banner459

banner345

banner457

banner458

banner402

KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca: “Geleceği Keşfet”

KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca, Mahatma Gandi’nin ‘Gelecek bugün ne yaptığımıza göre şekillenir” sözünü anımsatarak, “KoçSistem’in de söylemi olan ‘Geleceği Keşfet’, iş yaşamımda benim için pusula görevi görüyor” diyor. CEO’ları bir orkestra şefine benzeten Akarca, iyi bir takım oyuncusu olmanın önemini vurguluyor.

CEO 01.09.2021, 00:00 24.09.2021, 09:39
27194
KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca: “Geleceği Keşfet”

KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca,  Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin lideri Mahatma Gandi’nin “Gelecek, bugün ne yaptığımıza göre şekillenir” sözünü anımsatarak, yaşam mottosunu şöyle özetliyor: “Heyecan verici olan gelecek sandığımızdan daha yakın ve gelecek için adımları bugünden atmalıyız. Bu nedenle KoçSistem’in de söylemi olan ‘Geleceği Keşfet’ iş yaşamımda benim için de pusula görevi görüyor.”

Dijitalleşmeyle yeniden şekillenen kariyer
“Ben her zaman yeni alanlara merak ve ilgi duyan biri oldum. Geçmişe dönüp baktığımda da gerek kariyerimi gerek eğitimimi belirleyen en önemli unsurun bu olduğunu düşünüyorum” diyen Akarca’nın iki dalda yüksek lisansı bulunuyor. University of Nottingham Ekonomi Bölümü’nü 1990’da tamamlar, pazarlama ve turizm alanlarındaki yüksek lisans programlarından ise 1991’de birincilikle mezun olur. İngilizce ve Fransızca bilen Akarca, evli ve iki çocuk babası. Çevresinde yaptıkları işlerle ilham kaynağı olan çok sayıda başarılı ve deneyimli iş insanlarının da yönlendirmesiyle ekonomi, pazarlama ve turizm alanındaki eğitimlerini tamamlayan Akarca, 1990’da iş hayatına adım atar, 1991’de Setur Turistik Yatırım A.Ş.’de Satış Pazarlama Koordinatörü olur, 1995-2001’de yeni sektörel deneyimler kazanmak amacıyla Topluluk dışında pazarlama ve yönetim pozisyonlarında görev alır,  2001’de BookinTurkey Genel Müdürü olarak Koç Topluluğu’na yeniden katılır.

Türkiye’de internetin yaygınlaşıp dijital iş girişimlerinin hızla arttığı, heyecan verici gelişmelerin olduğu, Dünya’da ve Türkiye’de kurumsal pazarda dijitalleşmenin ilk adımlarının atıldığı, internet girişimciliği patlamasının ülkemizi de etkilediği yıllarda Mehmet Ali Akarca, kariyerini bu alanda ilerletmeye karar verir. Akarca, Türkiye’de özellikle büyük iş grupları nezdinde bu yönde önemli adımlar atıldığını ve dijital bir ekonominin yaratılması için büyük çaba sarf edildiğini belirtiyor. Söz konusu konjonktür içerisinde 2003’te Koç.net İletişim Hizmetleri A.Ş. Pazarlama ve İş Geliştirme’de Genel Müdür Yardımcısı, 2005-2011’de ise Genel Müdür, 2011-2012’de yine Topluluk içerisinde Zer Merkezi Hizmetler ve Ticaret A.Ş.’de Pazarlama Hizmetleri’nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, 2012-2017’de Türk Telekom Grubu’na geçiş yapar ve sırasıyla Pazarlama ve İletişim Başkanı, Kurumsal Müşteri Başkanı ve Kurumsal İş Birimi Genel Müdürü, Nisan 2017 itibarıyla da Koç Topluluğu’na geri dönerek KoçSistem’de Genel Müdür olur.

“İyi bir yönetici öncelikli olarak verilere odaklanacağını bilen kişidir”: Yapılan tüm işlerin insana ve insan faaliyetlerine dokunduğunu hatırlatan Mehmet Ali Akarca, kariyerinin ilk yıllarında görev aldığı turizm sektöründe son sözü söyleyenin her zaman müşteri deneyimi olduğunu ifade ediyor. Akarca, işletmelerin bir noktada kaderinin müşterinin ‘marka algısına’ bağlı olduğunun altını çiziyor: “Tüm aksiyonlarımızın dip toplamı, müşterinin o çok kısa karar verme anında gösterdiğimiz başarıyla ilgilidir. Bu başarıyı sadece satış ve pazarlama süreçlerinin performansıyla değerlendirmek eksik bir yaklaşım olur. Tüm iş süreçlerinde kaliteyi korumanın yanı sıra kurumun veri odaklı karar alma yetkinliğini geliştirme ve bu kasları çevik yönetim anlayışıyla güçlendirme çabası belirleyicidir. KoçSistem olarak zaman zaman veribiliminin ekonomi aktörleri için yaşamsal önemine dikkat çekiyoruz. Uzmanlık ve deneyimlerim bana hangi seviyede ya da hangi alanda iş yaparsak yapalım, mevcut bilgi ve deneyimlerimizi gerçek veri ile test etmemiz gerektiğini söylüyor. Özellikle yeni dünyada veri bilimi ve ileri analitiklerin yarattığı fırsatları son derece önemsiyor ve veri bilimini ekonominin gelişimiyle doğru orantılı görüyorum. Bu bakıştan hareketle bence iyi bir yönetici, verinin önemini bilen, iş hedefleri doğrultusunda hangi konulara ve verilere öncelikli olarak odaklanacağını bilen kişidir.”

“CEO’lar birer ‘orkestra şefi’ gibidir”
CEO’ların markaların kamuoyu nezdinde yüzü olmaları itibarıyla sürekli göz önünde olduğunu belirten Akarca, bunun da onlara işle ilgili hedef ve sorumluluklarının yanı sıra marka ve kurum algısını yönetmek gibi önemli bir misyon da yüklediğine dikkat çekiyor: “Aslında her yönetici gibi bir CEO’nun da başarısını belirleyen unsurlar, öngörülü olması, çabuk uyum göstermesi, takım çalışmasına yatkınlığı, güvenilirliği ve dürüstlüğüdür. Herhangi bir CEO’nun başarılı olmasının arkasında yatan en önemli unsurun ise takım arkadaşları olduğunu düşünüyorum. CEO’lar birer ‘orkestra şefi’ gibidir. Esas müziği yapan, ona ruh katan ve bir ahenk içinde icra edenler ise o orkestrayı oluşturan müzisyenlerdir. Bizlerin görevi ise bu harika ekip arkadaşlarımıza kendilerini geliştirecekleri, güven içinde içlerindeki cevheri ortaya çıkartabilecekleri ve uyum içinde çalışabilecekleri ortamı sağlamaktır. Dünyanın en iyi orkestrasından, vasat bir şefin yönetiminde bile güzel bir senfoni dinleyebilirsiniz! Esas önemli nokta; görev aldığınız şirketteki herkesin büyük bir aile olarak, karşılıklı güven ve saygıya dayalı biçimde bir ahenk oluşturabilmesidir.”

Akarca, geleceği planlamanın ve olasılıkları değerlendirmenin ancak eleştirel düşünmeyle mümkün olduğunu kaydediyor: “Özellikle dünyada iyi CEO’lar bundan birkaç ay, hatta yıllar sonra neler olabileceğini öngörme ve sonuçlarına hazırlanma yeteneğiyle öne çıkarlar. Sıradışı düşünmek ancak artısını eksisini hesaba katarak karar almak, bazen hızdan feragat edip uzun vade için daha kapsamlı analiz yapabilmek, sektörüyle ve işiyle ilgili gelişmelerden kopmamak, öngörülü bir CEO’nun temel karakteristik özelliklerini oluşturur. Dijital iş kültürünün genişleyen kapsama alanında klasik iş yapma tarzları değişirken yeni dünyaya uyum sağlamak bir CEO için en zor konulardan biridir. Zira o pozisyona ulaşana kadar elde ettiği bilgi ve deneyimi yeniden filtreden geçirmesi gerekmektedir. Sadece klasik iş yapma yöntemlerini değiştiremediği için son otuz yılda sahneyi terk etmek zorunda kalan onlarca büyük markadan söz edebilirim. Bazen bir CEO beklenmedik krizlerle yüzleşir ve bakış açısını beklenmedik bir şekilde değiştirmek zorunda kalabilir. Açık fikirli olmak, olumsuz gelişmelerde dahi pozitif yönlü kararlar alabilmek ciddi anlamda zihniyet değişikliği ve çevik kararlar alabilme yeteneği gerektirir. Kuşkusuz olası senaryoları önceden düşünmüş ve analiz etmiş bir CEO’nun bu tür yol kazalarında etkili ve hızlı hareket etme fırsatı olacaktır. Uyum sağlamanın bir yöntemi de bazen CEO olarak sezgilerinizi kullanmak ve doğaçlama yapmaktır. Çoğu yeni fikir ve açılım böyle zamanlarda filizlenir.”

“Bir CEO’nun iyi bir takım oyuncusu olması şarttır”
Güvenilirlik ve dürüstlüğün önemine de değinen Akarca, markaların kamuoyu önünde tüm yönleriyle izlenebildiği bir çağda CEO’ların duruşunun da aynı şeffaflığı taşımasının beklendiğini aktarıyor: “İnsanlar doğaları gereği yanlış kararlar verebilir, verdikleri sözleri tutmakta gecikebilirler ancak geminin kaptanı olan CEO’nun böyle bir lüksü çoğu zaman olamaz. Zira böyle bir durumda çalışanlar başta olmak üzere paydaşların, müşterilerin ve yönetim kurulunun güvenini kaybeden bir CEO uzun yıllar gösterdiği çabayla elde ettiği konumunu da çok kısa süre içerisinde yıpratmış olur. Ve bir CEO’nun iyi bir takım oyuncusu olması şarttır. Ben de bir CEO olarak kendimi iyi bir dinleyici ve takım oyuncusu olarak düşünürüm. Değerli iş topluluğumuzun çok uzun yıllara dayalı, geçmişten süzülüp gelen iş ve yönetim kültürüne, dahası topluluk içinde bu kültürle yoğrulmuş değerli yöneticilerimizin, bu anlamda bana gösterdikleri desteğe şükran borçluyum. Topluluğumuzda deneyimli ve bilgili kıdemli yöneticiler ile birlikte çalışmanın önemli avantajlarını değerlendirmeye çalışıyorum. Deneyim sahibi bu yöneticilerimize danışmak kadar, çevik yönetim konusunda ciddi eğitimlerden geçmiş çalışanlarımızın fikirlerini dinlemeyi de çok önemsiyorum. Doğru geri bildirimlerin ve yeni fikirler sunan toplantıların bu nedenle işimize önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. Doğru zamanda doğru insan seçimi, insan odaklı bir iş kültürünün yerleştirilmesi ve daha birçok konu CEO’ların yetkinlik listesine yazılabilir. Bir organizasyona liderlik etmek, her türlü beceriyi gerektiren karmaşık bir iştir. Dolayısıyla bunun hazır bir formülü yok ancak süreci yönetim ve çalışanlarla birlikte yürütme kabiliyeti ve bu yönde eleştirilere açık olması, bir CEO’nun işini özgüvenle ve daha iyi yapmasını sağlar.”

Hayatımızın yeni dinamiği; hibrit çalışma modeli
Uzaktan çalışmayla birlikte iş hayatında köklü bir paradigma değişimi olduğuna ve sahip olduğumuz bütün kalıpların kısa bir sürede geri dönüşü olmayacak şekilde değiştiğine dikkat çeken Mehmet Ali Akarca, en başta ‘güvene dayalı dijital liderlik kavramı’nın hayatımıza girdiğini söylüyor: “Çalışma hayatımızın neredeyse tüm kuralları yeniden yazıldı ve bu yeni kurallar dijital dünyanın sağladığı fırsatlarla yeniden tanımlandı. Esnek çalışma mekanları, dijital gelişim araçları ve en önemlisi dijital ofis ortamları hayatımızın yeni vazgeçilmezleri oldu. Özellikle iş-özel yaşam dengesi, şirket iklimini izleme, sosyalleşme ve öğrenme konularında şirketlerin önemli adımlar atması kaçınılmaz hale geldi. Biz de KoçSistem olarak bu konularda birçok farklı çözümü kısa sürede hayata geçirdik.”

Akarca, Pandemi öncesinde de şirkette evden çalışma uygulamasının kullanılması ve bir teknoloji şirketi olmanın da avantajıyla geçiş sürecinde zorlanmadıklarını, çalışanlarla sürece hızla  adapte olduklarını aktarıyor: “Pandeminin hemen başında çalışanlarımıza içinde ergonomik sandalye, dijital ekipman vb. seçeneklerin olduğu bir çözüm paketi sunduk ve seçimleri doğrultusunda kendilerine ulaştırdık. Yeni çalışma kültürümüzü güven ve iletişim üzerine inşa etmeye çalıştık. Yeni kültür bize artık çalışanlarımızın nerede ne yaptıklarından çok, iş sonuçlarıyla ilgilenmemiz gerektiğini söylüyor. Yeni çalışma modelinde, uzaktan çalışmanın ağırlıklı olduğu hibrit çalışma modeli hayatımızın yeni dinamiği olacak. Artık büyük plazaların, şık ofislerin yerini, dijital ofisler ve uydu ofisler alacak. Biz şirket olarak pandemi sona erdiğinde de hibrit çalışma kararı aldık ve bu dönüşüm süreci için çalışmalarımızın sonuna geldik. Fiziksel çatı yerine artık ‘dijital bir çatı’ altında buluşuyoruz.”

KoçSistem ve KoçDigital, 30’dan fazla ülkede dijital dönüşüm projelerini hayata geçiriyor
Mehmet Ali Akarca, KoçSistem olarak Türkiye’nin dinamik sektörlerindeki lider şirketlerimizin teknoloji serüvenlerine 75 yılı aşkın süredir doğrudan katkı sunduklarını, ülkenin dijital dönüşüm atağında, yetkin, uzman ve eğitimli mühendislerin ağırlıkta olduğu 1500 çalışanla otomotivden perakendeye, finanstan sağlığa, dayanıklı tüketimden enerjiye kadar tüm sektörlerde rekabetçi kurumların yenilikçi teknolojilerle tanışması ve etkin kullanması için çalıştıklarını, Dünya ile dirsek temaslarını 80’den fazla yerli-yabancı teknoloji iş ortağıyla sürdürdüklerini, Türkiye’de ve coğrafi bölgemizde dijital dönüşüm liderliklerini geliştirmeye özen gösterdiklerini dile getiriyor:

“Türkiye’nin üst üste ikinci defa En Değerli Bilişim Markası olarak bugün ülkemizin farklı sektörlerinde faaliyet gösteren markaların dijitalleşmesine katkı sunuyor, yeni değer üretimlerine destek veriyoruz. KoçSistem ve iştiraklerimizle; 2019 itibarıyla yaklaşık 1.8 milyar TL ciro elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 30’dan fazla artışla yılı sonlandırmıştık. 2020’yi de 2 milyar 36 milyon liralık  ciro ve bütçe öngörüleriyle başa baş bir büyüme oranıyla tamamladık. 2021’i de benzer büyüme oranlarıyla kapatmayı hedefliyoruz. Bilgi teknolojileri alanında ‘hacimli ihracat yapan şirketlerden biri olarak’ ülkemize teknoloji üretimi ve ihracatında değer katıyoruz. KoçSistem ve KoçDigital bugün 30’dan fazla ülkede, dijital dönüşüm projeleri hayata geçiriyor. Azerbaycan, Irak ve Birleşik Krallık ile birlikte Katar, Malezya, Güney Afrika, Mısır, Pakistan, Rusya, Sırbistan ve Bulgaristan gibi yakın coğrafyalarda kapsama alanımızı genişletiyoruz. Azerbaycan ofisimize ek olarak, yurtdışında yeni KoçSistem ofisleri açmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki 5 yılda gelirlerimiz içerisinde ihracatın payını yüzde 10’dan yüzde 15 seviyelerine taşımış olmayı hedefliyoruz.

Veri bilimi ve ileri analitik odaklı çözümleri daha çok öne çıkartmak istiyoruz. Yerli teknoloji üretme kararlılığımızı ‘Türkiye’de Yazılım Alanında ilk Ar-Ge Merkezi’ olma özelliğine sahip KoçSistem Ar-Ge ve Yenilikçilik Merkezi ve KoçDigital Ar-Ge Merkezimiz ile sürdürüyoruz. Geleceğin dijital platformlarının ihtiyaç duyduğu güçlü güvenlik altyapısını uzun yıllardır tasarlıyor, geliştiriyor, güncel teknolojilerle destekliyoruz. Yakın zamanda, Ar-Ge çalışmalarımız sonucu; işletmelere dijital can suyu olacak bir projeyi de hayata geçirdik. KoçDigital Platform360’ı bulut üzerinden büyük ya da küçük tüm şirketlerin hizmetine açtık. Platform360’ı KoçSistem’in Maximus Bulut altyapısı üzerinden paylaşımlı olarak IoT projelerini geliştiren OBİ’lerimizin kullanımına sunduk. Bu işletmelerimiz artık kaynak tasarruflu olarak IoT konusunda sunduğumuz SaaS hizmetlerinden kolaylıkla faydalanıyor.”

Yorumlar (0)