2018-2019 Dünya ekonomik görünümü: TİCARET SAVAŞLARI

Dünya ekonomisi yeni bir döneme girdi; bütün ülkeler stratejik arayışa girdiler. Küresel ticaret yön değiştirdi ve küresel ekonomik büyüme hız kesti.

2018-2019 Dünya ekonomik görünümü: TİCARET SAVAŞLARI

Türkiye 2018 yılının ikinci yarısında makro planda sarsıldı ve ‘denge’ aradı. 2019 yılı başında soru şu: Küresel ekonomik savrulma nereye götürecek, Türkiye nasıl bir pozisyona yerleşecek?
Kapak dosyamızda dünya ve Türkiye ekonomisinin 2018 yılını nasıl geçirdiğini görmeye ve 2019 yılını nasıl geçireceğini öngörmeye çalışacağız. Yöntem olarak, 2018 için kesinleşmiş verilere veya kesine yakın tahminlere dayanacağız. 2019 yılında dünyada ve Türkiye’de ne gibi ekonomik gelişmeler yaşanacağı konusunda uzmanlaşmış kişi ve kurumların öngörüleri çok farklı olabiliyor. Bunun sebebini şöyle özetlemek doğru olur: 2018 yılı ABD tarafından başlatılan ve muhatap ülkelerin aynı karşılığı verdikleri “korumacı” politikalar eşliğinde yaşandı.
Büyük kur dalgalanmaları oldu ve bundan Türkiye dahil birçok ülke misliyle etkilendi. ABD ve Avrupa’nın Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımları sürdü. İran’a, ambargo seviyesinde ekonomik yaptırımlar başlatıldı. ABD ile Avrupa arasında şiddetli çelişkiler ortaya çıktı. 2018 Aralık başında Arjantin’de yapılan G20 Zirvesi’nde ‘sulh’ fırsatı doğdu fakat varılan mutabakat ABD’nin tavrı nedeniyle işletilemedi. Bütün bu yaşanmışlıkların 2019’a nasıl bir ekonomik dünya devrettiğini görmeye çalışacağız.
Devam edeceğiz; 2019 yılını yetkin öngörüler ışığında anlamaya çalışacağız. Türkiye ekonomisi için 2019 yılına dair öngörüler zaten hepimizin  tahmin edebileceği gibi, iç açıcı değil, bunları yorumlamaya bazı sonuçlara varmaya çalışacağız.
Ticaret Savaşları”, Türkiye açısından ne gibi sonuçlara gebedir, bu konu çok önemli. Farklı görüşler var. Türkiye ekonomisi 2018 yılında birçok sorunla boğuşurken ihracatta büyük başarı gösterdi, rekorlar kırdı. “Ticaret Savaşları”nın Türkiye lehine fırsatlar yaratacağına dair güçlü görüşler ileri sürüldü. Kapak dosyamızın “Ticari Fırsatlar” bölümünde bu konuyu ele alıp değerlendireceğiz.
Dünya ekonomisine genel bakış
Dünya ekonomisi 1980’den başlayarak, sermayenin serbest dolaştığı, ticaretin engelsiz yapıldığı, piyasanın serbest olduğu bir küresel modeli 40 yıl izledikten ve bu süreçte bir büyük bunalım geçirdikten sonra yeni bir model arayışının içine girdi. İzlenen dönemde konulmuş ve sıkı yaptırımlara bağlanmış kuralların neredeyse tümü bugün rafa kalkmış bulunuyor. Şimdiki başat veri, dünya ekonomisinin yüksek büyüme dönemini geride bıraktığıdır.
Büyüme ve ticaret: Dünya ekonomisinin yakın geçmiş verileri ve geleceğe yönelik IMF tahminleri Tablo-1’de özetleniyor. Buna göre 2000-2017 aralığında 3.9 olan büyüme 2018 ve 2019 yıllarında yüzde 3.7’ye iniyor. Aynı dönemde yüzde 5.0 olan dünya ticaret hacmi artışı 2018 yılında yüzde 4.2’ye, 2019 yılında ise yüzde 4.0’a iniyor. Hesaplamalar genel bir ekonomik daralmaya işaret ediyor.
Öncü ekonomilerde büyüme: Tablo-2’den izlediğimize göre, ekonomisinin küresel etkinliği büyük olan ülkelere, gelişmişler ve gelişenler yönünden baktığımızda şunu görüyoruz:            
- ABD ekonomisi  bu yıl ve gelecek yıl sırasıyla yüzde 2.0 ve 2.5 büyüyecek; güncelde ticaret savaşlarının kısa dönem kazanımı gibi görünüyor. 
- Avro Bölgesi’nde bu yıl yüzde 1.1, gelecek yıl yüzde 1.9 büyüme bekleniyor; toparlanma yavaş sayılıyor.
- Japonya ise bu yıl yüzde 4.7, gelecek yıl yüzde 0.9 büyüme gösterecek.
- Gelişen ekonomilerden  Çin’de de geçmiş sekiz yıla göre görünür bir yavaşlama yaşanacak; 2018’de yüzde 7.3, 2019’da ise yüzde 6.2 büyüme sağlanacak.
- Hindistan 2018’de sert daraldı, yüzde 1.7 büyüdü;  2019’da yüzde 7.4 ekonomik büyüme gerçekleştirecek. Rusya ise geçmiş yılda ve bu yıl yüzde 1.8 büyüme gerçekleştiriyor.
Özeti şu: Büyüme açısından gelişmiş ekonomilerden Avro Bölgesi kırılganlığını sürdürüyor, diğer gelişmiş ülkeler ise yavaşlıyor. Demek ki 2019’da dünya ekonomisi ve ticareti coşmayacak, çökmeyecek, sorun çözmeye ve reformlara yoğunlaşacak.
Dünya ekonomisinde enflasyon: Gelişmiş ve gelişen ülkelerde enflasyonla mücadele öne çıkıyor. Tablo 3’te gördüğümüz, 2018’de tırmanan enflasyonun 2019’da küresel çapta tırmanmaya devam edeceğidir. Gelişmiş ülkelerde kontrol altında olan enflasyon Çin ve Rusya hariç gelişmekte olan ülkelerde 2018 yılı ortalamasının iki misline yakın yükselerek başta gelen ekonomik sorun olmayı sürdürecek.
Küresel cari açık: Toplam gelire oranı bakımından cari açık ortalaması 2018 yılında gelişmiş ülkelerde yüzde -2.5 oldu, 2019’da yüzde 0.5’e gerileyecek. Gelişen ekonomilerde ise  2018’de milli hasılanın yüzde 6.2’si cari fazla elde edilirken 2019’da fazlanın olmadığını göreceğiz. Tablo-4’ten izlediğimiz veriler 2019 yılında, “korumacı” politikalar nedeniyle ülkelerin ithalatında daralma yaşandığını ve yaşanacağını gösteriyor.
2019 yorumları
IMF, son "Dünya Ekonomisinde Durum" (World Economic Outlook-Ekim 2018) raporunda gelişmiş ekonomilerde ekonomik etkinliğin, 2018 yılının ilk yarısında, 2017 yılına göre hız kesmeye başladığını saptıyor. Rapor, dünya ekonomisinin 2018 ve 2019 büyüme hızına ilişkin Nisan ayında açıkladığı beklentileri yüzde 0.2 oranında azaltıyor ve genelde ekonomik büyümenin dengesinin zayıfladığını, kimi ülkelerde de gerilemeye başladığını söylüyor.  IMF'yi, özellikle küresel toplam borç yükünün artmaya devam ederek, 247 trilyon dolarla küresel hasılanın yüzde 318'ine ulaşması kaygılandırıyor.
OECD: OECD raporu ticaret savaşları riski yüzünden tahminlerini geriye çekti; küresel ekonominin 2019 yılında yüzde 3.5 büyüyeceğini öngördü.
Rapor, ticarette ve yatırımlardaki artışın ticaret kotalarının artma riski nedeniyle düştüğüne dikkat çekti. Rapor, yüksek faiz oranlarının ve Amerikan dolarının güçlenmesinin, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırdığı ve bu ülkelerin para birimini zayıflattığını bildirdi.
The Econonomist Intelligence Unit: Dünya ticaretinin büyüme hızının 2017'de yüzde 5.2'den 2018’de yüzde 4'e düştükten sonra bu eğilimi koruyarak, 2019'da yüzde 3.4'e gerilemesini öngörüyor.
DHL: Küresel ticaretin büyüme hızında, 2019 başında bir yavaşlama bekliyor.
Schroders: Global Economy notunda, küresel ekonomik büyümenin 2018'de 3.3'ten 2019'da 2.9'a gerileyeceğini düşünüyor.
Bu beklentilerin şekillenmesinde, olası ticaret savaşlarının kısıtlayıcı etkilerinin yanı sıra dünyanın önde gelen ekonomilerinin hız kesmeye başlaması  rol oynuyor.
Morgan Stanley'in baş Global Ekonomi Stratejisti Ruchir Sharma, şirket borçlarının geride bıraktığımız sekiz yılda üç kat artarak, 2008 krizi öncesindeki rekor düzeylere ulaştığına dikkat çekiyor.
Küresel ekonominin ABD dışı aktörleri
1- Çin: Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'de ekonomik büyümenin 2017 yılında yüzde 6.7'den 2018'de yüzde 6.5'e, 2019'da da yüzde 6 düzeyine gerilemesi bekleniyor. Ancak birçok gösterge yavaşlamanın resmi büyüme verilerinin gösterdiğinden daha derin olabileceğini ima ediyor. Yeni ihracat siparişlerinin 2018’in ikinci yarısında düzenli olarak gerilemekte olduğuna, yeni ithalat siparişlerinin düştüğüne dikkat çekiliyor. Bloomberg, "China International Capital Corp." ekonomistlerinin yayımladıkları bir bilgi notunda "iç tüketim öncü göstergelerinin hızla gerilemekte olduğu belirtiliyor.
Çin ekonomisinin büyüme hızı son yıllarda gittikçe artan oranda kredi genişlemesine dayanıyor. Ancak 34 trilyon dolara ulaşan toplam (kamu+özel) borç (gerçek miktar daha yüksek olabilir), yalnızca Çin için değil, özellikle dünya mali piyasalarında bir kriz ve olası bir küresel resesyon riskini arttırması açısından gittikçe artan oranda kaygı yaratıyor.
2-AB: Ekonomide yavaşlama havası AB bölgesi için de söz konusu. Preject Syndicat'da London School of Economics'ten Prof. Lucrezia Reichlin, AB'de ekonomik büyüme hızının 2017 yılının üçüncü üç aylık döneminden bu yana gerilemeye başladığına dikkat çekiyor; Almanya ekonomisindeki yavaşlama eğiliminin AB bölgesi için iyiye işaret olmadığını vurguluyor.
Alman ekonomisinin lider sektörlerinden otomotiv endüstrisinde üretim yüzde 7 oranında geriledi. 2019 ekonomik büyüme beklentisi 1.8'den 1.5'e çekildi. Almanya Ticaret Odaları da ihracatın büyüme hızının 2018’de yüzde 2.8 ile geçmiş yılların ortalamasının yarısına gerilediğini bildiriyor.
3- BRIC: Dünya ekonomisinin bir ayağını da Arjantin, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika gibi gelişmekte olan ekonomiler oluşturuyor. Bu alanda da ekonomik performanslar iyi değil. Bloomberg, analistlerin, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerinin karlarına ilişkin beklentilerini yüzde 6 oranında düşürdüklerini aktarıyor. Conference Board Ekonomistleri de gelişmekte olan ülkelere ilişkin ekonomik büyüme beklentilerini yüzde 3.8'den 3.7'ye çektiler.
Bu ülkelerin dolar cinsinden borçlarının, 2008 sonunda dünya ekonomisinin yüzde 9'undan 2018 yılında yüzde 14'üne yükselmiş olmasına dikkat çekiliyor.
Mutlak miktar olarak 5.5 trilyon dolara ulaşan bu borç yükü, bu ülkelerin ekonomilerini dolar faizlerindeki hareketlere duyarlı bir konumda tutuyor.
Türkiye ekonomisi
Türkiye ekonomisinin son 20 yılda edindiği, farklılaşmış özellikleri bulunmaktadır.  Bunların başında büyüme kapasitesi gelmektedir. 2008'de krizde yüzde 0.8 büyümeyi başaran Türkiye ekonomisi, kriz dünyada derinleşirken 2009'da yüzde 4.7 daraldı. Daha sonraki süreçte kesintisiz büyüdü. 2010'da yüzde 8.5 büyüyerek krizin etkilerini sildi. Türkiye ekonomisi 2011'de yüzde 11.1, 2012'de yüzde 4.8, 2013'te yüzde 8.5, 2014'te yüzde 5.2, 2015'te yüzde 6.1 ve 2016'da yüzde 3.2 büyüme gösterdi. Büyüme 2017’de  yüzde 7.4, 2018’de  yüzde 3.7 oldu ve 2019’da tahminen yüzde 3.7 olacak.
Bu tablodan şu çıkıyor: Kırılgan fakat güçlü iç pazar faktörü ile büyümeden düşmeyen bir ekonomimiz var. Dış pazarını genişletme yeteneğine sahip bu ekonominin ithalat bağımlılığından kurtulmak, üretimi yerlileştirmek, dijital dönüşüme ayak uydurmak ve “sürdürülebilir büyüme”ye geçip rekabetçi olabilmek gibi yakıcı bir gündemi de var; bugün bu aşamadayız. Biz içerden bakınca başka, dışarıdan tartanlar ise daha başka yorumlar yapabiliyor.
İçten ve dıştan iki bakış
Deyim yerinde ise Türkiye ekonomisine en karamsar bakış IMF’den geliyor.
Bu bakışın dayanağı şu: Sermaye akımlarında ani yön değiştirmelerin etkisi büyük oluyor. Türkiye’nin ekonomisi jeopolitik risklere karşı son derece savunmasız.
Bu noktada Türkiye’nin kendi hedeflerine ve IMF öngörülerine mukayeseli baktığımızda aşağıdaki iki tablo çıkıyor:;
Hükümet tahminlerini içeren Yeni Ekonomi Programı'ndaki (tablo-a) öngörüler ile IMF’nin Türkiye öngörüleri (tablo-b) dikkate değer ölçüde örtüşmektedir. Fark sadece büyümenin düşmesinde; bize göre yumuşak, IMF’ye göre sert bir düşüş olacak. Bundan, IMF’ye başvurmadan muhtemel ‘IMF Programı’nın veya önereceği politikaların benimsendiği sonucunu çıkarabiliriz. Görünen gerçek, Türkiye ekonomisinin 2019 yılında dengeye kavuşacağı fakat bu dengenin 2018 yılına göre daha dar (geri) bir noktada oluşacağıdır. Büyüme düşecek, işsizlik artacak. İthalatın daralmasından dolayı cari açıkta keskin düşüş  olacak. Türkiye ekonomisinde cari açığın azalması kural olarak üretimde düşüş anlamına da gelir; ancak Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, cari açıktaki güncel düşmeyi, “köpük ithalatın” düşmesine bağlayarak “olumlu ayrışma” olarak değerlendiriyor; en olumlu müşterek öngörü ise 2019’da Türkiye’de enflasyonun düşme eğilimine girecek olmasıdır.
Dışarıdan diğer Türkiye yorumları
OECD-Türkiye: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) iç talebin düşmesi sonucu Türkiye’de ekonominin 2019 yılında yüzde -0.4 oranında daralacağını rapor etti. Raporda, itibarlı ve şeffaf mali ve para politikalarının uygulanması, iç piyasada güvenin tesis edilmesi halinde ise 2020 yılı için büyümenin yüzde 2.7 oranında artabileceği bildirildi. İşsizlik oranının yüzde 11’e ulaştığı, bu oranın genç işsizler arasında yüzde 19’a çıktığı hatırlatılan raporda, iş piyasasının koşullarının daha kötüleşeceği tahmininde bulunuldu. Özellikle inşaat sektörünün bu durumdan olumsuz etkileneceği ifade edilen raporda, 4 milyona yaklaşan göçmenin varlığının yarattığı sosyal sıkıntıya da dikkati çekildi.
The Economist: Dergi 'The World in 2019' (2019'da Dünya) sayısında Türkiye'de kişi başına gelirin 10 bin 660 dolar civarında olacağı tahmininde bulunurken enflasyon oranını yüzde 10.8, bütçe açığının GSYH'ye oranını yüzde 3.1 olarak görüyor. İçeriden bakışa göre iyimser.
Fitch, Türkiye ekonomisinin 2018 ve 2019 yılları için reel büyüme oranı tahminlerini düşürerek yüzde 3.6 ve yüzde -1.9 olarak açıkladı. Daha önceki tahminler sırasıyla yüzde 4.1 ve yüzde 3'tü. Fitch, kur krizinin, yüksek enflasyonun ve dış finansman koşullarında yaşanan sıkıntıların 2019’da ülkenin resesyona sürüklenmesine neden olacak ekonomik bir şok yarattığını yazıyor. Fitch, kredi arzının daralması ve güvenin zedelenmesi gibi nedenlerle ekonominin beklenenden hızlı yavaşladığına da dikkat çekiyor. Karamsar.
Moody's Türkiye'nin tırmanan kurumsal zorluklar ve politika belirsizliği ile karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, 2018'de yüzde 1.5 büyümesini beklerken, 2019 için ise yüzde -2 daralma tahmini yapmaktadır. Karamsar.
Değerlendirme
Dünya ekonomisinin  2018 yılında ivme kaybettiği, 2019 yılının 2018’den daha olumsuz geçeceği önümüzde duran gerçekliktir. Böyle olmayacağına dair bir mucize beklentisi de yoktur. Ancak Türkiye ekonomisinin 2019 yılında nasıl olacağına esnek bakmamız için birçok neden bulunmaktadır. Çünkü Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisindeki payı küçüktür ve küresel gelişmelerin etkisini ustaca politikalar ve reformlarla minimuma indirme olanağı her zaman mevcuttur. Bu kadar da değil, Türkiye ekonomisinin üzerine oturduğu birçok dinamik denklem bulunmaktadır; bu nedenle yeni dönem için yeni politikalar büyük önem kazanmaktadır. 
Türkiye, önümüzdeki (31 Mart)  yerel seçim bağlamında sertleşen siyasi iklimi aşabilir ve köklü ekonomik açılımlar dönemine geçebilirse yeni bir ekonomik başarı hikayesi yazabilecektir; çünkü  güvenilir değerlendirmeler ‘Ticaret Savaşları’nın Türkiye için fırsatlar yarattığı noktasında birleşmektedir.
TİCARET SAVAŞINI ÇİN KAZANACAK
'Tüm dünyaya karşı ABD'nin ticaret savaşı'nı değerlendiren Avrupa Merkez Bankası uzmanlarının görüşü:
- Sonuç ABD'nin aleyhine olacak.
Washington'ın tüm ithalata yüzde 10 ek vergi getirdiği ve ihraç eden ülkelerin aynı oranla karşılık verdiği ve borçlanma maliyetinde artışla küresel para piyasalarında düşüşün sürdüğü durumda…
- ABD ekonomisi yüzde 2 gerileyecek; üç yıl içinde de Gayri Safi Milli Hasıla'nın (GSMH) yüzde 1 oranında kayba uğrayacak.
- Amerikan şirketleri yatırımda kemer sıkacak ve istihdamdan tasarruf etmeye çalışacak.
- Ticaret savaşında yüzü gülen taraf Çin olacak.
- Washington'a misilleme olarak Amerikan ürünlerine ek gümrük vergisi getirilmesi, Çin'in elini güçlendirecek, Çin mallarına rağbet artacak.
- Çin’de yatırımı olan ABD şirketleri, ABD’ye dönmeyecek, yatırımlarını Çin’i çevreleyen ASEAN ülkelerine kaydıracak.
BERAT ALBAYRAK - Hazine ve Maliye Bakanı;
“Dışa bağımlılık azalacak”

“Gevşemeden, rehavete kapılmadan, yüksek bir motivasyon ve azimle devam edeceğiz. 2018 gelişmekte olan ülke ekonomileri açısından zor bir yıl oldu. Bir önceki döneme göre baskı artırıldı. Ticaret savaşları, emtia fiyatlarındaki oynaklığa sebep oldu. Tüm bu dalgalanmaların ekonomimize olan etkisini sınırlandırmak için gereken tüm tedbirleri almaktan çekinmedik. Kararlılıkla attığımız bu adımlarla piyasalardaki dalgalanma yerini normalleşmeye bıraktı. Ağustos’tan bugüne TL, dolar karşısında yüzde 20 değer kazandı, diğer para birimlerine kıyasla en çok değer kazanan para birimi oldu.
Yurtiçi piyasalardaki normalleşmeyle TL'deki kazanç ve petrol fiyatlarındaki düşüşü de gördük. Üretici fiyatlarında ve tüketici fiyatlarındaki olumlu gelişmelerin de devamına şahit olacağız. Yapısal tedbirlerle beraber enflasyonun kademeli olarak azalıp 2019'da 15.8, program sonunda ise yüzde 6'ya gerilemesini gerçekçi görüyoruz. Koyduğumuz hedeflerin de üzerine çıkacağız.
Gelişmeler, önümüzdeki dönemde büyümenin YEP'te öngördüğümüz gibi gideceğine işaret ediyor. İthalattaki köpüğün azalması, ihracattaki artışla cari işlemlerde dengelenmeyi yaşayacağız. 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ürün sayısı 2002'de 9'ken bugün 32 oldu. Ülke sayısı ise 8'den 38'e ulaştı. İhracatta yıl sonu 170 milyar hedefini başarmış olacağız.
Önümüzdeki dönem lafta değil, sermaye piyasalarını güçlendirecek ürün ve kaynak çeşitliliği, finansal okuryazarlık ile her şeyi artıracağız. Yoğun mesai ile bu sektörü de son dönemdeki adımlarımızla daha da güçlendireceğiz. Kalkınma ve Yatırım Bankası’nı Ankara'dan İstanbul'a taşıyarak çok daha etkin bir yapıya büründürüyoruz. Dışa bağımlılığımızı azaltacak politika setlerimizi hayata geçirmeye başladık devam edeceğiz.”
EROL BİLECİK - TÜSİAD Yönetim KuruluBaşkanı
“Başkalarını suçlamayalım”
“Ekonomide geçen yıl önemli zorluklarla karşı karşıya kalındı. Durumun bugünkü hale gelmesinde elbette küresel gelişmelerin çok önemli etkisi var. Ama işi sadece bu şekilde özetlediğimiz zaman ana resimde büyük bir eksiklik kalır, haksızlık etmiş oluruz, bundan sonraki süreçler için. Konjonktürel süreçlerin çok önemli etkisi olmasına rağmen iğneyi önce kendimize daha sonra başkalarına batırmakta çok önemli bir fayda görüyorum.
Bugün nakit sıkışıklığı aşağı yukarı her sektörde yaşanıyor. Finansmana erişim artık eskisi kadar rahat ve maalesef ucuz değil. Mart ayıyla yapılan karşılaştırmada faizlerde yüzde 11, kurlarda ise yüzde 40'a yakın yükselme var ve hem tüketici hem de üretici açısından faiz yükü altında zor günler yaşadık. Önemli bir nokta da talepte ciddi bir düşme var. Son dokuz yıldır kesintisiz büyüyen ekonomimiz maalesef artık küçüldü. Tüketim, yatırım ve ithalatta çok önemli düşüşler çok öne çıktı. İthalattaki düşüş ham maddeyi ithal etmediğimizi, yani üretimin azaldığını gösteriyor. İçinde bulunduğumuz dördüncü çeyrek açıklanması birkaç ay sonra olacak. Ekonomimizin küçülmeye devam edeceği de aşağı yukarı net bir şekilde tablolanmış vaziyette. 2019 yılında tekrar büyümeye dönmemiz için yapmamız gereken ödevlerimizin listesi net ve açık. Bu konuda sayın Berat Albayrak ve yönetimiyle son derece yakın çalışıyoruz ve bütün taleplerimizi iletiyoruz. İyi dinleyen bir ekonomi yönetimi var.”
ABDURRAHMAN KAAN - MÜSİAD Genel Başkanı
“Pozitif büyüme sürer”
“2018 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7.2 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde ise yüzde 5.2 büyümüş ve güçlü büyüme performansını sürdürmüştü. Bu dönemde tüketim ve yatırım harcamalarının GSYİH büyümesine yaptığı katkı beklentilere paralel gerçekleşmiş, dikkatleri çeken nokta ise net ihracatın katkısı olmuştu. Geride bırakmış olduğumuz üçüncü ve dördüncü çeyrekte ekonomik aktivitede gözlenen yavaşlamaya karşın net dış talepten alınan destekle birlikte, yılsonu büyüme oranı tahminen yüzde 4-yüzde 4.5 olmuştur. Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında dış ticaret açığında gözlenen daralmanın daha da belirgin hâle gelmesi, net ihracatın büyüme katkısının yılın 3’üncü ve 4’üncü döneminde de sürdüğüne işaret etmektedir. Yılın son çeyreğinde yaşanan gelişmeler, Türkiye ekonomisinde dengelenme sürecinin hız kazandığını göstermektedir.
Ticaret savaşları ve yeni korumacılık gibi kavramların ön plana çıktığı böylesi bir dönemde, siyasi ve ekonomik anlamda istikrarını tesis etmeyi başarmış bir ülke olarak Türkiye, muadillerinden pozitif ayrışmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarının olabileceği, büyüme performanslarının düşeceği ve kurların üstünde bir miktar etki yapabileceği beklentilerinin olduğu böyle bir dönemde; ülkemize sıcak sermaye girişi de sürmüştür.
Yatırımlar için oldukça elverişli demografik yapısı, genç nüfusu ve yeni ekonomi için gereken faaliyetlere açılan alanlarıyla oldukça büyük bir pazar olan Türkiye’nin, içinden geçmekte olduğu dengelenme sürecine karşın 2019 yılında da pozitif büyüme performansını sürdüreceğine inanıyoruz.”
MEHMET ADNAN AKFIRAT - Türk-Çin İş Geliştirme ve Dostluk Derneği Başkanı
“Kazanan Türkiye olacak”
“Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşları Çin'e daha fazla ihracat yapabilmek açısından Türkiye için bir fırsat olabilecek.
Çin malı ürünler artık tüm gelişmiş ülkelerin raflarındadır.
Giderek daha kaliteli üretim yapan Çin firmaları artık markalaşma sürecine girmiştir. ABD bu yükselişi durdurmak istiyor. Ancak Çin'in aldığı önlemler ABD'yi geriletecektir.
Çin’in  planlı ve merkezi bir ekonomisi var. Çin halkı zorluklara dayanma gücüne sahip. ABD'nin böyle bir imkanı yok. Bu savaşta ABD pes etmek zorunda kalacaktır.
Çin Ticaret Bakanlığı, ABD ile müzakerelerden çekildi. Bu kapsamda Çin'in ABD'den ithalatı azaltacak ve İpek Yolu üzerindeki ülkelerden ithalata öncelik verecek.
Çin dünyanın en büyük pazarı. Yaklaşık 400 milyon kişi AB’deki  refahı yaşıyor. Türkiye tüketim ürünlerinde çok ciddi bir potansiyele sahip. Kalitesi iyi, doğanın verdiği olanaklarla zengin, aynı zamanda da Avrupa ve ABD'deki ürünlerden çok daha ucuz. ABD ürünleriyle kıyaslanabilecek ürünler üreten en önemli ülke, Türkiye. Dolayısıyla Türkiye'nin bu avantajı kullanarak Çin pazarına bütün gücüyle girmesi lazım. Bu savaş Çin ile ABD arasında ama kazanan biz de olabiliriz.”
ŞEKİB AVDAGİÇ - İTO Yönetim Kurulu Başkanı
“Türkiye ekonomisi V çıkışı gerçekleştirecek güçtedir”
“2018’in yaz aylarında yaşadığımız ekonomik kıskaç, 3. çeyrek büyüme rakamını da kıskaca aldı. Bu rakam, kurda yaz taarruzunun ifadesidir. Türkiye’nin kapasitesi, bu değildir. Ekonomi yönetiminin açıkladığı programlar, aldığı tedbirlerle birlikte ihracat, faiz ve kurdaki olumlu seyirle Türkiye ekonomisi V çıkışı gerçekleştirecek güçtedir.
Her şeye rağmen 3. çeyrekte büyümenin pozitif bölgede kalması önemliydi. Psikolojik olarak iş dünyamızı güçlü kılacak bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda YEP’de de öngörüldüğü şekliyle ekonomide bir dengelenme dönemi başladı. Manipülatif hareketin etkisi, 2018’in son çeyreğine de ılımlı olarak yansıdı. 2018 ihracat rekoru kırdığımız yıl oldu. Turizmde 2019 beklentileri yüksek.
Ufukta sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme görebiliyoruz. Ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerle önümüzdeki üç ayın, bugünden iyi olacağına inancımız tam. İş dünyası da üretimin yeni kodlarını programlayarak, büyümede bambaşka pencereler açacaktır. Türkiye ekonomisi V çıkışı gerçekleştirecek güçtedir.

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2019, 10:39
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner216

banner269

banner256