Gelecek on yılda Türkiye’nin şahdamarı: ENERJİ SEKTÖRÜ

Türkiye kırılgan olmayan ekonomiye, 55 milyar dolar açık verdiği ‘Enerji’ sektöründe, hem kaynak, hem de üretim teknolojileri itibarıyla gerçekleştireceği “yerlileştirme”deki başarısıyla kavuşacaktır.

Gelecek on yılda Türkiye’nin şahdamarı: ENERJİ SEKTÖRÜ

‘Yerlileştirme’de kömür yeniden öne çıkarken ‘Güneş’ten elektrik üretiminde hızlanan yerli-yabancı yatırımlarla sonuç alabileceğimiz ispatlandı.
Dünya ekonomisinde dış borçlanmanın güçleştiği bir döneme girildi. Türkiye ekonomisi dış borçlanmayla büyüyen bir ekonomi olduğu için Türkiye için de yeni bir dönem başlamış oldu. Yeni dönemde Türkiye, dış ticaret açığını düşürmeye odaklanacak. Bunun da çaresi, dış ticaret açığı veren sektörlerde yerli üretimi artırmak ve ithalatı azaltmak olacak.
Türkiye en büyük dış ticaret açığını ‘Enerji’ sektöründe veriyor. Bu nedenle yeni dönem enerji sektörümüzü stratejik hale getiriyor. Son 10 yılın ortalamasını alırsak; sektörün ithalatı 2018 sonu itibarıyla 46 milyar dolar, maden ithalatını da eklersek 10.6 milyar dolar, toplamın ortalaması ise yıllık 56.6 milyar dolar gerçekleşmiş olacak. İthalatın 2019 yılı için 43 milyar dolar, 2020 için 44.3 milyar dolar ve 2021 için 45.2 milyar dolar olacağı hesaplanıyor. Bu durumda enerji sektörü Türkiye ekonomisi içinde kaldıraç işlevi görecek.
Bundan hareketle sektörün genel durumuna, bileşen dinamiklerine, mevcut olana ve hedeflere bakarak elde ettiğimiz sonuçları okurlarımıza aktarmayı yararlı buluyoruz.
Türkiye’nin enerji politikası-2023
Türkiye’nin enerji potansiyelini fosil ve yenilenebilir kaynaklar olarak ayırmak mümkündür. Fosil kaynaklar kömür, petrol ve doğal gaz gibi doğal enerji kaynakları olup, Türkiye fosil enerji kaynakları noktasında yalnızca linyit rezervlerinde kendi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeydedir. Türkiye’nin fosil yakıtlarda enerji bağımlısı bir ülke olduğu ve doğalgazda yüzde 98, petrolde ise yüzde 93 oranında ithalata bağımlı olduğu görülmektedir.
Enerji sektörü için her ülke kendi koşullarına göre bir politika belirler. Türkiye'nin enerji politikaları şöyle belirlendi:
-Yenilenebilir enerjiye yönelik çalışmaları hızlandırmak.
-Kömür madenleri ve kömüre dayalı termik santrallerin artırılması.
-Kömür yatırımlarına destek ve teşvik.
-Alım garantisinin güçlendirilmesi.
-Ayrıca Orta Doğu, Orta Asya, Doğu Akdeniz, Afrika ve diğer potansiyel kaynaklardan sürdürülebilir doğalgaz temin edilmesi.
-2023 yılı enerji vizyonu çerçevesinde kurulu gücün 100 bin MW’a ulaştırılması.
-Uzun dönemde Türkiye’nin enerji portföyünün yüzde 30 hidroelektrik, yüzde 30 termik, yüzde 30 yenilenebilir ve yüzde 10 oranında nükleer kaynaklar olarak dengelenmesi.
Elektrik enerjisinde durum
Ekonomik büyümesinin yüksek seyrettiği son 16 yıllık  dönemde Türkiye’nin elektrik  tüketimi yıllık ortalama yüzde 5.5.arttı; 2002'de 132.6 milyar kilovatsaat iken  2017’de yıllık 294.7 milyar kilovatsaate yükseldi. Aynı dönemde  elektrik enerjisi üretimindeki ortalama artış yüzde yıllık yüzde 5.7 seyretti ve 2002'de 129.4 milyar kilovatsaat olan elektrik üretimi yüzde 130’luk bir artışla 2017'de 297.3 milyar kilovatsaate ulaştı.
Türkiye ürettiği elektriğin yüzde 36.2’sini kömürden, yüzde 33.5’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından, yüzde 30’unu da doğal gazdan üretmektedir.
Elektrik kurulu güç: Kurulu güç 2002'de 31 bin 846 megavat idi; yoğun yatırımlar döneminden sonra 2018 'in üçüncü çeyrek sonu itibarıyla yüzde 176 artarak 87 bin 948 megavata yükseldi.
Elektrik santral sayısı: 2002'de 298 olan elektrik üretim santrali sayısı, 2018 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla tam yirmidört katına çıkarak 7 bin 89’a yükseldi. 2017'de işletmeye alınan santrallerin toplam kurulu gücü 8 bin 568 megavat. 2018 yılı üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 5 bin 109 megavat toplam kurulu güce sahip 5 bin 764 adet lisanssız santral işletmeye girdi.
Piyasanın lisanslı aktörleri: 2018 Eylül itibarıyla elektrik piyasasında 2 bin 319, doğalgaz piyasasında 320, petrol piyasasında 13 bin 524 ve LPG piyasasında 10 bin 966 lisanslı oyuncu yeralmaktadır. Akaryakıt piyasasında ise  4 tanesi TÜPRAŞ’a, bir tanesi faaliyete başlayan Star Rafinerisi'ne, bir tanesi de hazırlıkları devam eden başvuru sahibine ait olmak üzere toplam 6 adet rafinerici lisansı bulunmaktadır. Türkiye dünyanın en büyük 16. LPG pazarıdır. Otogaz kullanımında Güney Kore’den sonra ikinci sıradadır.
Sanayinin enerji tüketim tablosu: Sanayi sektörü enerjide anlamlı tüketicidir. Yakıt bazında 2000 yılında kömür 9.88 Mtep ilk sırada iken 2016’da elektrik 9.17 Mtep’lik tüketimle ve  yüzde 128.4’lük bir artışla öne geçer. Bu artış ile birlikte elektrik tüketiminin toplam sanayi tüketimi içerisindeki payı yüzde 18.1’den yüzde 27.9’a kadar çıkmıştır.
Doğal gaz tüketimi ise 16 yıllık dönemde, yıllık bazda yüzde 11.2 yükselerek yüzde 446.6 oranında artış göstermiş, sanayi sektöründe tüketim miktarı en fazla artan kaynak olmuştur. Bu hızlı artış oranı ile doğal gaz, toplam sanayi tüketimi içerisindeki payını yüzde 7.1’den yüzde 26.4’e yükseltmiştir.
Petrol ürünleri, kömür ve ısı kaynaklarının tüketiminde ise 2000 yılına kıyasla bir azalma gerçekleşmiş, 2000-2016 döneminde petrol ürünlerinin payı yüzde 22.9’dan yüzde 13.4’e, kömür tüketiminin payı yüzde 44.5’ten yüzde 27.7’ye, ısı tüketiminin payı ise yüzde 7.3’ten yüzde 4.6’ya gerilemiştir
Elektrik üretiminde bağımlılık: Son dönemde elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yoğunluk verilmesi sayesinde elektrik ithalatının azaldığı görülmektedir. Türkiye’nin elektrik üretimi kaynaklarını fosil ve yenilenebilir enerji kaynakları olarak ayırdığımızda, fosil kaynaklar içerisinde petrol ve doğalgazda yüksek oranda ithalata bağımlı olduğumuz, yalnızca linyit rezervlerinde kendi ihtiyacımızı karşılayacak durumda olduğumuz görülmektedir. Türkiye’nin elektrik kurulu gücünde yerli kömürün payı gelirken ithal üretimin payının fiyatların daha uygun olması nedeniyle arttığı görülmektedir.
Kurulu güçte kamu-özel sektör payı: Enerji piyasasında rekabetçilik konusunda önemli yol alındı. Serbest üretim şirketleri lisanslı elektrik kurulu gücünden yüzde 63 pay alırken onu yüzde 25 ile EÜAŞ santralleri, yüzde 7.6 ile yap-işlet santralleri ve yüzde 1.73 ile yap-işlet devret santralleri izliyor. Kurulu gücün özel sektör tarafında oluşturduğu tekelleşme tablosu ise şöyledir:
1) Yüzde 11.72’lik payıyla EÜAŞ
2) Yüzde 5.67 ile Enerjisa
3) Yüzde 4.76 ile Gebze Elektrik Üretim
4) Yüzde 4.74 ile İzmir Elektrik Üretim.
Yenilenebilir enerji
Enerji sektöründe fark etmediğimiz önemli bir gelişme ‘Yenilenebilir’ payının sağlıklı yükselişidir. Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle kurulu gücünde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 43 civarındadır; 10 yıl önce yüzde 25 seviyesindeydi.
Yenilenebilir enerji son 5 yılda dünyada yaklaşık yüzde 8.6 oranında büyürken Türkiye’de yüzde 12.6’lık büyüdü. Politika doğru: “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA)” konsepti ile yüksek kapasiteye sahip yenilenebilir enerji santralleri ihaleleri yerli ekipman üretimi şartıyla gerçekleştirilerek yenilenebilir enerji sektörü yatırımları desteklenmektedir.” Bu kaynak maksimum seviyede kullanılacak. Zaten küresel ivme de var.
Küresel elektrik üretiminin yüzde 66'sı fosil yakıtlardan yüzde 24'ü yenilenebilir enerji kaynaklarından. Yüzde 33.5 olan yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranı ile Türkiye dünya ortalamasının üstünde; 2002'de 34 milyar kilovatsaat iken 2017'de yüzde 159 artışla 88 milyar kilovatsaate çıkmış; kurulu güç 2002’de 12 bin 305 megavat iken 2018 yılı üçüncü çeyrek sonunda üç katını aşarak 41 bin 719 megavata ulaşmış. Konu bağlamında Türkiye’de sorun, elektrik üretiminde HES’lerin değil, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının öne çıkarılması. Bunları görelim:
Güneşten elektrik üretimi
Elektrik üretiminde yerlileştirme ayaklarından en önemlisi “Güneş” oluyor.
Türkiye güneş ülkesidir. Uluslarası Güneş Enerjisi Topluluğu-Türkiye Bölümü’ne (GÜNDER) göre Türkiye’nin güneşten elektrik enerjisi üretme potansiyeli yaklaşık 500 bin MW’ı bulmaktadır.
YEKA ihalelerinin ilki 2017’de Karapınar Enerji İhtisas Endüstrisi Bölgesi’nde ve bin megavat kapasite tahsisli, YEKA-1 GES namıyla güneş enerjisinde yapıldı. Proje kapsamında Türkiye’de yılda minimum 500 MW’lik fotovoltaik modül üretim kapasitesine sahip güneş paneli fabrikası kurulacak ve 10 yıl boyunca Karapınar YEKA’da bin megavatlık bağlantı kapasitesi tahsisi yapılacak. Şartname kapsamında ilk 500 MW’de yerlilik oranının yüzde 60 olması planlanıyor.
Lisanssız güneş enerjisi yatırımlarında devam eden talep ve yaklaşık 600 MW’lık lisanslı güneş enerjisi yatırımlarının tamamlanan ön lisanslama süreci sektörün hızlandığını gösteriyor. 2014 yılında 40 MW olan güneş enerjisi kurulu gücü 2015’te 249 MW ve 2016’da 833 MW olmuş; 2017 yılında üç kattan fazla artarak 2 bin 642 MW’a ulaşmıştır. Ancak şu da var: Türkiye yetersiz ekipman ve teknoloji ile mevzuat engelleri nedeniyle potansiyelini yeterince kullanamıyor. Güneş enerjisinin toplam kurulu güç içeresindeki payının artırılması amacıyla son dönemde yapılan yatırımlar dikkat çekmektedir. Hükümet’in Çin’den yapılan güneş paneli ithalatına anti damping vergisi koyması yerli üretimin önünü açtı.
Rüzgardan elektrik üretimi
Türkiye'nin 88 bin mW düzeyindeki elektrik kurulu gücünün yüzde 8'ini rüzgar enerji santralleri oluşturuyor. Türbini oluşturan parçaların yüzde 50’si ülkemizde üretilmektedir. 29 adedi inşa halinde, 171 adedi ise işletmede olan rüzgar santrallerinin kurulu gücü 7 bin MW'ı aştı. Türkiye rüzgar enerjisi potansiyeli 48 GW. Bu potansiyele karşılık gelen yüzölçümü ise yüzde 1.30'a denk gelmekte. Bu kapasiteye baktığımızda toplam enerji yatırımının yarısını şu anda rüzgardan karşılamak mümkün. Jeopolitik konumumuzun farkında olarak hareket ediyoruz. 2017 yılında 766 MW'lık santrali işletmeye alarak, Avrupa'da dördüncü, dünyada sekizinci sırada yer aldık. Kaynakların geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi hedefinde rüzgar çalışmaları devam ediyor. Denizden gelen gücü en iyi şekilde değerlendirdiğimiz takdirde hedefimiz uzak görünmüyor.
‘Rüzgar Enerji Santralleri’nin (RES) öneminin gün geçtikte artış gösterdiğini ve bu kapsamda yatırımların hızla devam ettiğini gözlüyoruz. RES kurulu gücümüz son 3 yılda, yüzde 50 artış göstererek yaklaşık 6 bin 800 MW'a ulaştı.
Rüzgârda YEKA için açık eksiltme ihalesi 2017’de yapıldı. İhaleyi Siemens-Türkerler-Kalyon Ortak Girişim Grubu 3.49 dolar teklifiyle kazandı.
Bu kapsamda yerlilik oranı yüzde 65 olmak kaydıyla yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırım maliyeti olan bir rüzgar türbin fabrikası kurulacak. Fabrikada en az 2.3 MW gücünde olmak üzere 300 ila 450 yerli rüzgar türbini üretilecek. Her iki YEKA’nın da çok uluslu firmalar tarafından alınması ve YEKA’ların büyük ölçekli yapısı nedeniyle küçük ve orta ölçekli firmaların girişlerine izin verilmemesi sektörü olumsuz etkiliyor. Bu nedenle  YEKA ihalelerinin bölgesel baza indirgenmesi ve tekelci bir yapı kurulmasının engellenmesi isteniyor.
Türkiye’nin rüzgâr enerji potansiyeli 48 bin MW olup bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüzölçümünün yüzde 1.30’una denk gelmektedir. Rüzgâr enerji santrallerinin kurulu gücü 2017 yılında 6 bin 516 MW'a yükselmiştir. ETKB verilerine göre 2023’te ülkenin kurulu gücünün 100 bin MW’a ulaşması ve 20 bin MW’lık rüzgâr ile 5 bin MW’lık güneş enerjisi kaynaklı üretim yapılması hedeflenmektedir. Bu da rüzgârda bugünkü kurulu gücün yaklaşık 3.5, güneşin ise 5 kat artması anlamına gelmektedir.
Doğal gaz piyasası
Türkiye’nin enerjide yurt dışı bağımlılığı yaklaşık yüzde 76 seviyesinde iken bu oran doğalgazda yüzde 99.2 düzeyindedir. Elektrik enerjisi üretiminde Türkiye’nin doğal gaza dayalı kurulu gücü 2017’de 28 bin 637 MW’a ulaşırken toplam kurulu gücün yüzde 33.6’sını oluşturmuştur.
‘Doğal gaz’ın elektrik üretimindeki payı yıllara göre azalıyor ve ithalatın da azalan üretime paralel, düştüğü görülmektedir. Son yıllarda Türkiye’nin doğal gazda ithalata bağımlılığının azaltılması amacıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermesi de bu düşüşte etkili oluyor.
İthalat:  2017 yılı verilerine göre Rusya, Türkiye’nin doğal gaz ithalatının yüzde 58’ini karşılarken onu yüzde 16.2 ile İran ve yüzde 13.24 ile Azerbaycan izlemektedir. Cezayir, Nijerya, ABD, Norveç ve Trinidad ve Tobago da Türkiye’nin enerji ithalatından pay almaktadır.
Doğal gaz transfer merkezi: Türkiye bu sektörde transfer merkezi olmaktadır. 10 milyar metreküp gazı Avrupa’ya taşıyacak olan ve yüzde 30 ortak olduğumuz yıllık 32 milyar metreküp taşıma kapasitesine sahip TANAP 12,  her biri yıllık 15.75 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesine sahip iki hattan oluşan TürkAkım doğalgaz boru hatları ve bir de İzmir Aliağa’da devreye alınan ve iletim sistemine günlük 20 milyon metreküp gaz verme kapasitesine sahip olan Yüzer LNG Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) terminalinin ardından günlük 20 milyon metreküplük gazlaştırma kapasitesine sahip ikinci FSRU terminali yanında çalışması süren Üçüncü FSRU bunun örneğidir.
Depolama yatırımları: ‘Doğal gaz’da yatırımlardan biri de depolamadır. ‘Tuz Gölü Doğal Gaz Yeraltı Depolama Projesi’nde doğal gaz depolama işlemine 2017'de başlanmış olup, halihazırda 600 milyon metreküp depolama ve günlük 18 milyon metreküp geri üretim kapasitesine ulaşılmış bulunuyor. Toplam 5.4 milyar metreküpe, geri üretim kapasitesinde ise günlük 80 milyon metreküpe ulaşılacaktır.
Kuzey Marmara Doğal Gaz Depolama Projesi'nin ikinci fazı tamamlanarak bu tesisin depolama kapasitesi 2.8 milyar metreküpe, geri üretim kapasitesi ise günlük 25 milyon metreküpe ulaşmıştır. Üçüncü faz genişleme projesi 2020'de tamamlanacak olup, çalışma sonunda bu tesisin depolama kapasitesi 4.6 milyar metreküp ve geri üretim kapasitesi günlük 75 milyon metreküpe ulaşacaktır.
Kömür yeniden
Cari açık sorununa çözümler bağlamında elektrik üretiminde kömür kaynağı oranı azalmaktayken Yeni Ekonomi Programı (YEP) çerçevesinde kömür yeniden öne çıkmaya başladı. Yerli kömürün kullanımını artırmaya yönelik hedeflerimiz kapsamında ilave 5 bin megavat kurulu gücün devreye alınmasının yanı sıra kamu tarafından işletilmeyen kömür sahalarının ruhsatlarının özel sektöre devri gündeme alındı. Bu kapsamda Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Türkiye Kömür İşletmeleri'ne (TKİ) ait 7 kömür sahasının ruhsatı devrediliyor. TTK'nın ruhsat alanlarında yaklaşık 203 milyon tonluk bir üretim sahası yatırımcılara açılıyor. Böylece sözleşme süresi boyunca 25 milyar liralık ithal kömür ikamesi sağlanacak.
'Kömür Arama Projesi' kapsamında Türkiye’nin linyit rezervine tespit edilen 10.6 milyar ton ilave edilerek, toplam rezerv 8.3 milyardan 18.9 milyar tona çıkarılmış olması “yerlileştirme” politikasının eksenine kömürü de yerleştirdi. 25 ila 30 yıllık projeyle ekonomiye 72.3 milyar TL değerinde yerli kömür kazandırılacak. Söz konusu dönemde kamuya 21 milyar TL gelir sağlanacak.
Nükleer enerji
Küresel piyasalarda halihazırda elektrik üretiminin yüzde 10.8'i nükleer enerjiden sağlanıyor. Yarısı ABD, Fransa, Çin ve Japonya'da olmak üzere, dünyada 454 nükleer güç reaktörü işletmede, 54 tanesi de inşa halinde bulunuyor. Türkiye bu sektöre gecikmeyle ve 3 proje ile girdi. Projelerden biri Akkuyu Nükleer Santrali, diğeri Sinop Nükleer Güç Santrali.  Üçüncü santral için ise yer belirleme çalışmaları sürüyor. Akkuyu ve Sinop projeleri 20 bin kişiye istihdam sağlayacak.
Enerji yatırım sektörü
Enerji son on yılda ticaret sektörü olmaktan çıkarak yatırımcı sektör oldu.
2007 sonunda 41 bin MW olan elektrik kurulu gücü 2017 yılında yüzde 108 artışla 85 bin 200 MW’a ulaştı.
Kurulu güç içerisinde en fazla kurulum artışı güneş enerjisinde üç kat olarak gerçekleşti, 2017 yılı sonunda 2 bin 642 MW’a ulaştı. Son durumda toplam kurulu gücün 6 bin 516 MW'ı rüzgar, 7 bin 497 MW'ı akarsular, 19 bin 776 MW'ı barajlar, 8 bin 794 MW'ı ithal kömür, 9 bin 773 MW'ı linyit ve 28 bin 637 MW'ı doğal gazdan oluşmaktadır.
Enerji yatırımlarında güçlenme
Türkiye’ye son 10 yılda artan enerji talebini karşılamak için elektrik sektörünün üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış alanlarına özel sektör tarafından yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım gerçekleşirken bunun 70 milyar doları yeni üretim tesisi yapımı, 30 milyar doları ise özelleştirmeler ve yeni şebeke yatırımları için kullanıldı.
Teşvik belgesi kapsamındaki 2017 yılında enerji sektörüne yapılan sabit yatırımlar 101.5 milyar TL olurken bu rakam 2016 yılında 25 milyar TL seviyesindeydi. Böylece 2017 yılında verilen yatırım teşvik belgelerinde öngörülen 177.9 milyar TL’lik toplam sabit yatırım tutarının 101.5 milyar TL’si enerji sektöründe gerçekleşti.
Enerji sektöründe yatırım teşvikleri kapsamında düzenlenen belge adedi de 2017 yılında 1.853’ten 2.263’e yükseldı.
Haziran 2012-Aralık 2017 döneminde yatırım teşvik belgelerinin sektörlere göre dağılımına bakıldığında da bu dönemdeki 580 milyar TL’lik sabit yatırımın 206 milyar TL’lik kısmının enerji sektöründe gerçekleştiği görülür.
Sektörde dışa açılımlar
Son yıllarda özellikle termik, RES ve HES’lere yapılan yatırımlardaki artış dikkat çekmektedir.
-Türkiye’de rekabet gücü azalan santrallerini yüksek kapasite kullanım oranlarıyla çalıştırabilmek için rotasını Afrika’ya çeviren Aksa Enerji, Afrika ülkelerinden Gana’da 320 MW, Madagaskar’da 66 MW, Mali’de ise 40 MW olmak üzere Afrika’daki toplam kurulu gücünü 2018 yılı sonunda 530 MW’ye çıkaracak.
-Türkiye’de jeotermal kurulu gücünün önemli bir kısmını karşılayan Zorlu Enerji Grubu Kızıldere III ve Alaşehir II jeotermal santrallerine yönelik yatırım çalışmalarına devam ediyor. Zorlu Enerji’nin Türkiye ve Pakistan’da toplam 272 MW’lık güce sahip dört rüzgar santrali mevcut.
-Zorlu Enerji 2017 yılında Filistinli elektrik dağıtım şirketi Jerusalem Elektrik Dağıtım Şirketi (JDECO) ile karşılıklı niyet anlaşması imzaladı. Anlaşma Filistin'e elektrik sağlayacak güneş enerji santrallerinin kurulması ve işletilmesine yönelik imzalandı. Zorlu Enerji 2018'de Türkiye'de 700 milyon dolara yakın enerji yatırımı yaptı. Alaşehir II jeotermal enerji santrali ve Kızıldere IV jeotermal enerji santrali için 450 milyon dolar, Osmangazi Elektrik Dağıtım Bölgesi için 100-150 milyon dolar  bütçe koydu.
-Yurtdışında ise Pakistan'da kurulacak 200 MW’lık güneş enerjisi santrali için 200 milyon dolarlık  yatırım planladı. Türkiye'deki jeotermal ve Pakistan yatırımları 2020 sonuna kadar tamamlanacak.
-Türkiye'den Unit International Rus ve İranlı enerji şirketleriyle İran'daki petrol ve doğalgaz sahalarını geliştirerek üretime açmak için 7 milyar dolarlık anlaşma imzalandı.
-Irak'tan Türkmenistan'a, Özbekistan'dan Libya'ya geniş bir coğrafyada enerji santrali yapan ve elektrik üreten Çalık Holding, Gürcistan'da son dönemde yenilenebilir alana yoğunlaştı.
-Petkim’le Türkiye’ye giren SOCAR, Türkiye’nin en büyük dış yatırımcısı konumunda. Petkim’in yanı sıra STAR rafineri, TANAP, Petkim RES ve Petlim gibi projeleri bulunan SOCAR’ın yatırımları 19.5 milyar doları bulacak.
-Enerjisa, 2020 yılına kadar yaklaşık 5 milyar TL yatırım bütçesini eksiksiz tamamlamayı hedefliyor. Her yıl yaklaşık yüzde 3 büyüyen dağıtım alanındaki yatırımlara yıllık yaklaşık 1 milyar TL yatırım yapılac
-Enerji sektöründe 20 yılı aşkın geçmişe sahip olan Doğan Grubu, Doğan Enerji çatısı altında enerji üretimi, dağıtımı ve toptan ve perakende ticareti alanında faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki dönemde enerji depolama alanına yöneleceğini açıkladı.
Yatırım hedefleri 2019:  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) Stratejik Planı’na göre 2019’a kadar hidrolikte 32 bin MW, rüzgârda 10 bin MW, güneşte 3 bin MW, jeotermalde 700 MW ve biyokütlede 700 MW kurulu güce ulaşılması hedeflenmektedir.
Yatırım hedefleri 2023: 2023’te ise ülkenin kurulu gücünün 100 bin MW’a ulaşması ve 20 bin MW’lık rüzgar, 5 bin MW’lık güneş enerjisi kaynaklı üretim gerçekleşmesi beklenmekte olup, bu seviyelere ulaşılabilmesi için rüzgarda bugünkü kurulu gücün yaklaşık 3.5, güneşte ise 5 kat artırılması gerekmektedir. Mevcut görünümde kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 43 civarında seyrederken bu rakamın önümüzdeki dönemde yüzde 50’yi bulması beklenmektedir.
Enerji verimliliği
Yerlileştirmede üretim kadar önemli bir diğer yatırım konusu enerji verimliliği alanındadır. 10 yılda birincil enerji tüketimi kümülatif olarak yarı yarıya arttı arz kapasitesini geliştirmenin yanı sıra kaynakların etkin ve verimli kullanılması önem kazandı.
Enerjinin verimli kullanılması tasarruf ilave bir arz kaynağıdır; daha az enerjiyle daha fazla katmadeğer almaktır.
Enerji yoğunluğumuz Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ülkelerinin ortalamasının üzerindedir ve bunu gelişmiş ülkeler seviyesine çekmemiz gerekmektedir.
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı birçok sektörü ilgilendiren 6 alanda toplam 55 eylemi içeriyor. Bu kapsamda 2023'e kadar enerji verimliliğinde yaklaşık 11 milyar dolar yatırım gerçekleştirilecek. 2023'e kadar yaklaşık 24 milyon ton eşdeğer petrol tasarrufu da gerçekleşmiş olacak.
2033’te tasarruf miktarı yatırım bedelinin yaklaşık üç katı karşılığında, yani 30 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşacak.
Sanayicilerin enerji maliyetleri toplam maliyetlerinin yüzde 20 ila yüzde 50’si arasında değişiyor.
Dolayısıyla yapılacak teknolojik yenilik ve otomasyonlarla enerjinin yoğun olarak kullanıldığı ‘demir-çelik’te yüzde 30, ‘çimento ve cam sanayisi’nde yüzde 20 ve ‘petro kimya sanayisi’nde yüzde 25 oranında bir verimlilik elde edilebileceği tahmin edilmektedir.
MADENCİLİĞİMİZDE AÇILIM
"Milli Enerji ve Maden Politikası"
-Sektörde Ar-Ge ve teknoloji merkezi bir yapıya geçiliyor.
-Madenin işlenmesi için gerekli bütün teknolojik altyapı ve yatırımları artık ülkemizdeyapılacak.
-Maden sahaları, yarı mamul ve nihai ürün üretecek fabrikaların kurulması şartıyla ihale edilecek.
-Bor için benzer bir adım atıldı.
-'Ulusal Bor Eylemi' kapsamında teknoloji odaklı bir döneme geçildi.
-Borda bire 200, hatta bire 400 bin değer katacak bir teknoloji için ilk adım atıldı. Uluslararası bir firmayla anlaşma sağlandı.
-Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'ü ülkemizde.
-Dünyadaki bor ihracatının ülkemiz tek başına yarısını yapıyor.
Bakanlık’ta değişim
-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde  Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Enerji İşleri Genel Müdürlüğü ile birleştirilerek, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi ana konuların, arz güvenliği ve enerji politikalarıyla entegre edildi.
-Maden İşleri Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirildi.
-Devletin yer altı haklarını ilgilendiren maden ve hidrokarbonlar alanındaki bu iki genel müdürlük  Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) olarak birleştirildi.
-Nükleer Enerji Genel Müdürlüğü ve Nükleer Düzenleme Kurumu oluşturuldu.
-Elektrik Üretim A.Ş. ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. birleşti.
-Nadir Toprak Elementleri Enstitüsü kuruldu.
YEKDEM-Destek
YEKDEM’de piyasadaki elektrik fiyatlarına göre daha yüksek ve USD cinsinden alım garantisi sunulması sisteme yoğun ilgi çekti.
Bu mekanizmayla devlet; su, rüzgar, güneş, jeotermal ve biokütle ile çalışan elektrik santrali kuranlara, üretecekleri elektriği 10 yıl süreyle belli bir fiyattan alma garantisi sağlıyor
Yabancı sermaye
Enerji sektörü Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımcı sermaye girişlerinden yaklaşık yüzde 11 ila yüzde 14 oranında pay almaktadır. Örneğin; 2017 yılı Ocak-Kasım döneminde Türkiye’ye 6.6 milyar dolarlık bir uluslararası doğrudan sermaye girişi olmuş ve bunun 933 milyon doları elektrik, gaz ve su sektöründe gerçekleşmiş. Bugün bu da yok; oysa Türkiye enerji sektöründe 2030 yılına kadar 225 milyar dolar civarında yatırım öngörüyor. Bu yatırımın yaklaşık yüzde 80’inin makine ve ekipman olması ve ithalatla karşılanması bekleniyor. Çünkü enerji yatırımlarında makine ve teçhizatta yüzde 70’in üzerinde ithalata bağımlılık söz konusudur.
Bir de şu var: Sektörde 2015 yılında kurulan şirket sayısı hızla yükselip 4.185’i bulurken  2016 ve 2017 yıllarında bu rakam geriledi ve 2017 yılında 603 seviyesinde gerçekleşti.
Sektör-borçlanma
2017 yılı Kasım sonu itibariyle sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 12.8 milyar USD uzun vadeli kredi borcu yüzde 99.
Enerji sektöründe ithalata bağımlı bir ülke olmamız sebebiyle yurtdışından borçlanmaya duyulan ihtiyaç önümüzdeki dönemde de artacaktır.
Borçlanma maliyetlerindeki artış nedeniyle sektörde yabancı ortaklığın artması yurtdışı finansmana daha kolay ulaşılması öngörülüyor.
Kur-riskler
Türkiye elektrik sektörünün kur riskinden kaynaklanan sorunları mevcuttur. Sektörün giderleri döviz cinsinden olduğu için kur riskine maruz kalınmaktadır. Elektrik sektörü yatırımları uzun sürmekte ve yapılan yatırımların geri dönüş süresi uzun bir zaman periyodunu içermektedir. Uzun vadeli yatırımlar döviz cinsi kredilerle finanse edilmekte ve kurdaki artış sektörün borçluluğunu artırmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren firmalar ise türev enstrüman ve spot piyasadan döviz alımlarıyla risklerini en aza indirmeye çalışmaktadır. İthalat tarafında ise petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüşle birlikte enerji ithalatına ödenen tutar 2014’te 54.9 milyar USD iken 2015’te bu değer 37.8 milyar USD’ye ve 2016 yılında da 27.1 milyar USD’ye gerilemiştir. 2017 yılı Ocak-Kasım döneminde ise petrol fiyatlarındaki artışın etkisiyle Türkiye’nin enerji ithalatına ödediği tutar bir önceki yıla kıyasla yüzde 37.1 artışla 33.3 milyar USD’ye yükselmiştir.
Önümüzdeki dönemde fosil yakıtlar yükselişe geçmezse yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde Türkiye’nin enerji faturasının düşmesi beklenmektedir.
Yerlileştirme
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılıktan kurtulabilmesi için yatırımların hızlandırılması ve mevcut kaynakların daha verimli kullanılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin son dönemde enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık verilmesine yönelik uygulamaları devreye soktuğu görülmektedir. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ve Yenilenebilir Kaynak Alanları (YEKA) lisans ihaleleri bu uygulamalara örnektir. Enerji üretiminde yerli kaynaklara önem verilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleri çerçevesinde sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak artan enerji talebinin karşılanması amacıyla; yeni kömür sahalarının bulunması ve bilinen sahaların geliştirilmesi çalışmalarına hız verilmiştir.
Enerji’de sorun ve çözüm alanları
-Termik santrallerin eski olması ve termik santrallerde verimliliğin artırılması gerekliliği,
-Elektrik santrallerinin dağınık altyapısı gereği şebeke altyapısının güçlendirilmesi gerekliliği,
-YEKDEM mekanizmasının 2020’de sona erecek olması nedeniyle yenilenebilir enerji sektörünün yapı ve süreçlerinin yeniden oluşturulacak olması,
-Fosil yakıt fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesinin Türkiye’nin enerji faturasını artırması ve cari açığı olumsuz etkilemesi,
-YEKA ihalelerine daha çok çokuluslu firmaların alınması ve orta ve küçük ölçekli firmaların ihalelerde söz sahibi olamaması,
-Doğal gaz ve petrolde dışa bağımlılığın yüksek olmasının kırılganlığı artırması,
-Güneş enerjisi açısından zengin olan Türkiye’nin bu potansiyelini açığa çıkaramaması,
-Paris İklim Anlaşması’nın Kasım 2016 itibarıyla yürürlüğe girmesine rağmen Türkiye’nin söz konusu anlaşmayı imzalamaması ve yenilenebilir enerji yanında termik santral yatırmalarına da ağırlık vermesinin bir çelişki yaratması,
-Sektörde firmaların giderlerinin döviz cinsinden olmasının firmaları kur riskine maruz bırakması,
-Sektörün yatırımlarda dış finansmana bağımlılığının yanı sıra yakıt giderleri, işçilik giderleri ve santrallerde kullanılan su ve elektrik giderlerinin önemli gider kalemleri olması,
-Makine ve teçhizat yatırımlarında ithalata bağımlılığın yüksek olması.
Buraya kadar enerji sektörümüzün her alanına baktık, sorunları, imkanları ve “yerlileştirme” politikaları bağlamında sektör dinamiklerini tanımaya çalıştık. Şunu gördük: Ekonomide yeni bir döneme girildi. Enerji sektörü yeni dönemde kilit rol oynayacak. Yenileştirme ve yatırım faaliyetleri ve kapasite artırımları enerji sektörüne yoğunlaşacak. Özellikle yenilenebilir üretim alanları başta olmak üzere Türkiye’nin enerji üretim yapısının hızla dönüşeceğine inanıyoruz.
ÜRETİM TABLOSU DEĞİŞİYOR
Elektrik üretiminde doğal gazın payı düşerken yenilenebilir kaynaklarla üretim artıyor. ;
Türkiye, Ağustos’ta elektrik üretiminin yarıdan fazlasını yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretti.
Yerli kaynakların enerji portföyündeki payı arttıkça ithal kaynakların elektrik üretimindeki payı da hızla düşmeye başladı.
Geçen yıl Ağustos’ta doğal gazdan elektrik üretimi yüzde 35 iken bu yılın aynı ayında söz konusu rakam yüzde 20 azalarak yüzde 28’e kadar geriledi.
Son yıllarda yapılan YEKA ihaleleri ve yerli kömürün elektrik üretimindeki payının artmasıyla yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi yüzde 51’e yükseldi.
Özellikle güneş ve rüzgar enerjisine yapılan yoğun yatırımlarla Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkeyi geride bıraktı.
Bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğal gaz ithalatının önüne geçildi.
TARIMDA ELEKTRİK ÜRETİM DESTEĞİ
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın  Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında tarımsal amaçlı biyogazdan ısı ve elektrik üreten tesisler ile güneş ve rüzgar enerjisinden elektrik üreten tesis projelerinin yarısına hibe desteği veriliyor.
Yeni tesis başvurularında proje bedeli üst limiti 2 milyon lira. Bu limit kapasite artırımı veya teknoloji yenilemeye ilişkin başvurularda 1 milyon 500 bin lira, yatırımı tamamlama amaçlı başvurularda 1 milyon 750 bin lira. Hibeye esas proje tutarının alt limiti en az 30 bin lira. Söz konusu tutarın yüzde 50’sine hibe yoluyla destek veriliyor.
TÜRKİYE NÜKLEER GÜÇ OLUYOR
Türkiye enerjide kendi kendine yetebilir olmak için dev projelere imza atıyor. Toplamda dört evreden oluşan Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin ilk 3 ünitesi 2023 yılında devreye alınacak.
Diğer evreler de birer yıl arayla çalışmaya başlayacak. Akkuyu ve Sinop'ta toplam sekiz reaktör kurmayı hedefleyen Türkiye, 2025 sonuna kadar toplam elektrik ihtiyacının en az yüzde 5'ini nükleer güç ile sağlamayı hedefliyor. Akkuyu Santrali, Türkiye'de tek kalemde yapılan en büyük yatırım olma özelliğini taşıyor. Proje 4 bin 800 MW ile tam kapasite devreye girdiğinde, ortalama 35 milyar kWh elektrik üretecek.
Proje bölgedeki istihdamı da artıracak. En yoğun dönemde 10 bin kişinin çalışacağı santralde, işletme esnasında 3 bin 500 kişi çalışacak. Maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar olan projenin yüzde 35-40'lık kısmında Türk şirketler yer alacak.
TOPLAM KAPASİTE ARTIŞINDA DÜŞÜŞ
Yılın 6 aylık döneminde 132 megavat kapasiteye sahip 11 doğalgaz santrali devreye girerken 24 megavat kapasiteli bir ithal kömür, 13.3 megavatlık bir doğalgaz-fuel oil santrali ile 1 megavatlık doğalgaz-sıvılaştırılmış gaz santrali de işletmeye alındı. Öte yandan yılın ilk yarısında elektrikte devreye alınan kapasite geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 azaldı. Geçen yıl Ocak-Haziran döneminde toplam 2 bin 69 megavat kurulu güce sahip 79 elektrik santrali devreye alınmıştı.
Akaryakıt: Her geçen sene yeni birleşmeler, satın almalar ve yatırımların olduğu akaryakıt sektörü oldukça hareketli. Bugün 100'ün üzerinde dağıtım şirketi ve yaklaşık 13 bin akaryakıt bayisi bulunuyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 28-30 milyon ton petrol ürünü tüketiliyor. Türkiye'de akaryakıt sektörünün büyüklüğü 2017 yılında 140 milyar TL'ye ulaştı. Türkiye'de toplam akaryakıt ürünleri satışı son beş yılda her yıl ortalama yüzde 7 büyüyerek 35 milyona tona ulaştı. Bu artışı özellikle yüzde 9 büyüme ile motorin ve yüzde 7 büyüme ile havacılık yakıtları sağladı.
LİSANSSIZ GÜNEŞ ENERJİSİNDE YENİ KOŞULLAR
Haziran 2018 itibarıyla konut ve endüstriyel binaların çatı ve cephelerine güneş enerjisi sistemleri kurulmasıyla ilgili Bakanlar Kurulu  kararı ile çatılardaki mini GES’lerin geliri üçte bir oranına geriledi!
Bu kapsamda 31 Aralık 2020 tarihine kadar devreye alınacak olan YEKDEM’e tabi üretim tesislerinden,mesken aboneleri için 10 kW’a kadar olan çatı ve cephe uygulamalı elektrik tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası enerji için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından ilan edilen kendi abone gruplarına ait tek zamanlı aktif bedeli, işletme tarihinden itibaren 10 yıl süreyle uygulanacak.
Bu destek, ticarethane, sanayi, tarımsal sulama ve aydınlatma aboneleri için 1 MW’a kadar yenilenebilir enerjiye dayalı çatı ve cephe uygulamalı elektrik üretim tesisleri için de geçerli olacak. Devreye giren bu uygulama, özellikle 1 MW’ye kadar kurulu güçteki endüstriyel çatı ve cephe GES uygulamalarına bugüne kadar tanınan, kilovatsaat başına13.3 dolar/cent’lik fiyat alım garantisi desteğinin sonlanması oluyor.
Yeni uygulama ile abone ihtiyaç fazlası elektriğini bugün itibariyle 24 kuruş gibi bir fiyattan (yaklaşık 5.1 cent) satabilecek. Abonelere uygulanan 10 kuruşa yakın sistem kullanım bedeli de dikkate alındığında, çatı GES’lerin şebekeye vereceği elektrik için alabileceği bedel 3 dolar/cent civarına gerilemiş oluyor.
Kısacası, 1-10 kW arasında kurulu güce sahip tesislerde yani çatı üstü mini GES’lerde, ihtiyaç fazlası elektriğin bedeli kilovatsaat (kWh) başına 13.3 dolar/cent’ten 24.46 kuruşa düşürüldü.
YERLİLİK DURUMU
Türkiye'de Ocak-Haziran döneminde devreye alınan 926 megavat elektrik üretim kapasitesinin 756 megavatını (yüzde 86) yerli kaynaklar oluşturdu. Enerji sektöründe yerli ve yenilenebilir kaynak kullanımını artırma hedefi kapsamında, hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisi santrallerine yönelik yatırımlar artıyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinden yapılan derlemeye göre, Haziran sonu itibarıyla Türkiye'nin elektrikte toplam kurulu gücü 86 bin megavatı aştı.
Yılın ilk yarısında 926 megavat kapasiteli 58 elektrik üretim santrali faaliyete girdi. Bu santrallerden 44'ü yerli enerji kaynaklarından oluştu. Böylece Ocak-Haziran döneminde 756 megavat kapasiteye sahip yerli enerji santrali devreye alındı.
Bu dönemde 510.6 megavat kapasiteli 14 hidroelektrik santrali devreye alındı, 138.4 megavat kapasiteye sahip 16 rüzgar enerjisi santrali ve 80.5 megavat kapasiteli 2 jeotermal enerji santrali işletmeye girdi.
Bu kaynakların yanı sıra biyokütle, çöp gazı ve güneş enerjisi santrallerinin oluşturduğu 26.5 megavatlık 12 santralde daha elektrik üretimine başlandı.

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2018, 10:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner229

banner216