Türkiye tarihi önemi olan bir devlet reformunun yeni yönetim sistemini uygulamaya koydu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı’nı ve Milletvekilleri’ni seçtik. Seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve tüm Milletvekilleri’ni kutluyor, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni yönetim sistemi, iş dünyamız tarafından istikrar ve güven bağlamında bir fırsat, ekonomik büyüme ve kalkınma açısından Türkiye’nin sıçrama yapmasını ve yeni bir başarı hikayesi yazmasını mümkün kılacak bir yenilik olarak değerlendirildi.
Kurulacak yeni hükümetten acil beklenti, Olağanüstü Hal (OHAL) durumunun kaldırılması, hukuk devletinin ve özgürlüklerin en ileri demokrasiler düzeyinde kurulmasıdır.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuyla ilgili  açıklamaları daha şimdiden umutları güçlendirmiş,  ekonominin her düzeydeki aktörlerine motivasyon sağlamıştır.
OHAL’in kalkmasıyla birlikte gündem; katılımcı ve çoğulcu demokrasinin köşe taşlarını dikmek, kuvvetler ayrılığını güçlendirmek, denge ve denetimi sağlamak, piyasa ekonomisinin hukuksal ve kurumsal alt yapısını tesis etmek olacaktır. Bunlar aynı zamanda seçilmiş Cumhurbaşkanımız’ın halka verdiği sözler arasındadır.
Yeni yönetim sisteminin ekonomik gelişmeye en büyük katkısı, Türkiye’yi, bürokrasiden kurtaracak olmasıdır. Yerli ve yabancı yatırımcının Türkiye’den şikayeti bugüne kadar öncelikle bürokrasiydi. Demek ki bundan böyle ekonomik kararlar daha hızlı alınıp uygulanabilecek, işler daha hızlı yürüyecektir.
Türkiye ekonomisinin bereketini düşüren şimdiki en büyük eksikliğimiz ülkemize yönelik uluslararası sermaye akışlarının neredeyse durma noktasına gelmesidir. Bunun küresel ekonomiden kaynaklı nedenleri bulunmakla birlikte bizden kaynaklı nedenleri de var ve en başta AB ile olan ilişkilerimizin zayıflığı geliyor. Bu nedenle yeni yönetimin ilk gündem maddelerinden biri de Avrupa Birliği’ne uyum sürecinin hızlandırılmasıdır.
Şu noktaya geliyoruz: Türkiye yeni bir döneme girmiştir. Ekonomik sorunumuz; üretim, yatırım ve büyüme olarak duruyor. Kısa, orta ve uzun vadeli yeni bir strateji ve eylem planına ihtiyacımız var. Bu da bizim yapısal reformları hızlandırmamızı ve sürekli kılmamızı gerektiriyor. Yatırım ve üretim ortamını iyileştirecek yapısal reformlar yapıldıkça Türkiye yeni bir başarı hikayesini de yazmaya başlayacaktır.
İş dünyamızın şu iki büyük yapısal reforma vurgusu dikkat çekiyor: Birincisi  vergi reformu. Diğeri de, 4. Sanayi Devrimi’nin temeli olan dijital dönüşüme ve doğayla uyumlu nitelikli büyümeye uygun nitelikli insan kaynakları. Çünkü üretim ve istihdam odaklı büyüme ancak köklü bir eğitim  reformu ile olacaktır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner223

banner216