banner565

banner472

banner458

banner457

‘İklimlendirme ve Havalandırma Sistemleri’, yeşil ve dijital dönüşümle büyüyor

Türkiye iklimlendirme sektörünün ana hedefi; ‘dünya pazarından yüzde1.5’luk pay almak.’ Split klimadaki üretim kapasitesiyle Avrupa pazar lideri, radyatör ve havlupan ihracatında dünya lideri olan sektör, kombi, havalandırma ekipmanları ve esnek hava kanalları üretiminde dünyanın üretim üssü olacak. Soğutma, tesisat, yalıtım gibi diğer ürün gruplarında dünya sıralamasında orta vadede ilk 10’a girmeyi, 2023’te dış ticaret fazlası vermeyi hedefleyen sektörde, gelecekte ‘yeşil ve dijital dönüşüm’ tüm satın alma taleplerinin belirleyicisi olacak.

DOSYA 01.06.2023, 00:00 21.06.2023, 09:36
14433
‘İklimlendirme ve Havalandırma Sistemleri’, yeşil ve dijital dönüşümle büyüyor

İklim krizi derinleşirken dünya hızla yeşil ve dijital dönüşme çabasında. Enerji verimli akıllı ürünleriyle ‘İklimlendirme ve Havalandırma Sistemleri’ bu sürecin temel aktörlerinden biri. Türkiye iklimlendirme sektörü; enerji verimli akıllı ürünleriyle ülkede yeşil ve dijital dönüşümün öncülerinden olmaya devam ediyor. Sektör aktörlerinin verdiği bilgilere göre; Türkiye iklimlendirme sektörü; split klimada üretim kapasitesiyle Avrupa pazar lideri, radyatör ve havlupan ihracatında dünya lideri; kombi, havalandırma ekipmanları ve esnek hava kanalları üretiminde dünyanın üretim üssü olacak, soğutma, tesisat, yalıtım gibi diğer ürün gruplarında dünya sıralamasında orta vadede ilk 10’a girmeyi hedefliyor. Ve yakın gelecekte, ‘yeşil ve dijital dönüşüm’ tüm satın alma taleplerini belirleyecek.

“Sektör olarak ana hedefimiz; dünya pazarından yüzde 1.5’luk pay almak”
İSKİD (İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ayk Serdar Didonyan, Türkiye iklimlendirme sektörünün dünyada aldığı payın 2021 itibari ile %1.2 olduğunu belirterek, “Sektör olarak ana hedefimiz dünya pazarından yüzde 1.5’luk pay almak hatta üzerine çıkmaktır” diyor.
6 milyar 680 milyon dolarlık ihracat, 5.35 dolara çıkan kg birim fiyatı: Ayk Serdar Didonyan, Türkiye iklimlendirme sektörünün, 2022’yi bir önceki yıla göre % 7.9 artışla 6 milyar 680 milyon dolarlık ihracat büyüklüğüyle kapattığını açıklıyor: “Sektörün ihracatı tüm zamanların en yüksek büyüklüğüne ulaşırken ihracatın ithalatı karşılama oranı % 93.5 oldu. Isıtma sistem ve elemanları alt sektörü haricinde tüm alt ürün gruplarında ihracatını artıran Türkiye iklimlendirme sektörü, 2022’de 2021’e göre; soğutma sistem ve elemanları alt sektöründe %22.2, klima sistem ve elemanlarında % 27.3, tesisat sistem ve elemanlarında % 31.1, havalandırma sistem ve elemanlarında ise % 10, yalıtım malzemelerinde ise % 51.4 ihracat artışı sağladı. Isıtma sistem ve elemanları alt sektöründe ise %7.4’lük bir gerileme kaydedildi. Sektörün kilogram birim fiyatı 2021’de 4.63 dolar iken 2022’de 5.35 dolara çıktı. Sektörümüz ihracatını, Ocak-Mart 2023 itibariyle 1.8 milyar dolara çıkararak geçen yılın aynı dönemine göre %9.1 büyüdü.”
“Türkiye, dünyadaki en hızlı gelişen ve iklimlendirme pazarlarına açılan bir köprüdür”: Ayk Serdar Didonyan, “Türkiye, bulunduğu coğrafya itibariyle; dünyadaki en hızlı gelişen ve iklimlendirme pazarlarına açılan bir köprüdür. Son yıllarda, Türkiye’de faaliyet gösteren birçok global firma ve yerli şirketlerimiz, ev tipi split klima ve ticari klimalar olan VRV/VRF üretimi de dahil olmak üzere klima alanına önemli yatırımlar yaparak üretim kapasitelerini artırdılar. Birçok yeni üretim tesisi ve Ar-Ge merkezi açılmaya devam ediyor. Bu kapsamda önümüzdeki süreçte sektörümüzün üretim kapasitesinin istikrarlı bir şekilde artacağını söyleyebiliriz. Türkiye iklimlendirme sektörünün Ar-Ge kabiliyetinin gelişerek uluslararası pazarlarda tercih edilebilir ürünler üretmesi, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır. İSKİD olarak özel sektörün üniversitelerle işbirliğini artırması ve projeler geliştirmesini önemsiyoruz ve geliştirilecek iş modellerinin sektörümüzün Ar-Ge kabiliyetine önemli katkıları olacağına inanıyoruz” diye konuşuyor.
“Enflasyon sorunu, potansiyel yatırımcıları uzak tutuyor”: Didonyan, yerli üretici ve yatırımcı için Türkiye’nin uzun bir süredir yaşadığı enflasyon sorununun potansiyel yatırımcıları da uzak tuttuğuna değiniyor: “Ülkemizde enflasyon oranları son 3-4 yılda yukarı yönlü bir seyir almış, bu da yatırımcıyı ülkemizde yeterince yatırım yapmaktan alıkoymuştur. Enflasyonun artışı, fiyat dengelerinin bozulmasını da beraberinde getirmiştir. Sonuçta; bu koşullar yabancı sermayeyi de yerli sermayeyi de büyük ölçekli yatırım yapmaktan uzak tutmaya devam edecektir. Umarım önümüzdeki dönemde uzun zamandır beklediğimiz ekonomik reformlar ve gerekli adımlar atılır ve alışılagelmiş ekonomi dengeleri çizgisinde Türkiye ekonomisi de hak ettiği dengeye kavuşur.”
“Üretim ve sanayide kullanılan cihazlar tamamen ÖTV kapsamından çıkarılmalı”: Didonyan, sektörü etkileyen önemli konulardan birinin ÖTV olduğunu söylüyor: “Soğutma içeren klima santralleri, Fan-Coil cihazları ve soğutmalı market teşhir reyonları gibi ürünlerde halen ÖTV uygulanmaktadır. Oysa adı geçen ürünler bireysel kullanıma yönelik split klima cihazlarından farklı, ticari ürünlerdir ve üretim / sanayi için zorunluluktur. Soğutma hayatımızın temel bir ihtiyacı haline gelmiş ancak hala ‘Özel Tüketim’ kapsamında değerlendirilmektedir. Gıda depolanmasından sağlık tesislerine, endüstriyel tesislerden ulaşım araçlarına kadar hayatımızın her alanında kullanılan soğutma, vazgeçilmez bir ticari ve endüstriyel üründür. Özellikle gıda fiyatlarının ciddi artış eğiliminde olduğu şu dönemde endüstriyel kullanım için tasarlanan ve üretilen soğutmalı tüm market teşhir dolaplarının tamamen ÖTV kapsamından çıkarılmasının gıda fiyatlarında bir miktar düşürücü etkisi olacaktır.
ÖTV gibi ilave maliyetler hem tesis kurulum ve yenileme bedellerini yükseltmekte hem de nihai tüketicinin satın aldığı gıda maddelerinin maliyetini arttırıcı etki göstermektedir. Yapılacak bir düzenlemenin en başta ülkemize fayda sağlayacağı aşikardır, zira eski dolapların enerji tüketim seviyeleri yüksek ve fazla elektrik tüketmekte, Türkiye gibi enerji kaynağı açığı olan ülkelerde cari açığı arttırıyor. Enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaştırılması ve enerji verimliliği düşük cihazların yüksek enerji verimliliğine sahip cihazlara dönüşümüyle ilgili devlet teşvikine ihtiyaç vardır.”
“İklimlendirme sistemlerindeki her iyileştirme, üretici firmanın küresel rekabetçiliğini artıracak”: Bir binada harcanan enerjinin çok ciddi bir kısmının, binanın iklimlendirilmesiyle ilgili olduğunu, dolayısıyla iklimlendirme sistemlerindeki ürünlerde yapılacak her iyileştirmenin, üretici firmanın küresel alanda rekabetçiliğini artıracağını ifade eden Didonyan, “AB Yeşil Mutabakatı kapsamında uygulamaya konacak Sınırda Karbon Düzenlemesi, 2023  ve önümüzdeki yıllar için sektörümüzde gündemde olacak konuların başında geliyor. Türkiye’nin karbon nötr hedefine uyumlu Ar-Ge projelerini desteklemesi, iklimlendirme sektörü ve diğer sektörlerde temiz enerji yatırımlarına yönelmesi ve karbon sıfır üretim süreçlerine dönüşümü için yeni yılla birlikte etkili adımlar atılması önemli. Bu süreç iyi yönetilirse çevre dostu endüstri dönüşümünün adımları ülkemizde atılmış olacak.”

“Türkiye’de 11. büyük sektörüz”
İSİB (İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, Türkiye iklimlendirme sektörünün 2022’yi; pazarlamadan satışa, iletişimden uygulamaya kadar tüm paydaşlarıyla koordineli ve verimli tamamladığını söylüyor: “2022’de 6.7 milyar dolarlık ihracat büyüklüğüyle geçen yıla göre yüzde 7.9 büyüme kaydettik. ‘Isıtma Sistem ve Elemanları’ alt sektörü haricinde tüm alt ürün gruplarında ihracatını artıran sektörümüz, 2022’de, 2021’e göre, ‘Soğutma Sistem ve Elemanları’ alt sektöründe yüzde 21.5, ‘Klima Sistem ve Elemanları’nda yüzde 27.3, ‘Tesisat Sistem ve Elemanları’nda yüzde 8.4, ‘Havalandırma Sistem ve Elemanları’nda ise yüzde 10, ‘Yalıtım Malzemeleri’nde ise yüzde 20 ihracat artışı sağladı. ‘Isıtma Sistem ve Elemanları’ alt sektöründe ise yüzde 7.9’luk bir gerileme kaydedildi. 2022’de ihracatın en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla; Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Rusya ve Fransa oldu. Sektörün kilogram birim fiyatı 2021’de 4.63 dolarken 2022’de 5.35 dolara çıktı. Bu da katmadeğerli ürün üretme konusunda sektörümüzün etkin olduğunu ispat ediyor. 2022’de Avrupa ülkelerinin yanı sıra potansiyel vadeden ve ülkemizin hak ettiği kadar pazar payı alamadığı Orta Asya ülkeleri, Balkan ülkeleri, Afrika ve Güney Amerika ülkelerinde pazar payımızı da artırdık.”
“Dünyada orta vadede ilk 10’a girmeyi hedefliyoruz”: Mehmet Şanal, Türkiye iklimlendirme sektörü olarak ana hedeflerini şöyle açıklıyor: “Dünya pazarından yüzde 1.5’luk pay almak ve dış ticaret fazlası veren bir sektör olmak. Bu hedef için vargücümüzle çalışıyoruz. Bu sene içerisinde Dolar-Euro parametre değişkenliğinden dolayı sektörümüz olumsuz etkilendi. Sektörün ithal girdi maliyeti %60. Dolar bazlı yapılırken sektör ihracatımızın %65’ini Euro bazlı yapmaktayız. Bu nedenle iklimlendirme sektörü ihracatının ithalatı karşılama oranı da bu yıl % 93.5 seviyesinde gerçekleşti. Dünya’dan aldığımız pay ise sektör olarak yüzde 1.37 oldu. Türkiye’de TİM verilerine göre 11. büyük sektörüz. Türk iklimlendirme sektörü, split klimadaki üretim kapasitesiyle Avrupa pazar lideri, radyatör ve havlupan ihracatında ise dünya lideri konumunda. Kombi, havalandırma ekipmanları ve esnek hava kanalları üretiminde dünyanın üretim üssü olma yolunda emin adımlarla devam ediyoruz. Soğutma, tesisat, yalıtım gibi diğer ürün gruplarında da benzer başarıları yakalamayı ve dünya sıralamasında orta vadede ilk 10’a girmeyi hedefliyoruz.”
“En büyük hedefimiz; 2023’te dış ticaret fazlası veren sektör olmak”: Şanal, Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) uluslararası platformlarda sergilenmesine yönelik giderlerin Tanıtım Destek ile Marka ve Turquality Destekleri kapsamına alındığını duyuruyor:“İhracatçılarımız artık inşaat projelerinin yapım aşamaları ve daha sonra binaların işletilmesi tarafında kullanılan mimari, mekanik, elektrik disiplinlerinin eşgüdümlü çalışmasını sağlayan BIM platformu konusunda da etkin bir desteğe kavuşmuş oldu. En büyük hedefimiz; 2023’te dış ticaret fazlası veren sektör olmak.”
İSİB’in yurtdışı ticaret heyetlerinden, fuar katılımlarına, alım heyetlerinden yurtdışı eğitim-B2B görüşmelerine kadar 30’u aşkın faaliyetin planlamasını yaptığını ve hayata geçireceğini, 2023’ün Ekim sonunda ISK Sodex Fuarı içinde 500’ü aşkın nitelikli yurtdışı alıcısını Türkiye’deki sektör ihracatçılarıyla buluşturmayı hedefledikleri büyük bir alım heyeti organizasyonu düzenlediklerini belirten Şanal, sektörün faaliyetlerini artırma ve geliştirme amacıyla oluşturulan 16 ayrı çalışma grubuyla strateji belgelerini geliştirerek 2023’e daha güçlü gireceklerini paylaşıyor: “Özellikle Avrupa Birliği’nin uygulayacağı Sınırda Karbon Düzenlemesi’nin sektörümüze etkileri konusunda da ciddi çalışmalar yapıyoruz.  İklimlendirme sistemlerinin Avrupa’nın koyacağı Yeşil Mutabakat standartlarına uyumuna yönelik geliştirmeleri yapacağız. Sektörümüzün bu sürece hazır olması için elbirliğiyle çalışıyoruz. 2023’te Ar-Ge ve inovasyon vizyonumuzla yeni ürün geliştirme konusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.”

“Katmadeğerli yüksek ürün üretimine önem verilmeli”
SOSİAD (Soğutma Sanayi İş İnsanları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Can, İSİB verilerine göre iklimlendirme sektörünün, 2022’de 2021’e göre, ihracat artışı sağladığını ve dinamik bir sektör yapısı oluştuğunu söylüyor: “Belli alanlarda (özellikle eşanjör üretimi, soğutuculu teşhir reyonları, boru, bağlantı elemanları gibi) önemli bir bilgi üretim merkezi haline geldik. Bu trendi kaybetmeden sertifikalı ürün miktarımızı artırma gayreti içindeyiz. 2022’de yüzde 93.5’luk bir ithalatı ihracatı karşılama oranına ulaştık. Dünyadan aldığımız pay ise sektör olarak yüzde 1.37 oldu. Sektörün kilogram birim fiyatı 5.23 dolara çıktı. Türkiye’de TİM verilerine göre 11. büyük sektörüz. Sektör 2022’yi bir önceki yıla göre yüzde 7.9 artışla 6 milyar 680 milyon dolarlık ihracata ulaştı.”
Hayati Can, sektöre ilişkin ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Mevcut iktisat politikalarımız ne yazık ki durumu aleyhimize çevirme potansiyeli yaratıyor. İçeride değerini yitiren fakat dışarıda aşırı değerli kalan kur politikası, ihracat rakamlarımızı olumsuz etkilemektedir. İşçilik ve genel gider kalemlerindeki artışların döviz artışına nazaran çok yukarıda kalması (neredeyse 1/3 gibi) ürünlerimizin yurtdışı rekabetçiliğini zora sokmaktadır. Son bir yıllık sürecin etkisi yaklaşık % 20 mertebesindedir. Avrupa bölgesi enflasyonunu % 8 ortalamayla kabul edersek bizim fiyatlarımız % 12 reel olarak pahalanmış durumdadır. Büyüme potansiyelimizin üretime dayalı ihracat kalemlerindeki artışı, iktisat politikalarına bağlıdır.”
Katmadeğeri yüksek ürün üretimine önem vermeleri ve sürdürülebilir bir yapıyla birlikte ihracatlarını artırmaları gerektiğini vurgulayan Can, iklimlendirme sektörünün hedefinin; ‘Yeşil Mutabakat çerçevesine uygun bir büyüme ve kısa vadede dış ticaret fazlası veren bir sektör haline gelmek’ olduğunu ifade ediyor: “Sektörümüzdeki önemli bir adım ise ölçme biliminin geride kalmasının yarattığı eksikliğin giderilmesi için çabaların yoğunlaşmasıdır. Gerek TSE ve Eurovent işbirliği protokolü, gerekse uluslararası geçerliliğe sahip belge verebilecek ticari bir laboratuvar kuruluşu için ön görüşmeler, diğer sektör yapılarının temsilcileriyle beraber başlamıştır. Soğutma alanının geleceği açısından son derece önemli bir olgu haline gelen sertifikalı ürün konusunu tüm ürün gamımızda çözmeyi hedefliyoruz.”
Ara eleman sorunu: En önemli sorunu; ‘genel ülke görünümünün güven verici bir noktadan uzaklaşması’ diye niteleyen Can, şunları söylüyor: “Kurumsal yapımızdaki gerileme, sektörel düzenlemelerin yetersizliği, iktisat biliminden uzaklaşma sorunlarımız var. Deprem sürecinin bize gösterdiği gerçeklikleri algılamalıyız. ‘Ülke İçinde Güvenli Yaşam ve Güvenli Çalışma’ düzeyimizi yükseltmeye ihtiyacımız var. Sektörel düzenlemeler bu nedenle önemlidir. Herkesin her işi yaptığı bir ülke olmaktan çıkmalı, mesleklere hak ettiği itibarı ve saygınlığı yeniden kazandırmalıyız.  Bir diğer önemli konu ise ara eleman sorunumuzun olması. Maalesef ki ülkemizde her sektörde olduğu gibi, iklimlendirme sektöründe de gelir yetersizliği, yüksek enflasyon ve güvensizliği besleyen uygulamalar, yetişmiş işgücümüzü dışarıya itiyor. Eğitim ve istihdam politikalarımız buna uygun gözden geçirilmelidir. Anlık kurtarma uygulamaları yerine, ileriye dönük uygulama düzenlemeleri yapılmalıdır. Eğitim politikamızı üretim temelli düşünerek çalışanların ve ülkenin aynı anda kazandığı bir çizgiye uygun hale getirilmelidir.”
Hayati Can, SOSİAD olarak İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptıkları protokolle Pendik Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile birlikte bir projeye imza attıklarını, Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Alanında SOSİAD Endüstriyel Soğutma Laboratuvarı kurulumunu tamamlayarak 2022’de açılışını yaptıklarını anlatıyor.
“Endüstriyel soğutmada ÖTV alınmamalı”: Endüstriyel soğutma alanında genel olarak ÖTV sorunu bulunduğuna da değinen Can, ticari soğutma dolaplarında bu uygulamanın devam ettiğini belirtiyor: “Bu ürün lüks tüketim gibi algılanmaktadır. Bu yaklaşım Özel Tüketim Vergisi’ni (ÖTV) ortaya çıkarmıştır. Soğuk zincir yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır ve tüm ürünlerde ÖTV’ler kaldırılmalıdır. Elmas, pırlanta, kürk ve yat gibi birçok üründe ÖTV olmaması düşündürücüdür.”
“Her yeni yapı; ‘Yeşil Dönüşüm’ hedefine uygun olmalıdır”: Yeşil dönüşüme dair düzenlemelerin gelecekte bizi yeni bir üretim ve tüketim kültürüne doğru çektiğini aktaran Can, deprem bölgelerinde 800.000 binanın yeniden inşa edileceğine, İstanbul gerçeği ve uyarıların da önümüzde durduğuna dikkat çekiyor: “Bu durumda yerin altı, yerin üstü ve iklim değişikliğini dikkate alarak güvenli, karbon sıfır hedefine uygun bir ‘Yeşil Dönüşüm’ sürecini yürütmeliyiz. Yıkıntıların içinden yeni bir hayatı kurarken bu hayatın üst hedeflere uygun olarak projelendirilmesi gerekliliği açıktır. Bundan sonraki süreçte her yeni yapının, ‘Yeşil Dönüşüm’ hedefine uygun olması, hedeflerimize bizi taşıyacaktır.”
Yeşil ve dijital dönüşümün belirleyiciliği: Fan teknolojisinin gelişmeye devam ettiğini kaydeden Can, sektördeki yeni gelişmelere ilişkin şu bilgileri veriyor: “Üretim dar boğazı aşılabilirse; önümüzdeki dönem elektronik fanların ağırlığı artacaktır. Ülkemizde ölçme bilimi geri düzeydedir. Özellikle doğal akışkanlı ürünlere yönelik laboratuvar eksikliği mevcuttur. Şu anda CO2 evaporatör ve Gaz Cooler için küçük ölçekli de olsa laboratuvar bulunmaktadır. Henüz Amonyak, Propan ve İzobütan gibi yaygınlaşma eğilimi taşıyan akışkanlara ilişkin laboratuvar bulunmamaktadır.
TSE ve sektörde yeni laboratuvar yapılarının kurulması ve gelişmesine ihtiyaç vardır. Bu açığın kapatılması için atılan adımları hızlandırmalıyız. Boru ve kanat teknolojilerinde malzeme formu (yiv, pancur vb.), alaşım ve kaplama teknolojileri gelişmeye devam ediyor. Özellikle paslanmaz boru ve kanat alanında gelişmelerin hızlanmasını bekliyoruz. Isı geri kazanım teknolojileriyle ısı pompaları alanında yeni ürün geliştirme çalışmaları hız kazanmış durumdadır. Gelecekte ‘Yeşil Dönüşüm’ yanında ‘Dijital Dönüşüm’ süreci tüm satın alma taleplerinin belirleyici başlığı olacaktır.”
“Doğa dostu, karbon nötr hedefine uygun ürünler satın alınmalı”: Hayati Can, ürün satın alımına ilişkin şunları öneriyor: “Kullanılan makine, ekipman, soğutucu akışkan, yağ vb. ürünler doğa dostu ürünlerden seçilmelidir. Florlu Gazlar Yönetmeliği daha katı hale gelecektir. Bu nedenle yasak kapsamına girmiş veya yakın zamanda yasak kapsamına girecek ürünlerden uzaklaşmayı ve orta uzun vadeli güvenli alanda kalmayı tercih etmeliyiz. Karbon Vergisi Düzenlemesi ciddi bir durum ortaya çıkaracaktır. Bu alanda tüm yatırımlarda karbon nötr hedefine uygun bir satınalma süreci oluşturulmalıdır.”

Yorumlar (0)