Gel de, bu kitaba editörlük yapma…

Sivil Toplum Kuruluşları, insan vücudu gibidir.Nasıl, Yüce Tanrı’nın yarattığı vücutta, her organın işlevleri ayrı ayrı ise ve herhangi bir organ görevini aksatırsa hayatiyet sona ermese de vücut örselenir.
İşte STK’larda böyledir. Yönetimde olanlar, başarıyı sağlamak adına özveriyle ve ciddi olarak çalışmak zorundadır. Bu ne olabilir ki; kimi aklıyla, kimi çevresiyle, kimi enerjisiyle ve kimi de maddi imkanlarıyla STK’yı amacına ulaştırır. Ancak akıl, çevre, enerji ve maddi kaynak eksikse tıpkı hasta organın vücudu yıprattığı sağlık bozukluğu gibi STK’da yerinde sayar, amacını gerçekleştiremez. 
Ne var ki Marmara Grubu’nda iki değil, dört karpuzu koltuğunda taşıyan bir Akkan Suver vardır. Hatta gerekirse iki eline de karpuzları alır, yürür ve asla yorulmaz. Kendini bu işe adamış Dr. Suver, ekibini de gayet iyi tanzim eder. Kimi nerede görevlendirecek, nereye nasıl gidilecek, kim Vakfa nasıl yararlı olacak. Hepsini bilir… Bu nedenle yukarda açıklamaya çalıştığım her şeyi tek başına yapmayı becermiş ve son 18 yılda Marmara Vakfı’nı yalnız bu ülkede değil, dünya platformunda tanınan, aranan bir STK’ya dönüştürmüştür.
1997’deki ilk Avrasya Zirvesi 6 ülke ile yapılmıştı. 2015’te yapılan Zirve’de 51 ülke vardı. Yalnız bu mu? Türkiye’nin AB ile bağını gevşetmemek için gösterdiği çaba mı, Bakü Ceyhan Hattı için taraflardan daha çok uğraş vermesi mi, ‘Diyalog’u lügatlardan çıkarıp hayata geçirmesi mi, bu ülkede ilk yapıldığında fırtınalar kopartan bütün dini liderlerin de katıldığı sevgi iftarları mı? AGİT, UNECSO, KEİPA, Balkan Politika Kulübü gibi uluslararası STK’lar mı? Hangisi?
Durun, bitmedi…
Paris’te Fransa Senatosu’nda, Belçika’da Egmond Sarayı’nda, Pekin’de Ulusal Kongre Merkezi’nde iktidar ve muhalefet temsilcileri ile bürokratların, akademisyenlerin, gazetecilerin katılımıyla yapılan önemli toplantıların dünyada yankılanmasını unutmuyoruz.
Dr. Suver ve ekibi, Çin’den, Balkanlar’a; Orta Asya’dan, Afrika’ya; Avrupa’dan, Amerika’ya kadar gece-gündüz, yaz-kış demeden, kilometrelerce yol kat ederek Türkiye’nin çağdaş yapılanmasını anlatmaya çalışmış, ülkemizin aydınlık yüzünü dünyaya ışık olarak saçmıştır.
Bu başarının en önemli sırrı, inanç ve çalışmadır.
Bir başka sır…
Hiçbir gün Başkanımız Dr. Suver, Vakfımız’ı politize etmemiştir. Çeşitli partilere ve kuruluşlara gönül veren insanlar, Vakfın kapısından girer girmez, siyaset şapkasını askıya asar. Yurtiçi ve yurtdışı etkinliklerinde, bu konuya hassasiyetle özen gösterilmiştir.
Sonuçta Marmara Grubu Vakfı, Türkiye ve dünya çapındaki sivil toplum örgütlerinin okyanusunda altın bir şamandıra gibi parlamaktadır.
Haydi bakalım… Şimdi de gel bu emeği, bu başarıyı, bu çalışmaları anlatan kitaba, editörlük yapma…
Her anlatılan da eksik kalabilir ama yaşananda asla…
Bazı şeyler eksik kalabilirse de hiçbir zaman bu kitaba, kitap gözüyle değil, bir ipek böceğinin kozasını yaparken harcadığı emek gözüyle bakınız.
İlk kitap Abdullah Gül’e
“Sivil Topluma Adanmış Yıllar-AKKAN SUVER” kitabını, matbaadan aldığımız gün, mütevelli heyetimizin bazı üyeleriyle (Dr. Akkan Suver ve Müjgan Suver, Engin Köklüçınar, Dr. Fatih Saraçoğlu, Şamil Ayrım, Ertuğrul Kumcuoğlu, Cengiz Güldamlası, Yalçın Sönmez, Cemil Ökten, Ercüment Güvercin) bir taziye ziyaretine gittiğimiz 11. Cumhurbaşkanımız saygıdeğer Abdullah Gül Beyefendi’ye takdim ederek, uğurlu ellerinden açılışı yapmayı gerçekleştirdik. Büyük bir heyecanla kendilerine kitabı takdim ettim. Lütfettiler.
Özellikle Akkan Suver’in ve benim, İstanbul Üniversitesi’nin ana girişinde bulunan, Atatürk ve Türk gençlerinin heykeli önünde 1961 yılında çekilmiş gençlik resimlerimizle 55 yıl sonra bu sene çekilen fotoğrafımızı gördüğünde, çok mütehassıs oldu ve tebessümle bizleri kutladı.
Ve “Marmara Grubu’nun çalışmalarını takip ediyorum. Özellikle Avrupa Birliği ve Avrasya Zirveleri etkinlikleriyle Türkiye’nin aydınlık yüzünü dünyaya tanıtıyorsunuz. Her toplantınıza yüksek seviyede kişilerin katılmasını büyük bir beceri olarak görüyorum. Gurur duyuyorum” dedi.
Değerli Cumhurbaşkanımız, ayrıca kitabımızın tüm STK’lara dağıtılmasının çok yararlı olacağını ifade ettikten sonra Akkan Bey ile benim 55 yıllık dostluğumuzun, bütün akil insanlara örnek olmasını temenni ettiğini söylediler ve bizleri tebrik ederek başarılar dilediler.
KobiEfor Dergisi’nce mükemmel bir dizayn içinde hazırlanan ve gene KobiEfor çalışanlarından Ender Sönmez’in elinde, Deniz Yanıktaş ve Kader Karaçay’ın fotoğraf arşivlerinde şekillenen “Sivil Topluma Adanmış Yıllar-Akkan Suver” kitabı inanıyorum ki sivil düşünceye değer verenlere, kanaat önderlerine yol gösterici bir rehber olacaktır.
Gene bu kitabın barışa, diyaloga inananların yarınlarında “dün böyle insanlar da vardı” dedirtecek bir başucu kitabı olarak anılacağına da inanıyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

TBD Başkanı İlker Tabak: “Bilişim ve iletişim...
TBD 33. Ulusal Bilişim Kurultayı (Bilişim 2016), 8-9 Aralık 2016’da, Ankara’da, “Bilişim ve Demokrasi”...

Haberi Oku