistemi kapsamında 17.9 milyar TL tutarında 1495 adet Yatırım Teşvik Belgesi düzenlendi. Düzenlenen Yatırım Teşvik Belgelerinin 15.1 milyar TL tutarındaki 1400 adedi yerli, 2.8 milyar TL tutarındaki 95 adedi ise uluslararası sermayeli şirketler tarafından alındı. Düzenlenen teşvik belgelerinde 61.699 kişilik istihdam öngörülüyor.

17.9 milyar TL'lik toplam sabit yatırım
Yeni teşvik sistemine göre düzenlenen yatırım teşvik belgelerinin 895 adedi Bölgesel Teşvik Sistemi kapsamında verildi. Bu belgelerde öngörülen sabit yatırım tutarı 10.1 milyar TL ve ilave istihdam 44.993 kişi.  Büyük Ölçekli Yatırımlar kapsamında 10 adet teşvik belgesi düzenlendi. Söz konusu belgelerde 4.017 kişilik istihdam sağlanması ve 1.6 milyar TL tutarında yatırım yapılması öngörülüyor. Genel Teşvik Sisteminde ise 590 adet yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Bu kapsamda öngörülen sabit yatırım tutarı 6.2 milyar TL ve ilave istihdam 12.689 kişi.
Yeni teşvik sisteminde verilen yatırım teşvik belgelerinde öngörülen 17.9 milyar TL'lik toplam sabit yatırım tutarının 8.4 milyar TL'si İmalat (280 milyon TL'si Tarım), 5.4 milyar TL'si Hizmetler, 3 milyar TL'si Enerji, 1.1 milyar TL'si Madencilik sektörlerinde.
Bu rakamlar bize, yatırım teşvik belgesi sayısı ve sabit yatırım tutarı itibarıyla yeni teşvik sistemi kapsamında yatırımcılarımızın büyük çoğunluğunun, Bölgesel Teşvik Uygulamalarından yararlanacağını gösteriyor.
Yatırımcılarımızın "bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması" hedefiyle tasarlanan bu uygulamadan daha fazla oranda yararlanması, bahsi geçen hedefimize ulaşılması açısından oldukça olumlu bir gelişmeye işaret ediyor. Ayrıca, yatırımlar kapsamında öngörülen istihdam tutarı, önümüzdeki dönemde gençlerimize ve kadınlarımıza yeni ve daha kaliteli iş olanakları yaratılacağının önemli bir habercisi niteliğini taşıyor. 


Kamuoyu'ndaki, Yeni Teşvik Sistemi Dünya ve Türkiye ekonomi  konjonktüründen kaynaklı olarak bekleneni veremedi kanısına ne yanıt verirsiniz?
Biliyorsunuz Avrupa merkezli küresel kriz döneminden geçiyoruz. Bu gelişme, ticaret ve yatırımlar alanında en önemli ortağı Avrupa Birliği olan ülkemizi yakından ilgilendiriyor. Ancak ürettiğimiz mal ve hizmetlerin katma değerinin arttırılması ve yeni pazarlara ulaşılması için uyguladığımız politikaların başarılı sonuçlar verdiğini görüyoruz. Zira bu olumsuz tabloya rağmen son aylarda ihracatımız artarken  ithalatımız azalıyor. Bunun yanı sıra, 2012 yılının ilk 8 ayında ülkemize gelen uluslararası doğrudan yatırım rakamı 9.6 milyar ABD dolarını aştı. Cari açığı kalıcı olarak aşağı çekmek, ülkemizdeki yatırımları ve istihdamı arttırmak için uygulamaya koyduğumuz yeni teşvik sisteminin ilk üç aylık uygulama sonuçları da oldukça umut verici. Bu çerçevede, yerli ve uluslararası yatırımcılarımızdan sürekli olarak yeni yatırım kararlarına ilişkin açıklamalar yapıldığını görüyoruz. Eylül ayı içinde Japonya'nın ilk yerel lastik üreticisi Sumitomo Rubber Industries firması Çankırı ilinde bir yerli lastik şirketiyle ortaklaşa şekilde 500 milyon dolar değerinde bir üretim tesisi kurma kararı aldığını kamuoyuyla paylaştı. En son 9 Ekim tarihinde inovasyon şirketi 3M, benim de iştirak ettiğim bir toplantıda Çorlu Avrupa Serbest Bölgesi'nde 500 milyon ABD doları tutarında yatırım kararını açıkladı.
Diğer taraftan teşvik sisteminin genel çerçevesinin açıklanmasını müteakip başlattığımız tanıtım kampanyasını, çok daha kapsamlı ve sistematik bir yaklaşımla genişletiyor ve yurt dışında Türkiye'ye ilgili duyan ülke yatırımcılarına yönelik olarak "Yeni Teşvik Sistemi Tanıtım Toplantıları" başlatıyoruz. Bu toplantılar sayesinde, Türkiye ile ilgili yatırım planları olan yatırımcılarımıza ulaşarak hem ülkemizdeki yatırım ortamını tanıtma hem de yeni teşvik sistemi ile ilgili sorularını cevaplandırma fırsatı bulacağız.

İthalata bağımlılık azalmaya başladı. Kısa, orta ve uzun vadede Teşvik'in Türkiye'ye somut katkısı sizce ne olacaktır, Sistemin uygulanmasında görülen, düzeltilmeye muhtaç noktalar var mı?
Ekonomik göstergeler, Türk sanayinin yapısal dönüşümüne katkı sağlayarak sınai alanda sıçrama yapmamızı temin edecek yatırımlara ivedilikle ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Bakanlığımca yapılan "İthalat Haritası" çalışması, 2011 yılı sonu itibarıyla Türk sanayinin ithalata bağımlılık oranının yüzde 43 olduğunu gösterdi.  Diğer taraftan 2010 yılında 2010/12 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile kurulan ve başkanlığını yürüttüğüm İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu'nca yürütülen Girdi Tedarik Stratejisi de 6 sektörde sanayimizin temel ithalat bağımlılıklarını ortaya koydu. Buna göre, 2012 yılı Ocak-Ağustos dönemi ithalat rakamları incelendiğinde sektörlere göre ara malı ithalatı şöyle oldu:
- Demir-çelik ve madencilik yüzde 28.0
- Otomotiv ve makine          yüzde 16.9
- Kimyasallar                       yüzde 21.2
- Tarım                                  yüzde 9.5
- Tekstil                                   üzde 7.0

Bu hedeflere yönelik olarak yeni teşvik sistemimiz, yatırımcılarımızın ihtiyaçlarına büyük ölçüde hizmet eden önemli yenilikler getirdi. Söz konusu yenilikleri, üç başlık altında toplamak mümkün:
- Cari açık sorununun çözümüne katkı sağlamak üzere "Stratejik Yatırımların Teşviki Uygulaması"nın, sisteme yeni bir unsur olarak eklenmesi,
- Bölgesel Teşvik Uygulamaları kapsamında "il grupları" esasına dayanan 4 bölgeli sistem yerine "il bazlı" 6 bölgeli sisteme geçilmesi, ayırca destek unsurları ve öncelikli yatırımların desteklenmesi açısından daha etkili hale getirilmesi,
- Ülkemizin sosyo-ekonomik açıdan görece az gelişmiş bölgesi olan 6. bölgesinin, işveren üzerinde istihdamdan kaynaklanan yüklerin hafifletilmesi başta olmak üzere, etkili desteklerle ve yüksek destek yoğunluğu ile desteklenmesi.
Bahsi geçen yenilikler doğrultusunda yeni teşvik sistemimizin öncelikli olarak sanayimizin ara malı ithalat bağımlılığını azaltacak stratejik yatırımları ekonomimize kazandırarak 2023 yılı hedeflerimize ulaşmada önemli bir basamak oluşturacağına inanıyorum.

Yatırımlar geri kalmış bölgelere yöneliyor
Diğer taraftan yeni teşvik sistemi, ülkemizin sosyo-ekonomik açıdan görece az gelişmiş durumda bulunduğu tespit edilen 6. bölgesine pozitif ayrımcılık yaparak, ülke genelinde teşvik edilmeyecek yatırım konuları ile enerji ve kamu yatırımları hariç olmak üzere tüm yatırımların, Bölgesel Teşvik Uygulamaları kapsamında sağlanan desteklerden yüksek yardım yoğunluğu ile yararlanmalarını öngörüyor. Bunun yanı sıra, işverenler üzerindeki istihdam maliyetlerini azaltmak üzere bölgeye özgü yeni destek unsurları geliştirdik: Gelir Vergisi Stopajı Desteği ve Sigorta Primi Desteği (İşçi Hissesi). Bu desteklerin Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği ile birlikte uygulanması sonucunda, bugün bir asgari ücretli için 1.142 TL ödeyen bir işveren, bu desteklerden faydalandığı zaman 708 TL ödeyecek. Bugünün kuruyla değerlendirirsek işçi başına yaklaşık 391 ABD Doları.
Yatırımcılarımızdan gelen yoğun talep üzerine yeni bir uygulama olarak, 6. Bölgede yapılacak yatırımlarda, Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği için geçerli olan "azami destek oranı" uygulamasını kaldırdık. Mevcut durumda, 6. bölgede yatırım yapan yatırımcılarımızın yararlanabileceği Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteğinin tutarı, sabit yatırım tutarının %50'sini geçemiyordu. Ancak yatırımcılarımızdan gelen talepler, destek tutarının azami limitler ile sınırlandırılmış olmasının, sabit yatırım tutarı görece düşük fakat önemli miktarda istihdam yaratacak emek yoğun sektörlerde gerçekleştirilecek yatırımların destek sürelerinden tam olarak yararlanamamalarına neden olabileceğini gösterdi.
Konuyu bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse; 6. Bölgenin organize sanayi bölgesinde 1 milyon tutarında bir konfeksiyon yatırımı yapıldığını ve bu yatırım kapsamında 100 kişiye yeni istihdam olanağı sağlandığını varsayalım. 2012/3305 sayılı Karar uyarınca 6. Bölgede Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği, 2013 yılının sonuna kadar başlayan yatırımlar için 10 yıl süreyle, söz konusu yatırımın organize sanayi bölgesinde yapılması halinde ise, 12 yıl süreyle uygulanabiliyor. Bahsi geçen sınırlama çerçevesinde, 6. bölge için Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteğinin tutarı, toplam sabit yatırımın %50'sini geçemiyordu. Buna göre, söz konusu yatırım kapsamında yatırımcılarımızın yararlanacağı destek tutarı en fazla 500.000 TL olacaktı.
Yatırım ile gerçekleşen istihdam kapsamında, Bakanlığımız tarafından işçi başına sağlanacak destek tutarı, aylık 184 TL olup, söz konusu tutar 100 işçi için aylık 18.400 TL'ye ulaşıyor. Desteğin azami sınırının 500.000 TL olduğu düşünüldüğünde, yatırımcımızın bu destekten yararlanma süresi yaklaşık 27 ay olacaktı. Bu durumda, yaptığı yatırım ile 100 kişiye istihdam sağlayan bu yatırımcımız, mevzuat uyarınca destekten 12 yıl süreyle yararlanma hakkı bulunmasına rağmen, bahsi geçen oran sınırlaması nedeniyle 3 yıl dahi yararlanamama durumu ile karşı karşıya kalacaktı.
Bu çerçevede, 6. Bölgemizin istihdam sorununun çözümüne katkı sağlamak ve bölgeyi emek yoğun sektörler için yeni bir üretim ve ihracat merkezi haline getirmek üzere, 2012/3305 sayılı Karar'da değişiklik yaptık ve 13/10/2012 tarihli ve 28440 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2012/3802 sayılı Karar ile Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği'ne ilişkin azami destek sınırı sadece 6. Bölge için kaldırdık. 6. Bölgede yatırım yapan yatırımcılarımız, istihdam maliyetinin düşürülmesine yönelik diğer destek unsurları olan Gelir Vergisi Stopajı ile Sigorta Primi Desteği'nde (işçi hissesi) olduğu gibi Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği'nden de mevzuatın öngördüğü şekilde 10 yıl, hatta yatırımın organize sanayi bölgesinde yapılması halinde 12 yıl süreyle yararlanabilecekler. Bu değişikliğin 6. bölgemizi, emek yoğun sektörler için cazibe merkezi haline getirme hedefimize yönelik büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra, 2012/3802 sayılı Karar, uygulamada ortaya çıkan tereddütleri gidermek üzere açıklayıcı birtakım değişikliklere de yer verdi.

2013'te yatırımlar yoğunlaşacak
Görüldüğü üzere yeni teşvik sistemimizi, son derece işbirlikçi ve yenilikçi bir anlayışla uyguluyoruz. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde gerek özel sektörümüzden gerekse kamu kurumlarımızdan sistemin daha etkili şekilde işlemesini sağlayacak öneriler almamız halinde, bunları da değerlendirecek ve ekonomik ve sosyal hedeflerimize uygun olan önerileri hayata geçireceğiz.
Önceki sistemde olduğu gibi yeni sistem döneminde de Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki Uygulamaları kapsamında belirlediğimiz on iki sektörde yatırımcılarımızı, yüksek yardım yoğunluğu ile desteklemeye devam edeceğiz. Ancak, daha fazla yatırımcımızın bu uygulamadan faydalanmasını sağlamak üzere yeni sistem kapsamında; kimyasal madde ve ürünlerin imalatı, motorlu kara taşıtlarının imalatı, liman ve liman hizmetleri yatırımları, elektronik sanayi yatırımları ve ilaç üretimi yatırımları için asgari sabit yatırım tutarlarını düşürdük.  Bu iyileştirme ile son 9 yılda 110 milyar dolara yaklaşan doğrudan yabancı yatırım girişlerinin artarak devam etmesini bekliyoruz.
Yatırımlara bir an önce başlanmasını ve tamamlanarak faaliyete geçmesini hedefliyoruz. Bu nedenle, 31/12/2013 tarihine kadar başlayacak olan yatırımlara uygulanacak yatırıma katkı oranlarını, sonraki dönemlere kıyasla daha yüksek olarak belirledik. Bu uygulamamızın da yatırım kararlarını hızlandıracak önemli bir itici güç olacağına inanıyorum.

İstanbul... Gaziantep... Bursa... İzmir... Ankara...
Yatırımda öne çıkan şehir ve bölgeler hangileridir?
Yeni teşvik sisteminin uygulandığı Haziran 2012-Ekim 2012 döneminde düzenlenen yatırım teşvik belgelerinin en fazla 1. bölgede yer alan İstanbul'da yapılacak yatırımlar için düzenlendiğini görüyoruz (169 belge). İstanbul'u, 3. bölgede yer alan Gaziantep (90 belge) ve 1. bölge illeri olan Bursa (76 belge), İzmir (74 belge) ve Ankara (60 belge) izliyor.
Düzenlenen belgeleri sabit yatırım tutarı açısından incelediğimizde ise, diğer bölge illerinin öne çıktığını görüyoruz. Buna göre;

1. Bölge, İstanbul:                       2.2 milyar TL
4. Bölge, Hatay :                       994 milyon TL
5. Bölge, Kahramanmaraş:       911 milyon TL
1. Bölge, Kocaeli                       903 milyon TL
3. Bölgede, Gaziantep:             863 milyon TL

Bu tablo, 2012 yılı Ekim ayı sonu itibarıyla sosyo-ekonomik açıdan görece az gelişmiş illerimize yönelik yatırım projelerinin sayıca nispeten az olmakla birlikte, miktar açısından büyük projeler olduğunu gösteriyor. Bu sonucun elde edilmesinde, yeni teşvik sistemimizin, görece az gelişmiş durumda bulunan illerimize yönelik avantajlı uygulamalarının önemli etkisinin bulunduğunu değerlendiriyor, önümüzdeki dönemde bu illerimize yönelik yatırım projelerinin hem sayı hem de tutar itibarıyla gelişmiş bölgelerimizin önüne geçmesini ümit ediyoruz.

Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz
Facebook Yorumları