Büyük ümitlerle 2017 yılına girdik ve Cumhuriyetimiz’in 100. kuruluş yılına sadece altı sene kaldı. 2023 yılı için koymuş olduğumuz ihracat hedefimizin 500 milyar dolar olduğunu biliyoruz. Diğer taraftan 2015 yılı ihracatımız sadece 143.8 milyar dolar olup, azalma trendi 2016 yılında da devam etmiştir. 2023 yılı ihracat hedefini yakalamamız çok zor görünmekle beraber, ihracatımızda hızlı bir artış trendi yakalayabilmemiz için yapmamız gereken şeyler olduğunu düşünüyorum:

- İhracatın ‘Küresel bir savaş’ olduğu kabul edilmeli ve topyekûn bir ‘seferberlik’ anlayışı içinde harekete geçilmelidir,
- Her bir ticari sektörün bağımsız bir ‘küresel savaş alanı’ olduğu varsayılmalı ve bu savaş alanları arasındaki koordinasyon devletin ilgili kurumları ve TOBB tarafından üstlenilmelidir,
- İhracatın arttırılmasında en kritik konumun bütün sektörel dernek, birlik ve meslek kümelerinin yönetim kurulları olduğu kabul edilmelidir,
- Sektörel dernek, birlik ve meslek kümeleri yöneticileri seçildikleri andan itibaren ‘şirket perspektifi’ bakış açısından, çok kolay olmasa da ‘küresel’ bakış açısına geçebilmeli, ‘İhracat pastası büyürse, benim şirketim de bu pastadan daha fazla pay alır’ anlayışı hakim olmalıdır,
- Sektörel dernek, birlik ve meslek kümeleri yönetici ve üyeleri, diğer üyeleri ‘Rakip’ olarak değil, ‘Aynı cephede savaşılan silah arkadaşları’ olarak görmelidir,
- Dernek, birlik ve meslek kümeleri üyeleri arasında etkin bir ‘Bilgi akışı’ sağlanmasının ancak karşılıklı güvenin bir sonucu olabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır,
- Devletin belirlediği ‘öncelikli’ sektörler listesine bakılmaksızın her bir sektörün dernek ve birlik yöneticileri kendi sektörlerinin başarısı için küresel bir hedef ve ‘Strateji’ belirlemeli, dünya pazarlarına ‘yelken’ açabilmeli ve oralarda korkusuzca dolaşabilmelidir,
- Şirketlere benzer şekilde, sektörel dernek ve birliklerin yönetim kurullarına da ihracat konusunda yetkin ‘Profesyonel Yönetim Kurulu Üyeleri’ alınmalıdır,
- Şirketlerin genel müdürlüklerine benzer şekilde, dernek, birlik ve meslek kümelerinin genel sekreterliklerine konu ile ilgili bilgi ve yetkinliği olan iş dünyasından güçlü profesyonel yöneticiler getirilerek, kurum hedeflerine ulaşmaktan kendileri sorumlu tutulmalıdır,
- Sektörel ihracat performansları, ilgili dernek ve birliklerin kurumsal performansları olarak kabul edilmeli ve başarılı olan sektör dernek ve birlikler desteklenmeli ve uygun şekilde ödüllendirilmelidir,
- Seçkin yabancı sektörel yayınlar ve ‘Çatı organizasyonlar’ sürekli takip edilmeli, yönetimlerinde etkin görevler alınmalı ve ‘Sektörün küresel nabzı’ sürekli tutulmalıdır,
- Sektörel dernek ve birlik yöneticileri ‘Küresel senaryo analizi’ konusunda yetkin olmalı ve ‘bölgesel’ hassasiyetleri analiz edebilme ve değerlendirme becerisi gösterebilmelidir,
- Bölgesel pazar analizlerinde hedef pazar kadar küresel rekabet anlayışı içinde bu pazar ile ilgilenen ihracatçı ülkelerin performans ve stratejileri de dikkate alınmalıdır,
- Hedef pazar ‘Yoğunlukları (Concentration)’ ayrıntılı olarak analiz edilmeli ve pazar karakteristiğine uygun stratejilerin belirlenmesi sağlanmalıdır. Örneğin; ‘oligopol’ karakter gösteren bir hedef pazar penetrasyonu için çok yüksek yatırım bütçesi gerektiği bilinmeli ve bu kaynak sağlanmadan girişimde bulunulmaktan kaçınılmalıdır,
- Sektörel ihracat lideri ülkelerin yüksek hakimiyet kurdukları pazarlar belirlenerek, bu pazarlara girme konusunda çok istekli olunmamalıdır. Örneğin; bir üründe ABD pazarı hedefleniyor ise pazarının çok yüksek bir yüzdesini tutan Çin gerçeği dikkate alınmalı, bu duruma uygun ‘Yandan kuşatma (Flanking attack)’ pazarlama stratejisinin değişik versiyonları benimsenmelidir,
- Ülke olarak ihracat yoğunluğumuzun 0.03 ile en zayıf ülkeler arasında olduğumuz gerçeğinden hareketle özellikle rekabet avantajı yakalayabileceğimiz sektörler için devlet destekli ‘ihracat yoğunluğu (Export Concentration)’ yükseltilme stratejileri belirlenmeli ve ısrarla uygulanmalıdır,
- Hedef pazarlara yönelik ürün özellikleri pazarın karakteristiğine uygun olarak belirlenmeli ve bu bilgiler sektörün ihracat potansiyeline sahip şirketleri ile sürekli paylaşılmalıdır. Örneğin; Çin ürünlerinin hakim olduğu bir pazarda ‘Makul kalite, düşük fiyat’ politikasının rekabet avantajı kazandırmayacağı kabul edilmelidir,
- Sektörel pazar analizleri ‘Mutlaka’ uzman bir kuruluş tarafından yapılmalı, aynı uzman kuruluş ihracat stratejilerinin oluşturulması ve uygulanmasında da aktif görev almalı, başarıya somut katkı sağlamayan danışmanlık şirketlerinde ısrar edilmemelidir,
- Sektörel pazar analizi desteğinin ‘Milli’ kaynaklardan alınması konusunda aşırı bir hassasiyet gösterilmelidir,
- Sektörel pazar analizleri mümkün olan en yeni küresel ticaret verileri üzerinden yapılmalı, ‘Bayat’ verinin stratejik hatalara neden olacağı bilinmelidir,
- Şirketlerimiz bir an önce ‘Üretim odaklı’ anlayıştan, ‘Pazar odaklı’ anlayışa geçmeli, büyük gayretlerle ürettikleri ürünleri satabilmek üzere ihtiyaç duydukları pazar bilgilerine ulaşma konusunda bağlı oldukları dernek ve birliklerden talepkar olmalıdır,
- Devlet kurumları Ar-Ge’ye verdikleri desteğin bir benzerini ‘Küresel Pazar Analizi’ için de vermeli ancak bu destek doğrudan sektörel dernek ve birliklere yönelik olmalıdır,
- Yabancı ülkelerde görev yapan ticaret ataşelerimiz ticari haber alma teşkilatımızın ‘Sinir uçları’ kabul edilmeli, özel olarak eğitilmeli ve etkin olarak kullanılmalıdır,
- İlgili dernek üyelerinin katılacağı 1-2 günlük bir SWOT analizi veya arama konferansı gibi ‘Klişe’ çalışmalar ile bu küresel savaşın kazanılamayacağından emin olunmalıdır,
- Sektörel dernek ve birliklerin kurum kültürlerinin ‘Topluluksal (Networked)’ olduğunun kabulü sonrasında ‘Kar amaçlı’ kurum kültürüne geçiş için mücadele edilmelidir,
- Üniversitelerimizin ilgili bölümleri varlık nedenlerinden bir tanesinin de ihracatçılarımızı desteklemek olduğunu kabul etmeli, ‘sahaya inmeli’ ve ihracata yönelik etkin programlar uygulamalıdır,
- Sektörel dernek ve birliklerin her birinde sektörel küresel hareketlerin bir dünya haritası üzerinde güncel olarak takip edildiği bir ‘Operasyon Merkezi’ bulunmalıdır.

Ülkemizin yüksek ölçekli bir ihracat artış trendi yakalaması ancak ve ancak, başta sektörel dernek ve birlik yönetim kurulları olmak üzere bütün ilgili tarafların ‘Zihinsel bir devrim’ gerçekleştirmesine bağlıdır.
Kişisel düşüncem; anlamlı bir ihracat artışının ön koşulu olan bu zihinsel devrimin zor olduğu ama imkansız olmadığıdır. Ancak bu zihinsel devrimi gerçekleştiremez isek 2023 yılındaki ihracatımız korkarım 200 milyar doları bile zor bulur ve ülke olarak Cumhuriyetimiz’in 100. yılına ‘Orta Gelir Tuzağı’ içinde gireriz.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner193