banner472

banner458

banner457

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’dan güncel vurgu; ENERJİ VE BARIŞ

Bölgemiz ısınıyor, hevesler ve hesaplar enerji kaynakları üzerinde odaklanıyor. Türkiye, tarihinde hiç olmadığı kadar enerji merkezli stratejik bir konuma geldi. Bu konumunu barış için kullanabilir.

KAPAK 01.09.2013, 09:10 01.09.2013, 09:10
19116
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’dan güncel vurgu; ENERJİ VE BARIŞ




Siyasi krizlerin ilk ekonomik sonucu “Petrol” fiyatlarının yükselmesi oluyor. Son olarak Mısır’da yaşanan siyasi kriz petrol fiyatlarını varil başına 12-13 dolar yukarıya çekti. Irak Başbakanı Maliki, Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde ve resmi açıklamada, Türkiye’nin Kuzey Irak Bölgesel yönetimi ile değil, “Petrol” konulu anlaşmalarını Bağdat yönetimi ile yapmasını arzuladıklarını dile getirdi. Suriye’de gelişen siyasi krizin ise arz güvenliğine etkide bulunarak petrol fiyatlarını daha da yukarı çekmesinden endişe ediliyor. Türkiye ise bu tabloda 2023 yılı enerji hedeflerine odaklanmış bir ülke olarak dikkat çekiyor. Son on yılda yakaladığı yüksek büyüme temposunu ve kapasitesini riske sokmamak zorunda olduğundan hareketle önümüzdeki on yılı, 200 milyar doları bulacak enerji yatırımlarını da kapsayacak şekilde planlıyor.Bu gelişmeler ışığında, Türkiye’nin bugünkü enerji durumu nedir, ne yöne gitmektedir ve yarın nasıl olacaktır sorularını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a yönelttik; Bölgemiz ısınırken Türkiye’nin enerji politika ve yaklaşımları nedir diye öğrenmeye ve okurlarımıza aktarmaya çalıştık.



Türkiye enerji sektöründe hedefini en yükseğe koyuyor ve sadece bölgesinin değil, dünyanın önemli enerji merkezleri arasına girmeyi istiyor. Bu hedefe giden yolda yakın zamanda atılan adımlar hakkında bilgi verir misiniz?

Taner Yıldız: Son 10 yıldır siyasi istikrara bağlı olarak refah seviyesi her geçen gün artan ülkemizin enerji talebi 10 yıl sonra 2 katına çıkacak. Biz hem bu talebi karşılamak, hem de enerji arz güvenliğimizi sağlamak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı harekete geçiriyoruz. Şu örnekleri vermekle yetineyim:

- 2002 yılında, 12.241 MW olan hidrolik santral kurulu gücü şu an itibarıyla 20 bin MW’a çıktı.

- Göreve geldiğimizde yok denecek kadar az olan rüzgar enerjisi kurulu gücü şu an itibarıyla 2341 MW.

- 10 yıl önce tamamen atıl vaziyette olan jeotermal kaynaklarımızı ülke ekonomisine kazandırmaya başladık.

- Elektrik, ısınma, termal turizm ve seracılık amacıyla 85 jeotermal sahayı özel sektörün yatırımına açtık.

- Son 10 yılda jeotermal uygulamalar elektrik sektöründe 7 kat artarak 162 MW’a ulaştı.

- 2023’e kadar; Hidrolik santralı kurulu gücü 36 bin MW’a, Rüzgar kurulu gücünü 20 bin MW’a, Güneş kurulu gücünü 3 bin MW’a, Jeotermal kurulu gücünü 600 MW’a çıkarmayı hedefliyoruz.

- Yerli kömür kaynaklarımızı değerlendirme noktasında da TKİ’nin elindeki kömür sahalarını termik santral kurma şartıyla ihaleyle özel sektöre devretmeye başladık.

Bu anlamda; Adana Tufanbeyli’de 600 MW, Soma’da 450 MW, Bursa-Keles’te 270 MW, Kütahya Tunçbilek’te 300 MW, Bingöl Karlıova’da 150 MW kurulu gücünde santrallar kurulacak.

İnşaatı devam eden termik santrallerimiz ise şunlardır: Bolu-Göynük, Eskişehir-Mihallıççık, Silopi Harbul-Üçkardeşler, Sereder.

- Türkiye linyit rezervinin yaklaşık yüzde 40’ını barındıran Afşin Elbistan'da, 12 milyar dolarlık bir yatırımla toplam 8000 MW gücünde santraller kurulacak.

- Konya Karapınar’da 1.8 milyar ton linyit rezervi keşfettik.

- Havzaya 5 bin MW termik santral kurulabilecek ve Atatürk Barajı’nın iki katı elektrik üretilebilecek.

- En son geçtiğimiz günlerde MTA’nın 5 yıllık çalışmaları sonucunda Afyon Dinar’da 950 milyon tonluk linyit rezervi tespit ettik. Buraya da 5 milyar dolarlık yatırımla 3.500 MW gücünde termik santral kurmayı hedefliyoruz. Santral ayrıca inşası ve maden sahasında 6-7 bin kişilik bir istihdamı bölgeye sağlamış olacak.



Yerli kömüre dayalı yapılacak bütün termik santrallerle, yıllık en az 12 milyar dolarlık doğalgaz ithalinin önüne geçme hedefimiz var. İnşallah bu hedefi gerçekleştireceğiz. Türkiye’de 10 yılda tam 100 milyar liralık enerji yatırımı yapıldı. Hedefimiz 2023’e kadar yapılacak 200 milyar liralık enerji yatırımıyla; enerji arz güvenliğini perçinlemiş ve bölgesinde “Enerji Merkezi” haline gelmiş bir Türkiye’dir.



Doğalgaz alanında çalışmaları süren TANAP projesinin son durumu ve tamamlandığında getireceği faydalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Taner Yıldız: Doğusunda enerji kaynakları açısından ihracatçı, Batısında ise ithalatçı ülkelerle çevrili konumdaki Türkiye; büyüyen ekonomisi ile büyük bir enerji pazarı; jeostratejik konumu itibarıyla “Doğu-Batı/Kuzey-Güney Enerji” güzergâhlarının kesişim noktasındadır.  Türkiye, enerji projelerini ve stratejisini savaşın değil; istikrar, refah ve barışın gerekçesi olarak oluşturmakta ve uygulamaktadır. Siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olan Türkiye, bölgesinde adeta bir mıknatıs gibi yatırımları çekmekte ve cazibe merkezi haline gelmektedir.

Azerbaycan’la birlikte inşa edeceğimiz TANAP Doğalgaz Boru Hattı Projesi, rafineri yapımı, modernizasyonuyla birlikte yapılacak toplam 17 milyar liralık yatırım; yerli üretim, istihdam ve sanayimize önemli katkı sunacaktır.Türkiye Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı projelerinin hayata geçirilmesiyle Kafkaslar’da kurduğu etkinliğin benzerini; TANAP Doğalgaz Boru Hattı’yla Balkanlar’da tekrarlama şansına kavuşacak; Hazar ile Adriyatik’i enerji nakil hatlarıyla birleştirecektir.

Savaş ve istikrarsızlıkların gölgesindeki Ortadoğu coğrafyasına barış ve istikrarın gelmesini isteyen Türkiye’nin bu hedefinde Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nın daha verimli çalışması ve yeni geliştirdiği projeler önemli bir yer tutmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın önümüzdeki 30 yılda dünya petrol üretim artışının yüzde 40’ını tek başına karşılayacağını söylediği komşumuz Irak’ın tüm bölgelerinde geliştirilecek projeler içerisinde de olmaya devam edeceğiz.

Türkiye uluslararası enerji projeleri ile kendi enerji arz güvenliğinin yanısıra bir yandan ihracatçı ülkelerin “pazar ve güzergâhlarını” çeşitlendirirken; diğer yandan ithalatçı ülkeler için de kaynak çeşitlendirmesine yapıcı katkı sağlamaktadır.



AB TÜRKİYE’YE

BORÇLUDUR

Burada dikkat çeken bir diğer husus; Türkiye’nin geliştirdiği projelerle; Avrupa Birliği’nin katkısı olmadan Avrupa’nın enerji arz güvenliğine katkı sunmasıdır. Bu projeler, Türkiye’nin AB’ye girmesini sağlayacak projeler değil, AB’yi Türkiye’ye borçlu çıkaracak projelerdir. Büyük enerji projeleriyle güçlenen Türkiye’nin bölgede barışa gerekçe olarak kullandığı argümanlar artmaktadır. Bu enerji projeleri Türkiye’nin bölgedeki lider konumunu güçlendirmektedir. Bu projelerle Türkiye, bölgesinde istikrar, refah ve barışın köprüsü olmaktadır.

Biz; çatışmanın değil barışın, kaosun değil istikrarın, tek yönlü bağlılığın değil pozitif bağımlılığın, refahın ve entegrasyonun bir aracı olarak enerji strateji, politika ve projelerini oluşturuyor ve uyguluyoruz. Türkiye, geçmiş yıllarda çeşitli imkânsızlıklar nedeniyle enerji oyununda bulunduğu ‘seyirci’ konumundan; son 10 yılda gelişen ekonomisi ve istikrarı ile “büyüyen bir Enerji Pazarına” dönüşmüştür. Türkiye; geliştirdiği projelerle ‘transit’ bir ülke olarak “enerji oyununda” aktör olmaya başlamış ve nihayetinde bölgesinde enerjinin fiyat ve lojistiğini belirleyen bir “Merkez”, yani başrol oyuncusu olma fikrini de 2023 yılı stratejik hedeflerine yerleştirmiştir.



DOĞALGAZ YERİNE NÜKLEER

Gündemde olan bir diğer konu da Türkiye’de bir nükleer santral kurulması. Bu konuda çalışmalar 

hangi noktada ve nükleer santrallerin devamı gelecek mi?

Taner Yıldız: Türkiye’yi nükleer teknolojiyle tanıştırıyoruz. Akkuyu ile alakalı gerekli lisanslar, izin ve onaylar alındıktan sonra inşaatın 2015 yılında başlamasını, ilk ünitenin 2019 yılında, diğer ünitelerin de birer yıl arayla devreye alınmasını öngörüyoruz. 117 öğrencimizi Mephi Üniversitesi’ne nükleer mühendislik eğitimi için gönderdik. Toplamda 600 öğrencimiz eğitimlerini tamamladıktan sonra Akkuyu’da görev yapacaklar. Sinop ile alakalı da geçtiğimiz Mayıs ayında Japonya ile anlaşma imzaladık. İki santralın üretime geçmesiyle yıllık 7.2 milyar dolarlık doğalgaz ithalinin önüne geçeceğiz. Bu şu anki doğalgaz ithalatımızın üçte biri demek.



AR-GE YAPARAK İTHAL KAYNAKLARLA ENERJİ YATIRIMI PARADOKSUNU AŞACAĞIZ

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK

ve Bakanlığınız arasında 1 yıl önce imzalanan Ar-Ge projesi geliştirme çalışmasında gelinen aşamayı aktarır mısınız?

Taner Yıldız: Rüzgar santralinde tribün ve jeneratör kısmı yapılamıyorsa yatırımlar ithal kaynaklarla gerçekleştiriliyor. Bu bir paradoks, bunu aşmak zorundayız. İşte bu yaptığımız protokoller ve bunun çerçevesinde yapılacak yatırımlarla, Türkiye’nin yalnızca rüzgarla alakalı karar verilmiş ve lisansa bağlanmış yatırımlarında minimum 15 milyar dolarlık bir ithalatı kesmiş olacağız. MİLTES kapsamında; Soma-A Termik Santrali’nin 2. Ünitesi’nde azami ölçüde yerli kaynak kullanılarak akışkan yatak yakma kazanı uygulamasına geçtik. MİLHES kapsamında; HES’lerdeki Kontrol, SCADA ve Haberleşme sistemlerinin modernize edilerek santral veriminin ve emre amadeliğinin artırılması konusunda Seyhan-1 HES-5.3 milyon TL ve Karkamış HES-5 milyon TL yatırımı gerçekleştirdik.

2023 Ar-Ge yatırım hedeflerimiz şöyledir:

- MİLHES projesinde, 2023 yılına kadar

18 milyar dolar,

- MİLRES projesinde 2023 yılına kadar

26 milyar dolar,

- MİLGES projesinde 2023 yılına kadar 5 milyar dolar,

- MİLKAS projesinde 2023 yılına kadar 4 milyar 

dolarlık bir yatırım yapılmasını öngörüyoruz.



‘YALITIMSIZ’A RUHSAT YOK

Enerji verimliliği dendiğinde aklımıza ilk olarak yalıtım geliyor. Son yıllarda enerji verimliliği adına özellikle kamuoyunda bir bilinçlendirme faaliyeti başladı. İnşaatlarda ve binalarımızda ısı yalıtımına önem verdiğinizi biliyoruz. Bu konuda ki faaliyetlerinizi ve görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Taner Yıldız: Enerjiyi sokak aydınlatmaları, yalıtımlar, ev hanımlarımızın beyaz eşya ile alakalı konuları, tarımsal sulamalar, sanayi uygulamaları bir çok alanda hayatımızın bir çok noktasında daha verimli kullanma imkanımız var. Bizim yetiştiğimiz kültür, bizim bilgilenme yöntemlerimiz, geleneklerimiz, göreneklerimiz de zaten bunu söylüyor; o açıdan ben bu konuda çok ciddi mesafe katedeceğimiz kanaatindeyim.

Bildiğiniz gibi 1 Ocak 2011’den sonra yalıtımı olmayan herhangi bir binanın ruhsat alma imkanı yok. Türkiye’de yalıtıma muhtaç yaklaşık 17 milyon adet hane bulunuyor. Yeni binalarımızda herhangi bir problem yok. Asıl yapmamız gereken mevcut binalarımızı eski hallerinden kurtarmak. 150 kadar kamu binasının yalıtımıyla yaklaşık 45 milyon liralık enerji tasarrufu meydana gelecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binamızda yaptığımız çalışmada yaklaşık yüzde 46’lık bir verim elde edildi. Bunu elde etmek için camların çift cam olması, duvarlarda da yalıtım yapılmış olması şartı var. Yuvarlak bir hesapla yarı yarıya tasarruf ettiğiniz bir işlem aslında yatırımcı içinde, kamu içinde, özel sektör kullanıcıları için de karlı olacak.



Sokak aydınlatmalarıyla ilgili 

atılan adımlar neler?

Taner Yıldız: Ankara’da İnönü Bulvarı, Dikmen ve Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi gibi bölgelerde pilot çalışmaları yapıyoruz. TBMM’yle Enerji Bakanlığımız arasındaki bulvarın aydınlatılmasında yaklaşık yüzde 41’lik bir tasarruf sözkonusu oldu. Bazı bölgelerde yüzde 50’lere varan tasarruf oranlarına ulaşıldı. Türkiye’nin toplam aydınlatmasını düşünürsek 6 milyon adetlik armatürde her yıl yaklaşık 600 milyon liralık bir tasarruftan bahsediyoruz. LED ampuller ile ilgili harcamalar kendisini 4 yıl içerisinde amorti ediyor. Rüzgar santrallerinden, güneş enerjisi panellerine, LED’lerden diğer enerji uygulamalarına varıncaya kadar ürünlerin Türkiye’de üretilmesini zorunlu kıldık. Herhangi bir yatırımcı eğer buraya gelip yalnızca bize LED’ini satmak isterse bunun doğru olmadığını kendilerine iletiyoruz, onlar da yatırım kararları alabileceklerinden bahsediyorlar. Şu anda yerli firmalardan seri üretime geçme safhasına gelmiş olan fabrikalarımız var. Bu da Türkiye sanayisi için önemli bir nokta.

Biz enerji sektörüne ilişkin cari açığı azaltmaya yönelirken aynı zamanda yatırımların da yerli kaynaklar haline gelmesine çalışıyoruz. Türkiye 2023 yılı hedeflerine diğer çalışmalarıyla birlikte bütün armatürlerini değiştirmiş ve bunların finansman ve amortismanlarını tamamlamış olarak girmiş olacak.

Yorumlar (0)