banner565

banner472

banner458

banner457

Ulaşımda hedef net sıfır emisyon; İntermodal ve demiryolu taşımacılığı büyük bir ivme kazanacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, ‘Karbonsuz Havalimanı’ ve ‘Yeşil Liman’ projelerini sürdürdüklerini, 2053’e kadar demiryolu yük taşımacılığı payını %5’ten %22’ye, demiryolu hat uzunluğunu 13 bin 919 km’den 28 bin 590 km’ye çıkaracaklarını söyledi. UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, Türkiye’nin dünya tedarik zinciri üssü olma hedefinde intermodal ve demiryolu taşımacılığının önemine değinerek, Bakan Uraloğlu’nun açıkladığı hedeflerin hayata geçirilmesiyle demiryolunun büyük bir ivme kazanacağını vurguluyor.

DOSYA 01.01.2024, 00:00 22.01.2024, 09:23
17114
Ulaşımda hedef net sıfır emisyon; İntermodal ve demiryolu taşımacılığı büyük bir ivme kazanacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakanlık tarafından AB fonu ile gerçekleştirilmesi planlanan ‘Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi: Ulaşım Yol Haritası Projesi’ ile ulaşım sektöründe sıfır emisyona erişmeye rehberlik edecek bir yol haritası oluşturulmasını, sürdürülebilir ve akıllı taşımacılığın, yeşil denizcilik ve yeşil liman uygulamalarının; demiryolu taşımacılığının geliştirilmesiyle yakıt tüketiminin ve emisyonların azaltılması, mikro hareketlilik araçlarının kullanımının yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini söyledi. Bakan Uraloğlu, ‘Karbon Azaltım Yönetimi Projesi’ kapsamında da Bakanlığa bağlı arazi, tesis ve projelerde karbon emisyon azaltımını sağlama ve mevcut azaltımları gönüllü karbon piyasalarında değerlendirebilecek karbon sertifikaları haline getirilerek oluşan karbon gelirleriyle ulaştırma projelerine kaynak sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.

“2053’e kadar demiryolu yük taşımacılığı payını %5’ten %22’ye çıkaracağız”
Bakan Uraloğlu, “Yaptığımız planlar çerçevesinde yük taşımacılığında karayolu payını demiryolu ve denizyoluna aktararak sürdürülebilir ulaşım türlerini desteklemekteyiz. Bu kapsamda 2053 yılına kadar karayolu yük taşımacılığı payının %72’den %57’ye düşürürken demiryolu yük taşımacılığı payını %5’ten %22’ye çıkarmayı hedefliyoruz” dedi.
“Demiryolu hat uzunluğunu 2053’te, 28 bin 590 km’ye çıkaracağız”: Bugüne kadar hizmete giren projelerle karbondioksit emisyonundan 25 milyon ton azalım sağlayarak 20 milyon doların üzerinde kazanım elde edildiğini aktaran Bakan Uraloğlu, “Emisyon tasarruf oranının yükselmesinin en önemli sebeplerinden biri demiryoluna yapacağımız yatırımlardır. Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için demiryolu yatırımlarına devam ediyoruz. Mevcutta 13 bin 919 km olan demiryolu hat uzunluğunu 2053 yılında 28 bin 590 km’ye çıkaracağız” diye konuştu.
“İltisak hattı uzunluğunu 600 km’ye çıkarmayı hedefliyoruz”: Bakan Uraloğlu, lojistik merkezleri, fabrika, sanayi, OSB ile limanlara iltisak hattı bağlantılarının sağlanması amacıyla toplam iltisak hattı uzunluğunu 600 kilometreye çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı: “Mevcut demiryolu ağlarının tamamını yenileyerek elektrikli hatlara dönüşümü hızlandırdık. İşletme hızı 160 km olan ilk milli ve yerli elektrikli trenin üretimini gerçekleştirerek hizmete aldık. ‘Milli Elektrikli Tren’ seti projesinde elde edilen teknik bilgi-birikim ile saatte 225 km hıza sahip olacak prototipi 2024 yılı sonunda sahaya indireceğiz. Türkiye’nin İlk TSI Sertifikalı Elektrikli Anahat Lokomotifi Projesi E-5000 (Eskişehir-5000) üretim ve montaj çalışmaları tamamlandı, test çalışmalarına başlandı, önümüzdeki 3 yıl içerisinde 95 tane lokomotif TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye teslim edilecek.”
Bakan Uraloğlu, elektrikli araçların yaygınlaşması ile birlikte şarj istasyonlarının kurulumuna da çok önem verdiklerini belirtti: “TCDD Teknik A.Ş. Genel Müdürlüğümüz EPDK’dan şarj işletmecisi lisansı aldı. Bakanlığımıza bağlı kurumlara hizmet verecek. Kurulumuna başlanan 200 kilovat gücündeki süper hızlı şarj istasyonları ile vatandaşlarımız elektrikli araçlarını 15-20 dakikada şarj edebilecek. Bu konuda istasyon kurulumlarımız devam ediyor.”
Bakan Uraloğlu, ‘Karbonsuz Havalimanı Projesi’ kapsamında 50 havalimanının sertifikalandırıldığını, Türkiye’nin Fransa’dan sonraki en yüksek sayıda sertifikaya sahip 2. ülke konumunda olduğunu, yenilenebilir enerji çalışmalarıyla 6 havalimanında 3.5 MW kurulu güçte güneş enerjisi santralinin (GES) yapımının tamamlandığını ve tüm havalimanlarına GES yapımının yaygınlaştırılması proje çalışmalarının yapıldığını anlattı.
Bakan Uraloğlu, ‘Yeşil Liman (Green Port) Projesi’ ile limanlardan kaynaklı karbon emisyonlarının azaltarak çevreye verilen olumsuz etkinin ortadan kaldırılmasını planladıklarını, 2035’te her iki araçtan birisinin elektrikli olacağını, Kasım itibariyle 5 bin 86 adet elektrikli araç şarj istasyonu ve 10 bin 817 adet şarj soketiyle hizmet verildiğini kaydetti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği: Bakan Uraloğlu, lojistik hareketliliği açısından bir kavşak noktası niteliğindeki Türkiye’de, Trans Avrupa Yol Ağı’nda bulunan kesimlerde yüksek hızlı şarj özelliğine sahip şarj istasyonları planlayacaklarını ifade etti: “Bu konuyla ilgili Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile ayrıca bir çalışmamız var. Ağır tonajlı araçlar için yeterli alan ve şarj altyapısının bulunduğu, yüksek hızlı şarj özelliğine sahip şarj istasyonlarını planlayacağız.”

Yeşil lojistik dönüşümünde ilk tercih, çevreci demiryolu taşımacılığı
UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, “Lojistik sektörünün yüzü kesinlikle ‘yeşil’e dönüyor. ‘Yeşil Lojistik’ ifadesi artık sektörümüze yerleşmiş bir kalıp oldu” diyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın getirdiği yükümlülükler, ülkelerin ve Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını azaltım hedeflerine değinen Engin, tüm sektörlerde yaşanacağı gibi taşımacılık sektöründe de yaşanacak dönüşümde ilk tercihin çevreci taşımacılık anlayışını destekleyen demiryolu taşımacılığı olacağına dikkat çekiyor: “Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum gereği yapılması gerekenler önümüzdeki dönemlerde sektörün rotasını belirleyecek unsurlar olarak karşımıza çıkacak. Çünkü dış ticaret firmaları yeşil lojistik uygulamalarına sahip firmalarla çalışmayı tercih edecek. Bu da yeni bir rekabet alanı yaratmış olacak.”
27 Mayıs 2022’de yayınlanan Kombine Taşımacılık Yönetmeliği ile alım şartları belirlenen Yeşil Lojistik Belgesi ve 18 Kasım 2023’te yayınlanan yönetmelikle kıyı tesisleri için getirilen Yeşil Liman Sertifikası’nın önemine değinen Engin, sektörde aslında adım adım bir değişim ve farkındalık başladığını vurguluyor: “Ne kadar çabuk adaptasyonu sağlayabilirsek rekabet yarışında o kadar önde olacağımız da ortada.”
“Demiryolu taşımacılığının Türkiye’nin dünya tedarik zinciri üssü olma hedefindeki rolü önemli”: Bilgehan Engin, Türkiye’nin dünya tedarik zinciri üssü olma hedefinin, coğrafi konumu, lojistik altyapısı ve ekonomik potansiyeliyle desteklendiğini, bu hedefe ulaşmada demiryolu taşımacılığının önemli bir rol oynadığının altını çiziyor: “Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında bir köprü konumundadır. Bu stratejik konum, demiryolu taşımacılığını kullanarak farklı coğrafi bölgeler arasında etkili bir bağlantı sağlama potansiyelini arttırır. Demiryolu ağı, farklı taşıma modlarıyla entegre çalışabilir. Deniz, hava ve kara taşımacılığıyla entegrasyon sağlandığında, daha etkili ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri oluşturulabilir. Demiryolu taşımacılığı, karayolu taşımacılığına göre daha çevre dostudur, büyük hacimli ve uzak mesafeli taşımalarda demiryolu, maliyet avantajları sağlayabilir. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığı altyapısını güçlendirmesi ve bu taşıma modunu daha etkin kullanması, ülkenin dünya tedarik zinciri üssü olma hedefine ulaşmasına katkı sağlayabilir. Bu kapsamlı bir strateji ve yatırım gerektirir, ancak demiryolu taşımacılığının avantajları, tedarik zincirinin etkinliğini ve sürdürülebilirliğini artırabilir.”
İntermodal ve demiryolu taşımacılığı ekonomik, çevre dostu ve güvenli: İntermodal ve demiryolu taşımacılığının ekonomik, çevre dostu ve güvenli taşıma imkanları sunduğunu belirten Engin, özellikle pandemi döneminde lojistik faaliyetlere yönelik kısıtlamalar sebebiyle demiryolu taşımacılığının diğer taşıma türlerine kıyasla en az etkilenmesinin ülkemizin dış ticaret faaliyetlerinde demiryolu taşımacılığının öneminin daha iyi anlaşılmasını sağladığına işaret ediyor: “Ülkemizin dış ticaretinde ağırlık ve değer bazında yüzde birin altında pay alan demiryolu taşımacılığına yönelik yapılacak iyileştirmelerin dış ticaret faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesine katkı sunacağını düşünmekteyiz. Bu sayede Türkiye’nin iç pazarda ve uluslararası arenada rekabetçi gücü de artacaktır.”
Türkiye, Orta Koridor’da gelişmeli: Demiryolu taşımacılığı için çok önemli bir avantaj yaratabileceğimiz Orta Koridor’u da unutmamak gerektiğini belirten Engin, Orta Koridor’da şu an Gürcistan’ın merkez ülke konumunda bulunduğunu, Azerbaycan’ın da son iki yıldır özellikle Hazar kıyılarına yaptığı yeni demiryolu bağlantılı limanlarıyla Gürcistan’ın bu hattaki mevcut hacminden pay almaya yönelik çalışmalar yaptığını aktarıyor: “Buna karşın Türkiye’nin Orta Koridor için avantajını kullanamadığını görüyoruz. Bu sebeple Orta Koridor’da Türkiye’nin gelişmesini destekleyici, büyük bir ticari akışı sağlayacak projelere ihtiyaç olduğunu söylemek mümkün. Bu projeler Türkiye’de atıl konumdaki lojistik merkezlerin hem operasyonel hem gümrük alanında geliştirilmesi ve dijitalleştirilmesi, Karadeniz’de demiryolu bağlantısı olan Zonguldak ve Samsun Limanları’nda ek terminallerin hizmete açılarak burada oluşacak yük trafikleri için ekonomik ve sağlıklı operasyonların sağlanması, demiryolu bağlantısı olmayan Karadeniz Limanları’nın demiryolu bağlantılarının tamamlanması, bu yatırımlara bağlı oluşacak yük hacimleri için örneğin; Samsun-İzmir / Samsun-Bursa gibi limanlar arası RO-LA seferleri konularak ürünlerin doğrudan açık denizlere kavuşmasını sağlamak gibi projelerdir. Bunlar aynı zamanda Türkiye içindeki karayolu yük trafiğine de doğrudan pozitif etki yaratacak bir model olacaktır.”
“OSB’ler, üretim merkezleri ve limanların demiryolu bağlantıları sağlanmalı”: Ankara-Sivas, Ankara-Bursa, İstanbul-Edirne gibi yeni hızlı tren hatları planlandığını, bu hatların şehirleri birbirine daha hızlı ve etkili bir şekilde bağlayarak yüksek hızlı tren ağını genişletmeyi hedeflediğini bildiren Engin, yolcu taşımacılığı alanında demiryolu için yapılan yatırımların yük taşımacılığı için de uygulanması gerektiğini ifade ediyor: “OSB’ler ve üretim merkezlerinin iltisak hatları ile demiryolu hatlarına bağlantısı sağlanmalı, buna ek olarak limanlarımızın da demiryoluyla bağlantıları mutlaka yapılmalıdır. Bu sayede yurt içi ve yurt dışı taşımalar için kesintisiz bir taşıma gerçekleştirilmiş olacaktır. Elektrifikasyon projeleri, demiryolu hatlarının elektrikle çalışmasını sağlayarak enerji verimliliğini artırmayı ve çevresel etkileri azaltmayı amaçlar. Bu projeler kapsamında mevcut hatların elektrikle çalışmasına geçiş yapılacaktır. Lojistik merkezler ve iltisak hatlarıyla ilgili kamu idaresi nezdinde mevzuat çalışmaları yürütülüyor, UTİKAD olarak bu çalışmalar içinde yer aldık, yakın bir zamanda yayınlanmasını beklediğimiz mevzuatta belirtilen usul ve esaslara göre konumlandırılacak lojistik merkezler sayesinde daha verimli hizmetler sunulacak. Lojistik merkezlerin efektif kullanımı ülkemizin de bölgesinde bir lojistik üs olmasını destekleyecektir.”
Bilgehan Engin, Türkiye intermodal ve demiryolu taşımacılığı pazarına ilişkin şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de demiryolu yük taşımacılığının payı diğer taşıma modlarına göre en düşük seviyededir, son on yıllık döneme bakıldığında demiryolu taşımacılığının payının %1.5’e ulaşamadığı görülmektedir. 2019’da başlayan Pandemi etkisiyle 2020’de diğer yıllara göre daha yüksek bir paya erişse bile yine de beklenen seviyede değildir. Demiryolu taşımacılığının değer bazında en yüksek payı, son on yıllık dönemde ithalat taşımalarında 2021’de, ihracat taşımalarında ise 2022’dedir. Demiryolu yük taşımacılığının değer bazındaki en yüksek payı; toplam ithalat taşımalarında 2021’de %1.23, toplam ihracat taşımalarında 2022’de %0.98’dir. 2022’de ihracatta demiryoluyla taşınan yüklerin değeri 2.460.331 bin dolar, ithalat taşıması değeri 2022’de 2.967.908 bin dolar oldu. Ağırlık bazında demiryolunun payı diğer taşıma türlerine göre son on yılda %1’e ulaşamadı. 2023’ün ilk 6 ayında ise demiryolu yük taşımacılığının toplam ithalat taşımalarında değer bazındaki payı %0.69, ağırlık bazındaki payı %0.40, ihracat taşımalarında değer bazındaki payı %0.91, ağırlık bazındaki payı %0.86 olmuştur.”
“Hedeflerin hayata geçirilmesiyle demiryolu büyük bir ivme kazanacak”: Bakan Uraloğlu’nun demiryolu yük taşımacılığına ilişkin açıkladığı hedeflerin hayata geçirilmesiyle demiryolunun büyük bir ivme kazanacağını belirten Engin, Türkiye demiryolu taşımacılığının bir dizi avantaj ve özellikle rekabet avantajlarına sahip olduğuna değiniyor: “Asya ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktasındaki Türkiye, coğrafi konumuyla lojistik açıdan stratejik bir avantaja sahip. Türkiye, demiryolu altyapısına yönelik önemli yatırımlar yaptı. Hızlı tren hatları, yüksek standartlı raylar ve yeni hatlar gibi altyapı geliştirmeleri rekabet avantajı sağladı; demiryolu taşımacılığında özellikle komşu ülkelerle güçlü bir bağlantıya sahibiz. Bu, uluslararası taşımacılıkta etkili bir rol oynanmasını sağlıyor. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığı, lojistik maliyet açısından rekabetçi bir seçenek sunmaktadır. Karayolu taşımacılığına göre daha düşük maliyetlerle daha fazla yük taşınabilmektedir.  Türkiye’deki lojistik firmalarının hizmet kalitesi, sektöre olan hakimiyeti, donanımlı insan kaynağı da demiryolu taşımacılığında ve diğer modlarla yapılan taşımalarda ülkemizi ön plana çıkarmaktadır. Altyapı iyileştirmelerine devam edilmesi, entegrasyonun daha da artırılması ve demiryolu taşımacılığının kullanımının yaygınlaştırılması gibi alanlarda geliştirilmeler yapılması gerekmektedir.”
Yeşil ve dijital dönüşüm: Engin, 2022 itibarıyla intermodal ve demiryolu taşımacılığının dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarında çeşitli adımlar attığını paylaşıyor: “Demiryolu taşımacılığı şirketleri, yük ve tren takibini kolaylaştırmak amacıyla lojistik uygulamalara ve platformlara yatırım yapmışlardır. Demiryolu hatlarının elektrifikasyonu, fosil yakıtlardan kaynaklanan emisyonları azaltmada önemli bir adımdır. Elektrikle çalışan trenler, Yeşil Mutabakat hedeflerine ulaşmada yardımcı olacaktır. Demiryolu şirketleri, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik stratejiler geliştirmişlerdir. Bu, demiryolu taşımacılığının çevresel ayak izini azaltmada etkili olacaktır.”
Sektörün sorunlarına çözüm önerileri: Engin, sektörün sorunlarına ve çözüm önerilerini de anlatıyor: “Altyapı iyileştirmeleri ve düzenli bakım çalışmaları yapılması önemli. Yeni ve daha verimli demiryolu teknolojilerine yatırım yapılmalıdır. Elektrifikasyon, sinyalizasyon ve otomatik tren kontrol sistemleri gibi modern teknolojiler benimsenmelidir. Demiryolu taşımacılığının karayolu ve denizyolu ile entegrasyonu sağlanmalıdır. Çok modlu taşımacılık sistemleri geliştirilmeli ve demiryolu ağları diğer ulaşım modlarıyla entegre edilmelidir. Lojistik zincirdeki işbirliği artırılmalıdır. Demiryolu hatlarının kapasitesi yetersiz durumda. Kapasite artırımı için yeni hatlar inşa edilmeli ve mevcut hatlar optimize edilmelidir. Talebe göre esnek kapasite yönetimi sağlanmalıdır. Terminallerin de hizmet kalitesi mutlaka artırılmalı. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan en önemli demiryolu terminali Halkalı Terminali’nde pek çok sorun bulunuyor. 5 Eylül 2023’te yaşanan sel dolayısıyla Halkalı Terminali kullanılmaz hale gelmişti. O dönemki Yönetim Kurulu Başkanımız Ayşem Ulusoy ile Yönetim Kurulu Üyesi ve Demiryolu ve İntermodal Çalışma Grubu Başkanı Sibel Gültekin Karagöz, İBB ve İSKİ üst düzey yetkilileri ile iletişime geçerek ivedilikle sahanın temizlenmesi ve kullanılır hale getirilmesine yönelik görüşmeler yaptı ve terminalin iyileşme sürecine katkı sundular. Terminaldeki zemin bozuklukları, ışıklandırma eksiklikleri, güvenlik önlemlerinin az oluşu ve geçtiğimiz günlerde yaşanan sel felaketiyle karşılaşılan durum bir daha yaşanmamak üzere çözüme kavuşturulmalıdır. Modern ve donanımlı terminaller oluşturulmalıdır.”

100. Dünya Metrolar Zirvesi, İstanbul’da toplandı
“Raylı sistem ağımız 2050’de 740 km’ye çıkacak”: Toplu taşımacılık sektörünün dünyadaki en büyük kuruluşu UITP (Uluslararası Toplu Ulaşım Birliği), 100’üncü Dünya Metrolar Zirvesi’ni, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’ncü kuruluş yıldönümünde, dünyada aynı anda en çok metro yapan kenti İstanbul’da yaptı. 26 ülkeden 37 metro işletmesini buluşturan Zirve’ye İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Metro İstanbul evsahipliği yaptı.
2023 UITP Dünya Metrolar Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bugün kentimizdeki 328.7 km olan raylı sistem ağı, umudumuz ve kararlılığımızla, 2050’de yaklaşık 740 km’ye çıkacak. 2024 yılı yatırım bütçemizin yaklaşık %40’ını raylı sistemlere ayırdık. 2019’dan itibaren 1 milyar 550 milyon Euro kaynak bularak, çalışmaları yeniden başlatılan raylı sistem inşaatlarıyla birlikte, 4.5 yılda 47.3 km uzunluğundaki hat hizmete alındı. 80.50 km uzunluğunda toplam 6 raylı sistem inşaatımız da devam ediyor. Temel hedefimiz; gelecek nesillere çok daha kolay, çok daha mutlu yaşayacakları bir şehir bırakabilmek” dedi.
Zirvenin açılış konuşmalarını sırasıyla; UITP Metro Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Brieuc de Meeùs, Metro İstanbul Genel Müdürü Özgür Soy, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin, UITP Genel Sekreteri Mohamed Mezghani ve İmamoğlu yaptı.

Yorumlar (0)