ÜNİVERSİTE:
Türkiye'deki Alman şirketlere odaklandı; TAÜ Teknopark'ı kuruluyor
Kariyerini uzun vadeli planlayanlar için tasarlanan Türk Alman Üniversitesi (TAÜ), İstanbul’da Türk yükseköğretim mevzuatına tabi, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak kurulan bir devlet üniversitesi. Kuruluş amacı; Türk-Alman yükseköğretim geleneklerinin en önemli başarı ve kazanımlarını araştırma, öğretim alanlarında birleştirmek, iki ülke arasındaki bilimsel, iktisadi ve kültürel işbirliğine önemli katkılar vermek olan TAÜ, akademik sınıflamada bir araştırma üniversitesi olarak tanımlanıyor.
TAÜ Rektörü Prof.Dr. Halil Akkanat, kampüsü İstanbul Beykoz'da bulunan TAÜ’de, öğrenimin ücretsiz olduğunu ve çokdilli (multilingual) eğitim modeli uygulandığını açıklıyor. Akkanat, “Eğitim, lisans programlarında ağırlıklı Almanca, lisansüstü programlarda -ihtiyaca ve anlama bağlı olarak- Almanca veya İngilizce olarak verilmektedir. İleride, Alman paydaş üniversitelerle yapılacak işbirliği çerçevesinde Türk üniversitesi diploması yanında Alman üniversitesi diploması (ya 'double degree' veya 'joint degree' şeklinde) verilmesi de planlanmıştır. TAÜ'ye öğrenci olarak kabul edilmek için Almanca bilmek şartı aranmamaktadır. Dil hazırlık sınıfımız, Almanca bilmeyenler için 1 yıl süreli Almanca eğitimi vermektedir. Yüksek düzeyde Almanca bilenler (dil sınavı ile tespit edilir) doğrudan eğitime başlayabilirler” bilgisini veriyor.

TAÜ’de birebir eğitim veriliyor
Türk Alman Üniversitesi’nin nihai öğrenci hedefi 6 bin. Mevcut 5 bölümde eğitimin verildiği üniversitede bu eğitim-öğretim yılında Malzeme Bilimi, Bilgisayar ve İletişim Bölümü’nün açılması planlanıyor. Akkanat, YÖK’e Mart 2016’nın sonunda başvuracaklarını açıklıyor. Üniversitenin nihai bölüm hedefi ise 20.
Rektör Akkanat, “Her bölümümüz için 50 öğrenci hedefliyoruz. Öğrencinin niteliği bizim için önemli. Birebir eğitim modelini kullanıyoruz. Yüksek lisans ve doktoraya ağırlık vereceğiz. Lisans bölümlerimizde klasik bölümler yeralıyor. Ancak yüksek lisans ve doktorada Türkiye’nin ihtiyacı olan niş alanlarda eğitim verilmesini planlıyoruz. Örneğin; otomobil teknolojileri, enerji bilimi, çevre gibi bölümleri devreye alacağız” diye konuşuyor. Akkanat, önümüzdeki dönem uluslararası finans yüksek lisans programının onayını aldıklarını ve eğitime başlayacaklarını anlatıyor.

“Kaynakta sıkıntı yok bürokraside sıkıntı var”

Toplam alanı 120 dönüm olan TAÜ’de, kampüs yatırımı tamamen Türkiye tarafından yürütülüyor. Ancak kampüs alanı doğal SİT alanında yeraldığı için yapılaşma yavaş ilerliyor. Akkanat, yaşadıkları sıkıntıları şöyle özetliyor: “SİT alanı olması nedeniyle inşaat ruhsatı alma sürecimizde geç kaldık. TOKİ bu nedenle binalarımız için ihaleye çıkamadı. Bir iki ay içinde İl Çevre Kurulu toplantısına katılacağız. Toplantıda sıkıntı çıkmaz ise inşaat ruhsatlarını alacağız. Toplam 70 bin metrekare kapalı alanda inşaatlar sürecek. İnşaatların 600 gün sonra teslim edilmesi hedefleniyor. Toplam 100 milyon TL’ye mal olması planlanan kampüsümüzün bitmesiyle daha hızlı bir gelişim sürecine gireceğiz.”

TAÜ Teknopark kuracak, hedef Alman şirketleri
TAÜ’nün en önemli hedefini Teknopark Projesi oluşturuyor. Üniversitenin kampüsüne yakın 28-30 dönümlük Hazine arazisinde TAÜ Teknopark’ını kurmak istediklerini ifade eden Akkanat, “Tüm görüşmeler yapıldı. Bürokratik işlemler devam ediyor. Endüstri 4.0, sürdürülebilir üretim ve biyomalzemeler teknoparkın alanlarını oluşturacak. Bu yıl içinde projeyi hayata geçirmeyi amaçlıyoruz” diyor.
Firma çekme konusunda sıkıntı yaşamayacaklarını iddia eden Akkanat, hedef olarak Türkiye’de faaliyet yürüten Alman şirketlerini belirlediklerini açıklıyor. Türkiye’de faaliyet yürüten Türk Alman Ticaret Odası ile ortak çalışmalar yürüttüklerini aktaran Akkanat, “Türkiye’de 6 bin 500 Alman şirketi var. Tabi irili ufaklı bu şirketlerde ana hedef lokomotif şirketler. Şimdiden yazışmalara başladık. Ayrıca henüz Türkiye’ye gelemeyen Airbus gibi şirketler var. Teknopark ile bu şirketleri Türkiye’yi getirmeyi planlıyoruz” diye konuşuyor.


Eğitimin içeriğinden Almanya sorumlu
Türk Alman Üniversitesi’nde; Almanlar ağırlıklı eğitim ve yürütülen projelere odaklanıyor. Almanya Federal Cumhuriyeti, bilimsel teşvik modeliyle ödeme yapıyor. Kaynak sağlama, biraz da öğretim üyesinin kendi performansına ve proje üretmesine bağlı. Almanlar’ın eğitimin içeriğinden birebir sorumlu olduğunu kaydeden Akkanat, yürütülen işbirliğini şöyle aktarıyor: “TAÜ bünyesinde yeralan beş fakültenin her biri ile yabancı dil merkezi için önde gelen bir Alman yüksek eğitim kurumu partner olarak yeralıyor. Hukuk Bölümü’ndeki eğitimden Berlin Hür Üniversitesi (Freie Universität Berlin) sorumludur. Hem eğitim hem öğretmen Almanya’dan desteklenir ve denetlenir. Derslerin yüzde 30’u Almanca yapılmak zorunda. Maketronik Bölümü’nden Berlin Teknik Üniversitesi sorumludur.”

Öğrencinin artısı
2 modelli staj
Türk Alman Üniversitesi’nde eğitimin niteliği öğrencinin eğitim-öğretim yılında gördüğü stajla yakından ilintili. Mühendislikte özellikle 2 tür staj stratejisi kullanılıyor. 3. ve 4. sınıflarda stajın yanında hazırlık sınıfını bitiren öğrencinin doğrudan doğruya işletmeye gönderildiği “temel staj” sözkonusu.
Akkanat, anlatıyor: “Temel staja imkan sunan Türk şirketleri yok. Bu nedenle ağırlıklı Türkiye’de faaliyet yürüten Alman şirketleriyle ortak çalışıyoruz. Mercedes, Bosch’da staj yapan öğrencilerimiz oldu. Öğrenci stajda basit mühendislik faaliyetleri yürütüyor. 30 günlük stajda öğrencinin ne yapacağı daha önce tanımlanmış oluyor. Okulda ise teori dışındaki uygulamaya yönelik dersler proje esaslı yürütülüyor.” Öğrenciler Almanya’da staj yapabiliyor. Almanya tarafı öğrenci başına; yol, sigorta, yemek, konaklama ve cep harçlığı sağlıyor. Bu çerçevede 60 öğrenci Almanya’da staj yapmış.

Liselerde Almanca öğretilemiyor
TAÜ’de yaşanan bir dizi sorun da yok değil. Örneğin; dil bilgisi eksikliği ilk sırada yeralıyor. Zira gelen öğrencinin yüzde 99’u 1 yıl hazırlık okuyor ve eğitim-öğretim 5 yıla çıkıyor. Akkanat, bu konuda bir eleştiri yaparak Türkiye’nin en iyi Almanca eğitim veren liselerinden gelen öğrencilerin dahi hazırlık görmek zorunda kaldığını anlatıyor.
Üniversitenin yaşadığı diğer bir zorluk ise Almanya’nın sağladığı bütçelerdeki belirsizlik. Eğitimde sürekliliğin önemli olduğuna dikkat çeken Akkanat, bu alandaki belirsizliğin okulun eğitim niteliğini etkileyebildiğini söylüyor. Üçüncü zorluk da Almanca bilen öğretim üyesi sayınının azlığı. Akademisyen eksikliği nedeniyle istedikleri alanda bölüm açamadıklarını dillendiren Akkanat, kendi öğretim üyelerini kendilerinin yetiştirdiğini dile getiriyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

İstanbul Gedik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr....
İstanbul Gedik Üniversitesi kuruluş amacına uygun vizyonuyla Türk sanayisi için ister mühendis ister tekniker...

Haberi Oku